Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

On bir ekim 1085 Harput'un fethi

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

“On bir Ekim, Harput'un ülfet çağı

Taşırım Harput'a yürekten bağı

Bir zamanlar bolmuş sütü, yağı

Düşmesin haneye örümcek ağı

Gönülden isterim tütsün ocağı

Şefkattir Harput'ta, anne kucağı

Harput, şehrin ne kazası, bucağı?

Kızarır, ovaya bakan yanağı!

Derin sükutu andırır dudağı!”

Her Elâzığ’lı için, Harput bir sevdadır. Her cuma günü Elâzığ’lı, Ulucami’ye, Sarayhatun Camisine, Kurşunlu Camiye akın ederler… Ramazan Ayında da Harput’un farklı bir manevi atmosferi vardır. İftar sonrası Harput dolup taşar…

Harput’un fethi, ilk defa Malazgirt-1071 yılından sadece 14 yıl sonra, Çubuk Bey tarafından fethedilecektir.

Çubuk Bey, Alparslan’ın komutanlarındandır.

Arif Nihat Asya’nın, “Delikanlım! İşaret aldığın gün atandan! / Yürüteceksin! Millet yürüyecek arkandan!” Sultan Alparslan, Malazgirt Zaferinden sonra komutanlarını toplar, “Malazgirt bizlere Anadolu’nun kapılarını açtı. Şimdi bundan sonra, siz beylerimle birlikte bu güzel topraklarını bizden sonra gelecekler için güzel bir yurdu fetih ve inşa etmektir…”

Bu tarihi işaret üzerinde Sultan Alparslan’ın komutanlarından Çubuk Bey’de, 1085 tarihinde Harput Kalesini fethedecektir. Çubuk Bey, 24 Kasım 1972 tarihinde, Sultan Alparslan’ın vefatından sonra Selçuklu Devletinin başına geçen Melikşah’a, askeri alanlarla birçok hizmetleri olacaktır. Çubuk Bey’in Harput ve çevresinde de fetih ve fütuhatlar da bulunduğunu görüyoruz. Çubuk Bey’in Harput Beyliğinin, 25 ila 28 yıl kadar sürdüğünü görüyoruz.

Harput’ta, Harput Artukluları Dönemini (1110-1234), Anadolu Selçuklu Devleti (1234-1243),

İlhanlılar Dönemi (1243…), Dulkadiroğulları Beyliği (1363-1465), Akkoyunlular (1465-1507)

Safeviler (1507…), Osmanlı İmparatorluğu (1516’dan sonra…)

Harput’un fethinden 214 yıl sonra Bursa, 276 yıl sonra Edirne ve 368 yıl sonra İstanbul fethedilecektir.

“Harput’tan İstanbul’a gönül/ sevda yolu

Gül kokar yollar, hoyrat esintisi

İstanbul’un Anadolu’da tepesi;

Âlimler, Ulemalar şürekâsı

İstanbul’un bir yüzü, Harput Kapı

Harput Beyefendisi, Belek tavrı!

Fetih dilidir, Ahi Evran Yolu

Yürür asırlar, ‘âlimler/ edipler kervanı’”

Rahmet Mekân Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Harput’u şiirinde o kadar nezih bir şekilde anlatırlar ki, bizleri bu tarihi ve destani üsluba hayran bırakmıştır;

“Harput’ta bir câmi… Dünden yadigâr/ “Sarayhatun” diye bir namı vardır/ Ol camiin narin minaresinde/ Uzun Hasan Bey’in endâmı vardır/ Beş yüz yıldan beri şol minareden/ Ulu peygamberin selâmı vardır/ Uyumaz Harput’un evliyaları/ Dillerinde Allah kelamı vardır/ İhtiyar “Kale”nin, Ulu Câmiin/ Mazide pek şanlı eyyamı vardır/ Her sabah yeşeren tevhit nurunun/ Nesiller boyunca peyamı vardır/ Balak Bey, at üzre Kayabaşı’nda/ Elinde vatanın ilamı vardır!”

Niyazi Beyimiz bu şiiri ne zaman yazacaklardı?

Rahmetli Prof. Dr. Mustafa Temizer’in Belediye Başkanlığı Döneminde, “Harput’un Fethinin 900.ncu yıldönümü kutlama kararı alınır. Dönemin Elâzığ Valisi Saim Çotur (1982-1986), Dönemin F.Ü. Rektörü Prof. Dr. Arif Çağlar (1982-1992)’dır.

Elâzığ Belediyesinin öncülüğünde, Elâzığ Musiki Konservatuvarı Derneği, Elâzığ Folklor ve Turizm Derneği ile birlikte, şehrimizin sanat ve edebiyat camiası yoğun bir çalışma ile güzel bir organizasyona imza attılar. Şeref Tan, Günerkan Aydoğmuş, Dr. Hüsamettin Kaya, Naci Sönmez ve daha nice kahramanlar diyelim… 1985 tarihinde Elâzığ Basın tarihinde de bir ilk olarak, “Ofset-renkli Çaydaçıra Gazetesi!” Harput’un 900.ncü fetih yıldönümü anısına Ankara’da baskısı yapılacaktı… İlk defa, “Elâzığ Şehrinin Tanıtım Broşürü…” yayınlanacaktı. O yıllardaki büyük coşku hala gözlerimizin önünde… Bizim en büyük arzumuz neydi, “böyle nezih bir kutlamanın sürekliliğiydi!” Bu yıl, Harput’un fethinin 941.nci yılındayız… Elbette ki bizler, Elâzığ Şehrini Harput ile birlikte düşündük ve düşünmekteyiz. Daha önce Mezire (Mezra) olarak da anılmıştır. Elâzığ Şehir Merkezi 1834 yılında Osmanlı Valisi Reşid Mehmed Paşa

döneminde tarihi Harput’tan Mezire’ye taşınacaktır. O sebepledir ki, bizler Elâzığ tarihini 1834 tarihinden itibaren değil, Harput’un kadim tarihiyle birlikte düşünürüz. “Harput’ta Ulu Cami” şiirimizle birlikte, Harput’u tefekkür etmenin o manevi atmosferi içerisinde selam ve muhabbetle…

HARPUT’TA ULU CAMİ

Harput Ulu Cami, bir ulu mabed

O mabed de dokuz asrın düşleri

Mazisi kadar aydınlık izlerde

İz sürer yüreğim ardıç dalında

Bir ufuk şehir, gönlünde muhabbet

Takva üzre erenleri selam eder

Selâm üzre huzur bulur ervahı

Sıddıklar, Salihlerle aynı safta…

O muhterem hislerle dolu anlar

Kıyamda, rükûda, secdede başlar

İlahi huzura koşar ayaklar

Harput Ulu Cami de seher vakti

Dokuz asrın misk kokulu amberi

Nazlı düşlere takılı kemerler

Ufkumda dağlar gibi sütunları

Yazarın Diğer Yazıları