Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Rabbim nefes vermiş

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Rabbim nefes vermiş, haydan geçeriz

İki dağ arası, saydan geçeriz

Hak uğruna gaza, candan geçeriz

Fetih türküsü, meydan geçeriz

Dünyaya gözü kör, paydan geçeriz

"Mevla'nın hükmüne, meyden geçeri"

Geçeriz biz, Sırat-ı müstakimden

NERDE KALDI?

Nerde kaldı, eski serdengeçtiler?

Güzel insanlar, rüzgâr gibi geçtiler

Âlemden baharı alıp gittiler

Sevgiden öksüz kaldı civanlar

Son baharın girdabına düştüler

Masum yüzler esarete göçtüler

SEVGİNİN OLDUĞU YERDE

Sevginin olduğu yerde kin olmaz

Çorak, sısuz toprakta ekin olmaz

Şefkate hasret gönül yakın olmaz

Rüzgârsız ufuklarda esin olmaz

Sarp, çetin dağ yolları tekin olmaz

Göz, sevgiyle örülü nazar ister

TÜRKÇE EDEBİYATI OLAN DİL

Türkçe, edebiyatı olan bir dil

Destanlarıyla konuştuğum dil

Coğrafyayı sese boyayan bir dil

Zevk, estetik, hayran kaldığım bir dil

Atiye ayna tuttuğum asil dil

Fıkra, hikâye, roman, edebi türler

Medeniyet Coğrafyamda; TÜRKÇE'M ÇAĞLAR

Zarafetiyle de gönülleri bağlar

ŞİİR, SANAT…

Şiir, sanat, edebiyatta arayış

Dünü, bütün ekseniyle tarayış

Ulvi gaye etrafında yaşayış

Edebi nükteleri hatırlayış

Geleceği kuşatan bir kavrayış

Sanatta umumi bir sıçrayış

Sükutun verdiği sancıda duyar

Yeni bir anlayışı yürekten boyar

SEHER VAKTİ

Seher Vakti, günün selâmı olsun

Cümle gönül, hakkın nuruyla dolsun

Rabbim, şerre ve nifaka gem vursun

Zaman, kâmil insana selâm dursun

Güneş, huzura, sükunete doğsun

Merhaba güne, sadıkane dostlara

Merhaba cana, arifane dostlara

Merhaba handan zarifane dostlara

Merhaba rindan kamilane dostlara

TÜRKÇE’YE DÜŞMAN

Türkçe ‘ye düşman, medeniyet düşman

Karamanoğlu Mehmet Bey'den ferman

Her sözüyle de gönlümüze derman

Türkçeyle insanım olur şaduman

Yürür asırlara şanıyla kervan

Tefekkür diliyle ıslanır zaman

Canlarla deryaları düşler liman

DÖRT BAŞI MAMUR

Dört başı mamur insan arıyorum

Dört yana, insanı kâmil soruyorum

Sahabe yolu, asrı özlüyorum

Fikrim, zikrim, hayalim; nur asrında

Umudum, doğacak günün fecrinde

OLDUM OLASI

Oldum olası karanfili sevdim

Şanımı, şöhretimi rengine verdim

Huzur içinde yüreğimi serdim

Mor bir dünyanın bahar sevdasıyım

Eylülün verdiği hüznün yasıyım

EBRULU GÜL…

Ebrulu gül nakışlı yazması var

Görürüm içinde gizli tasası var

Dalıp giden gözlerin manası var

Sevginin şefkate göz vefası var

Mısraların içli söz sofrası var

Dünyanın öteye taşan ahı var

DİNLE EY CAN

Dinle ey can kuşların tesbihini

Kuş tüyü kadar hafif muhabbetini

Göklere kanat çırpan sahavetini

O içtenliği hisseder gibiyim

Ruhumun açlığını görür gibiyim

Vuslata çağrıyı okur gibiyim

BAĞ BAHÇE BAHAR TADINDA

Bağ, bahçe bahar tadında değil

Hazan rüzgârlarını konuk eder

Kulak ver, bülbülün sesine eğil,

Bahtı kararan güle feryat eder

Yeşilin tonları nazende değil

Sarı, kızıl boyası nisyan eder

Düşlerimiz bahar zevkinde değil

Güz yağmuru soğuğa avdet eder

RABBİM VERMİŞ

Rabbim vermiş bize sayısız nimet

Âdem, beş vakti görür kendine külfet

Namazsız kurulmaz hak ile ülfet

Şöhret için harcar bin türlü mihnet

Mihnetin gizeminde saklı zulmet!

Zulm ile abadı tartmaz her sıklet

Ülfetin yokluğunda gelir afet

Yazarın Diğer Yazıları