Nasıl bir değişim, anlamadım
Kendime bir enerji de alamadım
Söyleyin, nereye gider adımlar
Gök mavisi mi, yerin yeşili mi?
Kavisli mi gider, yoksa aşılı mı?
Yalanın kuyruğu hep uzanır mış?
Kıymet bilir insanlar, utanırmış!
Keza insan, sıklıkla yanılırmış?
İKİNDİ VAKTİ
İkindi vakti, gözlerim dışarda
Masmavi gök, bütün cazibesiyle
Vaktin, serinlik veren esintisi
Ailelerin bahar gezintisi...
Suların şırıltısı,
Yaprakların hışıltısı,
Arıların vızıltısı,
Tamamen kâinat senfonisi
Dinlerken, dinlenirim sükûtla...
BİR BAYRAM DAHA
Bir bayram daha, geldi-geçti
İnfak kapılarını açtı!
Ne zorlama, ne baskı hiç yok
Hakka boyun eğen itaat!
Kalbe huzur veren sadakat
Sabır çeken zikir, ibadet
Manevi zenginlik, kanaat
GÜN BATIMI
Gün batımı, içimde farklı hisler
Gurup düşünceleri uhrevi sesler
Ufku, kızıla boyayan nefesler
Gözlerim dalar, ufuk ötesine
Hislerle nefeslenir bütün tenim
Sessiz çığlıkları dinler gibiyim
Kâinat bir dile gelse ne olur?
Âdem’den yana suallerim olur!
TRAFİK CANAVARI
Trafik canavarı affetmiyor
Bu bataklığa saplanıp kalanlar
Acılara gözyaşları yetmiyor
Bin ahla, acı haberi alanlar!
Geçse de yıllar, acı hatıralar!
Çığlıkları kulağımızda çınlar
Yarabbi, bizleri felaketlerle,
Görünür, görünmez kazalarla,
Kaldıramayacağımız yükle,
İmtihan etme (âmin)
ZALİMİN ELİNDE
Dünya, zalimin elinde köhne bir kent
Gazze'nin, Türkistan'ın yollarında, bent!
Asrın muştusu, cengâver levent!
Çıkar elbet, tarihler yanılmadı?
Âlem her zaman zorbayla anılmadı.
Beş cücenin attığı malum kement!
Kırılacak elbet, biraz daha sabret
Asrın çile yolcusuna selâm et!
OH, BE!
Oh be, güneş doğdu nihayet
Bugünden sonra, ısınacak hayat
Haşa! Haddimize değil şikâyet
Bulutlarla da, ülkem şendi gayet
Bir nihavent şarkı dinlersem şayet
İçimdeki hüznü atmaya gayret
Türkülerimizde arınır hasret
İTİBAR
İtibar der dost, paradan sevimli
Asalet, âdemin boynunu dik tutar
Ne itibardan, asaletten geçilir
Erdemli insan, vakarına hayran!
Gezip tozduğum, gönüllerde seyran
Aklımın ucundan geçmez, feveran
İtibâr, asalet sükûtu sever...
Sükûtla, gönül aynasına bakar
KENDİNİ GÖRMEZ
Kendini, nefsini, hevesini görmez
Hayatını, helâl lokmayla örmez
Kalkar, geçmişine lânet okur
Öyle bir ateş ki, sinelere kor
Kör gözler akletmez bir lâhza şükür
Şükürden kaçana sözümüz yetmez!
VEFALI YAR GELİR
Gurbetin yolu sineye zor gelir
Garibin yolu, sineye kor gelir
Bir lahza tebessüm cihana değer
Gözlerim yolda, vefalı yâr gelir
Vefasız dünya, insana dar gelir
TÜRKİYE DEDİ...
Avrupa, Anadolu'ya "Türkiye” dedi
Malazgirt Zaferiyle, taçlanan isim
Anadolu, Türklere, ikinci Türkistan...
Hangi kahpe niyet, "Türkiye" ismi ile oynar
Türkiye ismi, bu millete; "vatan tuğrasıdır"
HAYATIN YOLLARI
Hayatın yolları, zordur, çetindir
Zoru, kolayı seçmek niyetindir
Vasat yollarda yürüyen metindir
İfrat ile tefrit yardan uçurur
Nusrete giden yol, "gönül yoludur"
KEKİK KOKAN
Gözlerim, yeşil, kekik kokan dağlarda
Sulak vadilerin de hayvanlar...
Ötelerde çoban sesleri...
Mayıs ayının artık son günleri
Sıcaklar artık geliyorum diyor
Güneş, toprağın nemini çekiyor
Bahar coşkusu, renk renk çiçekler...
Taşların altı, börtü-böcek kaynıyor
Bulutlar, sükûtla rüzgârla sohbette
SÖZDEN GELEN GÜLDÜR
Paylaştığımız, sözden gelen güldür
Gönüllerin ikramı, sade güldür
Fatih'in kokladığı narin güldür
Gülde, Allah Resul'ünün remzi saklı
Gönlümüzde, Muhammed'i bir sevgi
BAYRAMLAR
Bayramlar, bayram gibi yüreğimde
Güzel düşleri silinmez beynimde
Dualar sırrım, rahmet dileğimde
Zaman tekerleği, hayat çemberimde,
Döner, döner, bayram esenliğine
GÜZEL TÜRKÇE'M BAYRAK YAPTIĞIM
Anadolu'm sende metin bir kale
Yurduma kırmızı gül, beyaz lâle
Duruşun güven verir istikbale
Güzel Türkçe'm bayrak yaptığım şehir
Kayı Boyu, Artuk Bey diyarısın
Dokuz asrın fetih tılsımı sen de
Feryadı kopan çığ, birlik ruhuyla
İmdi özünde buluştuğum Şehir
Derler, Elâzığ bir çanak içinde
Sevdası, Uluğ Türkistan içinde
Çanak tutar eller, gülzar içinde
Türküler, gönlümü verdiğim Şehir
Çanakkale, Yemen ve Sarıkamış
Dua tüter ocağ, gazi yüreği
Anılar daha dün kadar taptaze
Şefkatin yüzüne sürdüğüm şehi