Kabaran dalgaları görür müsün?
İçimdeki fırtınaları anlatır
Geçit vermeyen dağlar bilir misin?
Ruhumda, Ergenekon’u kaynatır
Derin vadileri hiç bilir misin?
Boz yeleli, kır atları çatlatır
Nakış nakış çizdiğim öfkemdir
Bir ömrü biçtiğim dertli çilemdir
BAŞIBOZUK BİR ÇAĞDAN
Başıbozuk bir çağdan geçiyoruz
Dünyayı tehdit eden gafile bak!
Elinde çekilmiş pime gülüyoruz
Gazze, Doğu Türkistan dahile bak!
Gönüllerde fırtına açıyoruz
Ülkemin üç yönünde sahile bak!
Turani rotamızı seçiyoruz
DÜNYA OYUN…
Dünya oyun, eğlenceden ibaret
Hakk'a iyi bir kul olmak maharet
Hayır, hasenat en güzel ticaret
Yol gösteren dersler bize işaret
Zulme dur diyen yürekte cesaret
Kula, kul olmak en kötü esaret
Hayatın cilvesidir, "kendin ol" der.
DÜNYA ARTIK…
Dünya artık seni hiç dinlemiyor
Çünkü senin dilini anlamıyor
Sende, insani değer göremiyor
Yüzündeki dehşetten gülemiyor
Netanyahu, yahu sen niye geldin?
Dünya yüzünü karanlığa çaldın
EY İNSAN
Ey insan, acziyetini bil ve gör
Kendini bilmeyen, hakikate kör
Aczin düştüğü mahrumiyeti sor
Hakka teslimiyeti bir daha yor
İnsan olmanın şiarı, dürüstlük!
Eşiğine taşıdığın düzgünlük
BİR DEFA…
Bir defa gönül kırılmayı görsün
Gözyaşından harcı döksen onarmaz
Mazlumun ahını almayı görsün
Bin defa kapısı çalman onarmaz
Derde duçar kılıp solmayı görsün
İçten yıkılan binayı onarmaz
ZALİM…
Zalim, her yerde zalimliği yapar
Makama, şöhrete, paraya tapar
Ülkemizde kötü çığırlar açar
Kendi kuyusunu kendisi kazar
Karabatak gibi çıkar ve batar
Ah, mazlumun vicdanı küt küt atar
Zalim bu ya, nice haneler yakar
İKİYÜZLÜ…
İkiyüzlü riyakardan geçilmez
Kalbim kötüleri hiç mi hiç silmez
Sözüm, kötülere karşı eğilmez
Hak söyler özüm, zalime yenilmez!
Bilirim, ne zulüm; zalim sevilmez
ALINTERİ
Alınteri, göz nuru emeğimiz,
Emekle şifa gibi yemeğimiz
Helal lokmadır ancak servetimiz
Şu hayatta, adalet gerçeğimiz
Ahlakla banidir, geleceğimiz
Erdemli bir toplumdur dileğimiz
BERRAK SUDA
Berrak duru suda gönül görünür
Boz bulanık suda göğsüm sürünür
İkiyüzlü de fikirler alabora;
Tereddüt zinciri, akıl dövünür
Bu yollar, dürüst ademle yürünür
EY KAHVELER...
Kıraathane idi, kırıtanhane oldu
Asrımızın çehresi, sırıtanhane oldu
Duman-is içerisinde kalmış loş duvarlar
Tavla-zar üzerine kaymış yek'te nazarlar
Oyun ki, galibi-mağlubu bıktıranhane
Mikrobu içten içe kemirip yıktıranhane
Cemiyeti kuşatan, sinsi bir hastalık bu
İnsanı tecrit eden, atalet yuvası bu...
Adım başında kahve nelere işaret
Hani nerde, fikirle yükselen imaret?
Eğlenmenin oltası, kafalarda zonklamış
Kazanmanın ibresi, yelkovanı yoklamış
Gelsin çaylar şirketten, kaybedenin acısı
Masa ağası olmak, eğlencenin darısı
Örümcek ağı sarmış sokak başını
Ey kahveler! Kaldırın harsımızın na’şını...