Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Gaziantep dünya gündeminde

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Fırat Gazetesi’nden Kübra Türkan Engez’in, “haber yorumunda Antep işi
ile hazırlanan kıyafetlerin dünyaca ünlü Londra Moda Haftası’ndaki
defilede sergilendiği…” belirtilirken, “Elâzığ’ın el emeği göz nuru
eserleri acaba ne zaman dünya vitrinin de yer alabilecek?” sorusunu
kamu vicdanlarına yöneltiyorlardı.
Bu haber-yorum bizleri ciddi şekilde düşündürmelidir?
Elâzığ ilimiz yemek çeşitliliği ve zenginliği bakımından Gaziantep’in
ardından Türkiye’de ikinci sırada yer alıyor… Bu şehrin, 154 ila 200
arasında değişen özgün yemek, tatlı ve içecek çeşidine sahip…
Kaynaklara bakıyoruz. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından
tescillene Elâzığ’a ait toplam 12 coğrafi işaretli gastronomik ürün
bulunuyor.
Elâzığ İlinin tescilli yemek, tatlı ve içecekleri şöyle; “Elâzığ Sırın
Yemeği, Palu Tava, Elâzığ Taş Ekmeği Tatlısı, Elâzığ Orciği ve Elâzığ
Çedene Kahvesi…” Kömürhan Köprüsünden Türkiye’ye taşıyabildiğimiz, 5
ürün…
Tescilli Tarım Ürünleri ve Çerezler ise şöyle; “Ağın Leblebisi, Elâzığ
Geven Balı, Elâzığ Öküzgözü Üzümü, Elâzığ Boğazkere Üzümü, Elâzığ
Tahannemi Üzümü, Elâzığ Menceki Buğdayı, Keban Biberi ve Elâzığ
Vişnesi…”
Türkiye’yi ziyaret eden 64 milyonun üzerindeki Turist Rehberinde
Elâzığ Şehrine ait, “bu tescilli ürünler…” görülebilir.
Bizleri Türkiye’nin dışına taşıyabilecek bir ufka, aydın hareketine
ihtiyacımız var. Rahmetli Av. Fikret Memişoğlu’nun evi/ veya mekânı
bir atölye niteliğindeydi… Rahmetli Av. Fikret Memişoğlu’nun
yetiştirdiği talebeleri Elâzığ Şehrinin kültürel simgesi olarak
bilinen “Çaydaçıra Halk Oyunu!” 1960 yılında İngiltere’nin Llangollen
kasabasında düzenlenen “59 ülkenin katıldığı Uluslararası Folklor
Festivalinde, klarnetçi Mevlüt Canaydın ve davulcu Hıdır Sezgin’in
eşlik ettiği ekibi, ‘dünya üçüncülüğü’ derecesini elde edecekti. Bu
efsane ekip dönüş yolunda, Fransa’da katıldığı festivalde de
sergiledikleri oyunla tüm Avrupa’yı büyülemiş ve hafızalara, “Mumlu
Dans” adıyla kazınıyordu.
Elâzığ gerçekten, “Şiir, Sanat, Edebiyat, Folklor, Gastronomi ve
Geleneksel El Emeği- Göz Nuruyla sergilenen muhteşem bir kültürü…”
bulunuyor.
Elâzığ Şehri, Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarında, Türkiye’ye ve Türk
dünyasına, ‘örnek’ oldu. Peki, bu markalaşan değerinizi, yerküresine
nasıl taşıyacaksınız?
Struga Şiir Akşamları örneğini verdik… Struga Kuzey Makedonya’nın
güneybatısında, Ohrid Gölü kıyısında kurulmuş turistik bir kasaba… Bu
kasabada, 1966 yılından günümüze kadar kesintisiz bir şekilde
yapılagelen UNESCO’nun desteğinde gerçekleştirilen Struga Şiir
Akşamları dünyanın dört bir yanından şairler katılıyor. Struga Şiir
Akşamlarının, “Altın Çelenk” olarak isimlendirilen prestijli ödülü her
yıl veriliyor. 1974 yılında bu ödülü, Fazıl Hüsnü Dağlarca almışlardı.
Bugün Struga İlçesinde, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ismi bir sokağa
verilmiştir. Ayrıca Struga Kent Müzesinde, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın,
diğer şairlerle birlikte, Struga Kent Müzesinde Büstü bulunmaktadır.
Sorumu tekrar yöneltiyorum, “gelecek yıl 30.ncusu gerçekleştirilecek
ve prestijli ödül olarak kabul edilen Türk Dünyası Hizmet Ödüllerinin
Verildiği…” Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, “UNESCO” desteği niye
almasın?
Hemen şunu belirteyim, Gaziantep İlimizde böylesine bir kültürel
organizasyon olsaydı, Fatma Şahin Hanımefendi mutlaka UNESCO’nun
kapısını çalardı…
2013 yılında bu köşemizde ifade ettim, “Türk Dünyası kültür Başkenti,
bu şehre yakışır…” Aradan 13 yıl geçmiş, TÜRKSOY’un kapısı çalındı mı?
Bütün bunlar, “arz ve talep meselesi…”
Biraz da isterseniz, ‘dünya gündemine taşınan’ Gaziantep İlimizi konuşalım.
Gaziantep İlimizin, 2025 yılı sonu itibariyle nüfusu, “2 milyon 222
bin 415” Neredeyse Elâzığ İlimizin 4 katı bir nüfusa sahip…
Peki, Gaziantep İlinin 2025 yılı toplam ihracatı, “10 milyar 145
milyon 26 bin dolar…”  Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık, ‘yüzde
4,3’ünü oluşturuyor’ Türkiye genelinde en fazla ihracat yapan, “6.ncı
il konumunda…”
Gaziantep İlimize 2025 yılında gelen turist sayısı, “bir milyon 21 bin
138…” Günübirlik ziyaretçi sayısı ise, 2 ila 2,5 milyon arasında
değişiyor…
Uluslararası Gastronomi Platformu Taste Atlas, “Dünyanın En İyi 50
Çorbası” listesini yayımladı. Gaziantep Mutfağının bilin en
lezzetlerinden “Beyran Çorbası 4,5 puanla dünya ikincisi oldu!”
Türk mutfağından, “mercimek çorbası da 4,4 puanla 13.ncü sırada yer aldı.”
Burada hemen şu soru hafızamıza geldi? “Gaziantep Beyran Çorbası
Coğrafi İşaret Tesciline Sahip mi?”
Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından,” Antep Beyranı” adıyla ve
mahreç işareti türünde tescillenmiş bulunuyor. Ürünün tescil adı;
Antep Beyranı… Tescil Numarası, 207… Coğrafi İşaretin Türü, Mahreç
İşareti… Tescil Tarihi, 13 Ocak 2017…
Elâzığ İlinin bilinen 13 ila 15 civarında çorbası sofralara geliyor.
Bu çorbalar arasında; Lobik Çorbası, Harput Çorbası (Ayranlı Çorba),
Kurutlu Çorba, Anamaşı, Haspirli Harput Çorbası, Dövme Çorbası, Erişte
Çorbası, Tarhana Çorbası, Bulgur Çorbası, Püşürük Çorbası, Kulaklı Aş,
Un Çorbası, Kabaklı Çorba, Tutmaçlı Çorba, Fasulye Çorbası…
Peki, ‘Coğrafi İşaret Tesciline Sahip Çorbamız…’ var mı?
Maalesef yok efendim…
Yazımızın başlığına, “Gaziantep İlimiz Dünya Gündeminde…” dedik.
Öyle ki, “Gaziantep İlimizin geleneksel Antep İşi Nakışı, Londra Moda
Haftası’nda Sergileniyor!”
Şüphesiz ki bu sergiyi gezenler üzerinde de ‘derin tesirler bırakıyor…’
Gaziantep Şehrinin hedefleri arasında ne yer almaktadır; “Geleneksel
Antep İşi Nakışını…” dünya pazarlarına taşımak…
Tekrar şunu sorguladım, “Antep İşi Nakışı…” Coğrafi İşaret Kapsamına alınmış mı?
06.12.2016 tarih ve 200 sayılı, ‘Tescil Numarasıyla’ Coğrafi İşaretler
Kapsamına alınmış bulunuyor.
Elâzığ İlimizin geleneksel İğne Oyaları ve Elâzığ Şehrimizin kültürel
simgesi, “8 köşeli şapkası!” maalesef Türk Patent Kurumu tarafından
verilmiş resmi bir Coğrafi İşaret Tescili bulunmuyor…
Tekrar ifade ediyorum, “şehir talep edecek…” Tıpkı, 1960 yılındaki,
“Çaydaçıra Oyunumuz!” gibi, yerküresine açılmak niyetini göstermek…
Efsanevi Harput Şehrinin UNESCO Dünya mirasına alınması için verilen
mücadele hafızalardadır.
16 Mayıs 2017 tarihinde Paris’te UNESCO’nun kendi konferans salonunda,
“rahmet mekân Prof. Dr. İlber Oltaylı Hocanın da katılımıyla Harput
Konferansı…” düzenleniyordu. Bu emekler elbette boşa gitmiyordu.
Elâzığ Şehrinin Kamu ve Sivil Kurum ve Kuruluşlarından beklentimiz
elbette ki, “Elâzığ Şehrinin çok güçlü kültürel hafızasının, beşerî ve
fiziki zenginliklerinin, bilumum güzelliklerinin daha fazla bilinmeye,
tanınmaya ve anlatılmaya ihtiyacı olduğu…” gerçeğidir. Bunun da
elbette yolları ve yordamı var.  Sizin güzel bir kumaşınız var ama, o
kumaşı yerküresine ne kadar taşıyabiliyoruz. Bütün mesele nedir,
‘hedef büyültmedir…’ Büyük Ufuklara yönelmektir, vesselâm.

Yazarın Diğer Yazıları