Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Her doğan güneş

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Her doğan güneş, vatana selâmdır

Işıklı günlerde aziz ol, derim

Vatan sohbeti, en nezih kelâmdır

Lâtif kelâmınla, leziz ol derim

İzzet, ikram sahibi bir âlemdir,

Vatan toprağına, ediz ol derim

Gönül coğrafyam, sur içre Kale’mdir

Şehit ve gazilere iz ol, derim


MALAZGİRT’TEN İSTANBUL’A

Malazgirt’ten, İstanbul'a yol gider

Şanlı fetihler, karadan denize

Meydan meydan, Şâhadete yol gider

Gönlüm bir an dalar, şanlı maziye

Topraktan vatana, kutsi yol gider

İstanbul, fethi Muhammed’i şeciye,

Fatih'ten, büyük sevdaya yol gider


ÜÇ BAYRAM BİR ARADA

Yirmi dokuz Mayıs, üç bayram bir arada...

Üçler, yediler, kırklar bir arada...

Şehitler, Sıddıklar, Sadıklar bir arada

Saflar, sükûtla dağlar misalinde,

Asırlar, bir büyük müjdenin selinde

Dağlar, ovalar, nehirler bir arada...

Sabır, sükût, tahammül gizemin emsalinde!


BAYRAMIN İÇİNDE

Bayramın içinde, barış yemeği

Kederlerden arındırır damağı

Bugünlerin ibadettir emeği

Her sohbette, sağduyuya çağrı var


GURBETİ SILAYA TAŞIDIN

Gurbeti bir anda sılaya taşıdın

Bayram, âdemin "hasret kovanı"

Ey bayram, bize manevi aş idin

Tekbirler doldurur, salih yuvanı

Ey kutlu mazim, ne güzel düş idin

Üç. Güne sığdırdık biz, mutlu anı

Gönüllere merhem, dertlere aşısın


ALPERENLER GİBİ

Bulutlar yürür, alperenler gibi

Atlar, yıldırımlar gibi akarlar

Sular kabarmış, deryalar gibi

Bereketli topraklara akarlar

Kâinatı bağrına basar gibi

Nehir, nehir keremiyle akarlar

Malazgirt'te başlar, kutlu mucize...


FETİH MÜJDESİ

Allah Resul’ünün müjdesi fetih…

Sekiz asır İstanbul önlerinde

Fetih müjdesiyle dolu seferler

Bekler asırları, kutlu haberler

Fetihle, fethi Mübin yaşayacak

Resul nazarında kutlu neferler!

SEFERDİR BİZE

Seferdir bize hayatın cilvesi

Erenler sabrı yudum yudum içer

Feryadım, dünyanın acı meyvesi

Hüznüm sinemi yaralar da geçer

Ey yolcu! Şu limandan kalkan gemi,

Elbet, zulmün dalgalarını biçer

Cudi Dağına oturur sevdası…


TURAN MARŞI

Versin omuz omuza, dağ yürüsün

Ersin muradına Türk, çağ yürüsün

Divan durdu binler yıl, ses bayrağım

Yarsın sen, yar; hilale bağ yürüsün


Bahara nişan düşen, su yürüsün

Bitsin zeval vakti, kemal yürüsün

Bulut bulut ağlasın yıldırımlar

Turan menzilinde, âlem yürüsün


Muhtaç olduğum kan, kudret yürüsün

Yakar Huda’dan ki, nusret yürüsün

Âmin der yürekler hep bir ağızdan

Zafer alaylı meydanlar yürüsün


Dilim Yunus, elim Sinan yürüsün

Fetihlerin ruhu iman yürüsün

Adil yüzlü, kerim sözlü bey hey!

Çağlara yeniden, ferman yürüsün!


KOSOVA’DA ZAMAN

Eski dünya, huzuru çimlendirmekte

Yenidünya, mazlumu çiğnettirmekte


Domaniç yaylasından Dalmaçya kıyısına

Bizi taşıyan iklim, nal sesinde duyulur

Her bahar sabahında, Türk’ün zafer muştusu

Surlarda gedik açan, top sesinde duyulur.


Gecenin karanlığı pusularla örülmekte

O pusuları kıran gün ışığı görülmekte

Gazi Süleyman Han’dan Rumeli sorulmakta

Kırk yarenin nefesi, su sesinde duyulur.


Edirne’den Üsküp’e, Kosova’dan Varna’ya

Türk’ün yüceliğini sorun uçan turnaya

Bir asma dalındaki akçeyle bakın Bosna’ya

Yaraya merhem adlin gür sesinde duyulur.

Yazarın Diğer Yazıları