Her doğan güneş, vatana selâmdır
Işıklı günlerde aziz ol, derim
Vatan sohbeti, en nezih kelâmdır
Lâtif kelâmınla, leziz ol derim
İzzet, ikram sahibi bir âlemdir,
Vatan toprağına, ediz ol derim
Gönül coğrafyam, sur içre Kale’mdir
Şehit ve gazilere iz ol, derim
MALAZGİRT’TEN İSTANBUL’A
Malazgirt’ten, İstanbul'a yol gider
Şanlı fetihler, karadan denize
Meydan meydan, Şâhadete yol gider
Gönlüm bir an dalar, şanlı maziye
Topraktan vatana, kutsi yol gider
İstanbul, fethi Muhammed’i şeciye,
Fatih'ten, büyük sevdaya yol gider
ÜÇ BAYRAM BİR ARADA
Yirmi dokuz Mayıs, üç bayram bir arada...
Üçler, yediler, kırklar bir arada...
Şehitler, Sıddıklar, Sadıklar bir arada
Saflar, sükûtla dağlar misalinde,
Asırlar, bir büyük müjdenin selinde
Dağlar, ovalar, nehirler bir arada...
Sabır, sükût, tahammül gizemin emsalinde!
BAYRAMIN İÇİNDE
Bayramın içinde, barış yemeği
Kederlerden arındırır damağı
Bugünlerin ibadettir emeği
Her sohbette, sağduyuya çağrı var
GURBETİ SILAYA TAŞIDIN
Gurbeti bir anda sılaya taşıdın
Bayram, âdemin "hasret kovanı"
Ey bayram, bize manevi aş idin
Tekbirler doldurur, salih yuvanı
Ey kutlu mazim, ne güzel düş idin
Üç. Güne sığdırdık biz, mutlu anı
Gönüllere merhem, dertlere aşısın
ALPERENLER GİBİ
Bulutlar yürür, alperenler gibi
Atlar, yıldırımlar gibi akarlar
Sular kabarmış, deryalar gibi
Bereketli topraklara akarlar
Kâinatı bağrına basar gibi
Nehir, nehir keremiyle akarlar
Malazgirt'te başlar, kutlu mucize...
FETİH MÜJDESİ
Allah Resul’ünün müjdesi fetih…
Sekiz asır İstanbul önlerinde
Fetih müjdesiyle dolu seferler
Bekler asırları, kutlu haberler
Fetihle, fethi Mübin yaşayacak
Resul nazarında kutlu neferler!
SEFERDİR BİZE
Seferdir bize hayatın cilvesi
Erenler sabrı yudum yudum içer
Feryadım, dünyanın acı meyvesi
Hüznüm sinemi yaralar da geçer
Ey yolcu! Şu limandan kalkan gemi,
Elbet, zulmün dalgalarını biçer
Cudi Dağına oturur sevdası…
TURAN MARŞI
Versin omuz omuza, dağ yürüsün
Ersin muradına Türk, çağ yürüsün
Divan durdu binler yıl, ses bayrağım
Yarsın sen, yar; hilale bağ yürüsün
Bahara nişan düşen, su yürüsün
Bitsin zeval vakti, kemal yürüsün
Bulut bulut ağlasın yıldırımlar
Turan menzilinde, âlem yürüsün
Muhtaç olduğum kan, kudret yürüsün
Yakar Huda’dan ki, nusret yürüsün
Âmin der yürekler hep bir ağızdan
Zafer alaylı meydanlar yürüsün
Dilim Yunus, elim Sinan yürüsün
Fetihlerin ruhu iman yürüsün
Adil yüzlü, kerim sözlü bey hey!
Çağlara yeniden, ferman yürüsün!
KOSOVA’DA ZAMAN
Eski dünya, huzuru çimlendirmekte
Yenidünya, mazlumu çiğnettirmekte
Domaniç yaylasından Dalmaçya kıyısına
Bizi taşıyan iklim, nal sesinde duyulur
Her bahar sabahında, Türk’ün zafer muştusu
Surlarda gedik açan, top sesinde duyulur.
Gecenin karanlığı pusularla örülmekte
O pusuları kıran gün ışığı görülmekte
Gazi Süleyman Han’dan Rumeli sorulmakta
Kırk yarenin nefesi, su sesinde duyulur.
Edirne’den Üsküp’e, Kosova’dan Varna’ya
Türk’ün yüceliğini sorun uçan turnaya
Bir asma dalındaki akçeyle bakın Bosna’ya
Yaraya merhem adlin gür sesinde duyulur.