Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Elazığ'ın marka ürünleri ve…

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bir önceki yazımızda, ‘Coğrafi İşaretler ve Anadolu’nun marka ürünleri üzerinde sohbetimiz olmuştu.” Bu sohbetimizde günümüzde şehirlerimizin, ‘marka ürünleri/ veya değerleriyle…’ ön plana çıkacağını ifade etmiştik. Sevdamızı, aşkımızı, yüreğimizi kendisine aşina ettiğimiz güzel vatanımızın, “81 İlimiz ve 973 İlçemizin kendine has/ veya özgü güzelliklerinin olduğunu…” burada belirtmek isterim. O güzellikleri, ‘kabından dışarıya taşımak da…’ bizlerin görevi olsa gerek diyorum.

Sözünü ettiğimiz, Coğrafi İşaretlerle, ‘sadece sofralarımıza kadar gelen gıda ürünleri’ hatırlanmasın. Bunun içerisinde, ‘tarım, maden, el sanatları ve sanayi ürünleri de…’ gelmektedir.

Coğrafi İşaret şöyle tarif edilir; “belirgin bir niteliği, ünü, kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünleri gösteren kanuni bir etiket ve koruma sistemidir.”

Konunun bütünlüğü içerisinde bir önceki yazımızda kaleme aldığımız verileri de tekrar paylaşmak isterim.

Ülkemizde, TÜRKPATENT verilerine göre ülkemizde toplam tescil sayısı, 1.898…

Tescil bekleyen toplam coğrafi işaret başvuru sayısı, 818…

Türkiye’de 81 ürünün AB’den ‘Coğrafi İşaret’ tescili bekliyor.

Bu başvurular arasında, “Kayseri pastırması, Erzincan tulum peyniri, Aydın Çam fıstığı,

Afyon pastırması ve sucuğu, Gaziantep fıstık ezmesi, Isparta gül yağı,

Kırk Ağaç Kovunu ve Mut zeytinyağı…” sayılabilir.

Türkiye’de iller olarak Coğrafi Tescil Sayısına şöyle bir baktığımızda, Gaziantep İlimiz 107-108 tescille ilk sırada yer alıyor. Konya İlimiz, 89… Hatay İlimiz, 64… Erzurum, 61… Diyarbakır, 59…,

Afyon, 56… Malatya, 52… Şanlıurfa, 50…

Elâzığ İlinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından tescil edilmiş ürün sayısı, 13’tür… Bu ürünler şöyle; Ağın Leblebisi, Elâzığ Orciği, Elâzığ Öküzgözü üzümü, Boğazkere Üzümü, Tahannemi Üzümü, Elâzığ Vişnesi, Elâzığ Geven Balı, Menceki Buğdayı, Elâzığ Sırın Yemeği,

Elâzığ Taş Ekmeği Tatlısı, Palu Tava, Keban Biber…”

TÜRKPATENT verilerine göre 2026 yılının ilk yarısında Elâzığ İlimiz için resmi coğrafi işaret tescil başvurusu yapılan ürün sayısı, 37 civarında…

Şimdi gelelim Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Tescilindeki durumumuza…

AB Coğrafi İşaret Sisteminin Temelleri,

-Korumalı Menşe Adı (PDO)

-Korumalı Coğrafi İşaret (PDO)

Buradaki asıl amaç, Üreticileri korumak, taklitlerinin önüne geçmek, ürünün küresel pazardaki değerini artırmak…

Ülkemiz genelinde tescili yapılmış bulunan 1898 ürünün ancak 46’sının AB nezdinde coğrafi işareti tescil edilmiştir. TÜRKPATENT tarafından tescili yapılan ürünlerin ancak yüzde 2,4’ünün AB nezdinde tescili yapıldığını görüyoruz.

Yerküresinde, “Gaziantep Baklavası, Aydın İnciri, Bursa Şeftalisi, Malatya Kaysısı, Manisa Mesir Macunu, Silifke yoğurdu, Erzincan Tulum Peyniri, Kayseri Pastırması, Adana Şalgamı, Maraş Çöreği, Osmaniye Yer Fıstığı, Ezine Peyniri, Kırkağaç Kavunu, Ayaş Domatesi, Gemlik Zeytini…”

Nihai hedef nedir, ‘dünya pazarlarına açılmak, tanınmak ve bilinmek!’

Elâzığ İlimizin toplam yüzölçümünün, “yüzde 10’u su yüzeylerinden (baraj gölleri ve doğal göller) oluşmaktadır. Karasu ve Murat Vadilerinin kesiştiği yerde, Keban Barajımızla Fırat nehrinin deryalaştığı, toprağa bereket ve ışık taşıdığını görmek ayrı bir mutluluktur.

Harput, bir kültür havzası olarak tanımlanırken, Keban İlçemizde, ‘Baraj Gölüyle deryalaşan Fırat Nehrini bizler, bir ses ve söz havzası…’ olarak tanımlıyoruz.

Tarihi Harput’un en evla kaynaklarıyla beslenen Elâzığ İlimiz, Merkez İlçesiyle birlikte 11 İlçeden oluşmaktadır. On bir İlçemizin de ‘kendisine has güzellikleri/ günümüz diliyle marka değerleri’ şehrinde en önemli katma değeridir.

Harput’un uhrevi havasında bir gününüzü geçirmenizi arzu ederim. Harput’ta, dört mevsimin farklı güzelliği sizleri kendisine cezbeder. Tarihin kadim şehri Harput’un, “2 Mayıs 2018 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine kabul edildiğini…” biliyoruz. Harput, “Süt Kalesi, Eğri Minaresi, Ulu Camisi, Sara Hatun Camisi, Konakları, Çeşmeleri, Hamamları, Medreseleri, Çarşısı, Kümbetleri ve en önemlisi tarihi şahsiyetleriyle…” asırlara selâm ediyor.

Harput’un, çok zengin bir sofra kültürü olduğunu da biliyoruz. Yöreye has özellikler taşıyan, “Harput Çorbası, Harput Köftesi, Harput Taş Ekmek Tatlısı, Harput Gömmesi…” gibi çok zengin bir atalar sofrasına sahiptir. Harput Paşa Armudu, Kirazı ve Harput’un leziz ayvası…

Harput Mutfağında, Ayva Aşı (Ayva Yemeği) ile birlikte Ayva Reçeli ve Ezmesi sofraların vazgeçilmezidir.

Sesi ve Sözü, geleneksel sohbet kültürü etrafında birleştiren, “Kürsübaşı” yöre kültürümüzün bir markasıdır. Bu kültürün günümüzde de sıklıkla devam eden, ‘edebi sofraları…’ vardır. Bu sofralarda yerini alan, “Orcik, Badem, Ağın Leblebisi, Üzüm, Kuru Dut…” bu yörenin patent ürünleridir.

Harput Havzasının, zengin bir folkloru vardır. Bu folklorda yerini alan, “8 Köşeli Şapkası, sivri burunlu ve yumurta topuklu ayakkabısı, İğne Oyalı Yazması…” bu Coğrafyanın patentli ürünleridir.

Elâzığ Şehrinin birbirinden farklı zenginliklere nüfuz eden İlçelerinden söz etmiştik. Ağın İlçesinin, “Dört İncisi olarak da bilinen Ağın Leblebisi, Ağın Üzümü, Ağın’ın Ekşili Narı ve Bademi…”

Burada Elâzığ Şehri için, Doğal Gıda Ürünlerinde bir genelleme yapacak olursanız. Bunlar arasında;

Orcik ve pestili, Ağın Leblebisi, Çedene Kahvesi, Üzüm pekmezi, şırası, sirkesi, Harput Dibek Kahvesi, Tulum Peyniri, Salamura Peyniri, Kuru Meyveler (Dut Kurusu, Kuru Üzüm, Elma Kurusu) gibi çok zengin bir sofra kültürü karşımıza çıkmaktadır.

Keban İlçemiz… Fırat Nehrinin geçtiği derin bir vadide kurulmuştur. Etrafında dik ve yüksek dağlar yer almaktadır. Keban İlçesi tarihi doğal güzellikleriyle birlikte Türkiye’nin ilk ve en büyük elektrik santralinin hizmete girdiği tarihi şirin bir İlçemizdir. Keban İlçesiyle birlikte ilk hafızalara gelen isim, Osmanlıya 8 yıl Sadrazamlık yapan Yusuf Ziya Paşa (1745-1817) Keban Madem Emirliği yapmışlardır.

Tarihi Ergani Maden İşletmeleri de Yusuf Ziya Paşa’ya bağlıdır. Keban İlçemizde yer alan, “Yusuf Ziya Paşa Camisi ve Külliyesi…” tarihi miraslarımız arasında yerini alır. Yusuf Ziya Paşa’nın dirayetinde, Keban ve Maden İlçemizde önemli Kalhanelerin olduğunu biliyoruz. Kalhane, altın, gümüş, bakır gibi maden ocaklarından çıkarılan ham maddelerin işlendiği ocaklardır. Günümüzde, Keban İlçesi, “alabalık tesisleriyle ve ihracata yönelen üretimiyle biliniyor” Günümüzde Keban Çırçır Şelalesi Alabalık Tesisleri başta olmak üzere bölgedeki tesislerde, 23 farklı çeşit yemeğin servis edildiğini biliyoruz. Bunlar arasında; alabalık Kebabı, Çorbası, Kavurması, Katmeri, Güveçte ve Kiremitte Alabalık, Kaşarlı ve

Mantarlı alabalık Buğulama… söz edebiliriz.

Baskil İlçemiz, müthiş bir doğa güzelliğiyle bizleri selamlıyor. Baskil İlçemizin, 2026 yılı verilerine göre kayısı üretimi 15 bin ton civarında… İlçede 100 bin dekarlık alanda kayısı tarımı yapılıyor. 800 binin üzerinde kayısı ağacı bulunuyor. Baskil İlçemizin gün kurusu kayısı için patent başvurusu yapılmış durumda…

Sivrice İlçesi, Hazar (Gölcük) gölüyle anılıyor. Atatürk, Hazar Gölü için, “Eşsiz güzellikte Türkiye’nin Yalova’sı…” ismini vermişler. Türkiye’nin marka projesi olarak bilinen Uluslararası Hazar Şiir Akşamları 1992 tarihinden itibaren hiç aksamadan yapılıyor. Hazar Şiir Akşamları için UNSCO desteğinin alınması istenirken, aynı zamanda Elâzığ Şehrinin de bu kültürel faaliyetler vesilesiyle, “Türk Dünyası Kültür Başkenti” olması yönünde kamuoyunda taleplerin olduğunu bilmekteyiz. Hazar Gölü’ne özgü endemik balık türlerinden de söz etmeliyiz. Siraz Balığı ve Hazar İnci Balığıdır. Bu iki balık türü de İlçenin kendine has yemeğidir. Tava ve ızgara olarak servisi yapılmaktadır. Gömme, Harput Köfte, İçli Köfte, Sırrın, Patila bu yöremizin yemekleri arasında yer alır.

Sivrice İlçemize bağlı Uslu Köyünde geleneksel çömlekçilik (çanak çömlek üretimi) zanaatı ve bu zanaatta kullanılan özel toprağı ile önemlidir. Uslu toprağından ustalıkla üretilen, ‘ayran güğümleri, zahire küpleri, su testileri, yemek kapları…’ kültürel mirasımızdır. Bu mirasımızın markalaşması en büyük dileğimizdir.

Palu İlçemiz… Murat Vadisi üzerinde yer alan tarihi ve kültürel canlılığını günümüze kadar taşıyan Kalesi, Tarihi Konakları, Bahçeleriyle bilinen yöremizdir. Belek Gazi’den, Kara Cimşit Beye kadar uzanan hafızalarda kalan tarihi şahsiyetlerle Palu’nun zirvelere taşındığı dönemler. Mevlâna Halid-i Bağdadi kolundan Nakşiliğin Şeyh Ali Septi, Mahmut Samini ve Osman Bedrettin (İmam Efendi) Hazretlerine uzanan ve şekillenen tasavvuf kültürü… Palu İlçemizin manevi cephesini oluşturur.

Palu İlçemizin de zengin bir sofra kültürü olduğunu söyleyelim. Palu Tava, Palu Köftesi, Kelecoş, Kaşık Böreği, Mercimekli Bulgur Çorbası, Zerbet (Sırın) Yemeği…

Palu İlçesinin bilinen tatlıları arasına, Paluze, Taş Ekmeği, Dolanger, Tatlı Çorba, Palu Köftürü, Palu Gevreği…

Alacakaya İlçemiz ile ilk hafızalara gelen Elâzığ Vişne Mermeridir. Hem Türkiye’de ve Dünya Pazarlarında bilinen özellikle de aranan mermerdir.

Karakoçan İlçemizin Yöresel ürünleri arasında, Kelecoş, Karakoçan Köftesi, Sulu Bulgur Köftesi, Tandır Kebabı, Karakoçan Balı…

Görüleceği üzere Elâzığ İlimiz, marka değerleriyle bilinen çok önemli bir konuma ve o konumun getirdiği zenginliklere sahiptir. Bu marka ürünlerinin belli bir patente ve tanıtımına büyük ihtiyaç vardır. Birçok ürünümüzün TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU’na Coğrafi İşaret Başvurusu yapıldığını da bilmekteyiz. Bunlar arasında, Elâzığ Dut ve Pekmezi, Tandır Böreği, Tandır Top Ekmeği, Elâzığ Alabalığı, Elâzığ Göl Balığı, Elâzığ Bademi, Vişneli Badem Şekeri, Elâzığ Orcik Şekeri, Elâzığ Taş Ekmeği, Elâzığ Dolanger Tatlısı, Taş Ekmeği Tatlısı, Gezin ve Kuyulu Çileği, Elâzığ Kütesi, Kovancılar Kutik Kavunu, Mollakendi Kavunu, Kofik Dolması, Bernaz Kuru Fasulyesi,

Elâzığ Palu Ekşili Köfte, Palu Tavası, Elâzığ Salçalı Köftesi, Saç Ekmeği, Tırnak Ekmeği,

Elâzığ Tulum Peyniri (Şafak Peyniri), Elâzığ Vişne Dondurması, Elâzığ Pestil Bastığı,

Elâzığ Dut Kurusu…

Coğrafi İşaretlerle Anadolu’yu bir baştan öte başa gezdiğimizde, Elâzığ Şehrinin çok önemli bir zenginliğe sahip olduğu görülmektedir. Artık bu zenginliği bütün yönleriyle tanıtmak ve Kömürhan Köprüsünün ötesine taşıma gereğini görmekteyiz.

Yazarın Diğer Yazıları