Türk güneşinin doğduğu yerlerde
Kızıl kıyametler kopar, bilir misin?
Milletimin, ‘devlet olduğu’ yerlerde;
Çin zulmü canlar alır, bilir misin?
Gaflet uykuda, ihanet kol gezer;
Zulüm öz yurdunda Türk’ü ezer
Kâbusa dönmüş yaralarım azar,
Geceler hiç tan atmaz bilir misin?
Ezanın nidası yok, bilir misin?
DOĞU TÜRKİSTAN’A
Doğu Türkistan, ‘Ata Vatanımız’
Oğul derim, hatıramız, anımız
Gurbette mi kaldı, yandı yürekler
Urumçi nerde, nerde kaldı Kaşgar
Türkistan, kadim Türk Yurdu; ‘vatanım’
Ülkülerim, türkülerim sendedir
Rüzgâr eser, muştulu haber bekler
Kadim Türkistan hür yaşasın diye
İçimde çığlık, fırtınalar kopar
Sana vurulacak, her prangaya!
Turfan öksüz, Yarkent, Gulca hüzünlü
Anarım, hatıralarla her zaman
Niyetimsin, ‘ülkümün doruğunda’
DOĞU TÜRKİSTAN’A
(Akrostiş Şiir)
Derler size, Ata Yurdun neresi?
Ordu-Millet bir olduğu yerdedir
Gönülle, sevdanın candan yöresi
Ulu Türkistan olduğu yerdedir
Türk’üm demenin erdemli töresi,
Ülke davası olduğu yerdedir
Rüzgârla birlikte, Kürşat narası,
Kızıl kıyamet koptuğu yerdedir
İstiklal uğruna nice yarası,
Sabırla derdi söktüğü yerdedir
Tan yerinden bak, görürsün teresi,
Ağuyla zehir döktüğü yerdedir
Nice destanın doğduğu yerdedir
DOĞU TÜRKİSTAN’A
Ellerim, kollarım bağlı değil, ama
Yüreğimin tutsaklığına yanıyorum!
Çaresizliğime ağlıyorum
Doğu Türkistan, ‘mazlum Dünya’m
Daralır, kopar sanki şuramda bir yer
O yerlerde, ‘vicdanım ses ver’ der
Söz bulutlarını, rüzgârlar taşısın
Ok, yayından fırlasın, kıvılcımlarla…
Sükût, ‘duaların zırhını giysin’
Sabır yüklü gemiler, dağlar aşsın!
Nuh tufanına eş, deryalar taşsın
Gül Bahçesi’ne girercesine…
DOĞU TÜRKİSTAN
Doğu Türkistan, "hüznümün kalesi"
Balaları, boynu bükük lalesi
Kaç asırdır bilmem; bitmez çilesi
Çileli dünyama, gözyaşı döker,
Candan, yürekten, la havle çeker,
Fatihalarla boyanmak isterim
DOĞU TÜRKİSTAN, ZALİM TUZAĞINDA
Doğu Türkistan, zalim tuzağında
İnsan, çaresizliğin kurbanı mı?
Nasıl kalır, feryadın uzağında
Meğer dünya kaymış yörüngesinden
İnsaf can çekişir zulüm ağında
Bu zulüm belki Firavun çağında
Musalar yetişecek sarayında
DOĞU TÜRKİSTAN’A
Devletliydim, nerde kaldı devletim
Öksüz kaldı milletin düne hasret
Yusuf sabrıyla gayretim, savletim
Yarab! Dilerim öz yurdumda nusret
“Tarihler ismini andığı zaman”
Huzura koşan nağmeler dinlerim
Yürekler vatanla yandığı zaman
Yere düşen civanlara inlerim
Uygur Türk’ü gariptir öz yurdunda
Gariplere yardım eli uzanmaz
İşkence, zulümle kalmaz, sürgünde
Bir ulusun çilesi, dünya uyanmaz…
Nerede kaldı, ‘Aydınlanma Çağı’
Hak, Hukuk, Adalet, İNSAN HAKLARI…
Barış arkasına gizlenmiş AĞI
Kisvesi yalan çizer zikzakları
DOĞU TÜRKİSTAN
Yüreğimin bir yanı, Türkistan'da
Düşlerimde esir Türk İlleri;
Göktürkler, Uygurlar, Karahanlıları,
Yükselen medeniyetin izleri...
Yazısı, alfabesi var, Uygurun...
Matbaa baskısı cilt cilt kitapları...
Kaşgar, Turdan, Yarkent, Hoten, Altay'ı
Bayangolin, Tarbagatay, Kumul, Aksu...
Şehir kültürünün damarları…
Kutlug Bilge Kağan'dan Gök Bayrağa...
Sevdası, derin mi derin işlemiş
O sevda, Kürşat'la bayraklaşmış...
Ak alınlar, seher vaktinin yolcusu
Yolcusu biziz, Doğu Türkistan'ın
Hürriyet meşalesi yanana kadar