Birleşmiş Milletlerin resmi kuruluş tarihi, 24 Ekim 1945 tarihi…
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu “kurucu ülke…” olarak bilmekteyiz.
Birleşmiş Milletler henüz 81 yaşında! İnsanlık tarihi açısından çok
genç sayılabilir. Halihazırda, Birleşmiş Milletlerin bünyesinde 193
ülke bulunuyor. Vatikan ve Filistin, ‘gözlemci devlet’ olarak
biliniyor.
Şöyle bir kıtalara göre devletlerin dağılımı belki dikkatlerinizi
çekebilir. En fazla, ‘bağımsız devlete 54 devlet ile Afrika Kıtası’
sahip oluyor. Yüzölçümü ve nüfus bakımından en büyük kıta olarak
bildiğimiz, Asya Kıtasında 48 Devlet bulunuyor. Sınırları içerisinde
mikro devletleri (Vatikan, Monako vb.) de bulunduran Avrupa Kıtasında
44 Devlet yer alıyor. Kuzey Amerika’da, 23 Devlet… Büyük ölçüde, ‘ada
devletlerinden oluşan Okyanusya (Avustralya) da 14 Devlet… En az
bağımsız devlete sahip olan, Güney Amerika’da, 12 devlet yer alıyor…
24 Ekim tarihini, Birleşmiş Milletler Günü olarak idrak ederken;
insanlık tarihi ne hazindir ki, aynı asır içerisinde iki büyük cihan
harbine şahit oluyordu. Her iki Cihan Harbi hafızalara gelirken
Akif’in mısraları hafızaları daha canlı tutmaktadır;
“Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!”
Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918) 37 milyon insan hayatını
kaybediyordu… Bunun, 85-10 milyonu askeri ölümler. 6-13 milyonu ise
sivil ölümlerdi
İkinci Dünya Savaşı’nda (1939-1945) vahşet daha büyüktü. Yaklaşık, 70
ila 85 milyon insan hayatını kaybediyordu… Bu ölümlerin, 21-25 milyonu
asker. 50-55 milyonu sivil ölümlerdi…
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, topyekûn savaşların da önüne geçmek
için, “Cemiyet-i Akvam” kuruluyordu. Cemiyet-i Akvam, İkinci Dünya
Savaşını önlemede yetersiz kalacaktı.
Bir hukuk çerçevesi dahilinde inşa edilmesi düşünülen Birleşmiş
Milletlerin en önemli amacı, “Savaşları Önlemekti!” İnsanlık âlemini
böyle bir felaketin eşiğine gelmekten de korumaktı.
“Birleşmiş Milletler” terimi ve fikrini ilk defa modern anlamda ABD
Başkanı Franklin D. Roosevelt ortaya atacaklardı. İngiltere Başbakanı
Winston Churchill de bu düşünceyi desteklediğini görüyoruz.
1 Ocak 1942 tarihinde imzalanan Birleşmiş Milletler Bildirisi ile
Roosevelt’in ortaya attığı isim resmen belgeleniyordu. “Savaş sonrası
dünya barışını korumak idealiyle düşünülen örgüt/ veya Birleşmiş
Milletler 24 Ekim 1945 tarihinde günümüzden 81 yıl önce hayata
geçiyordu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin veto yetkisine sahip 5 daimî
üyesi bulunuyordu. Bu ülkeler; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik
Krallık (İngiltere), Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa ve Rusya
Federasyonu… Birleşmiş Milletlerin, ‘karar mekanizmasında kilit
ülkeleri’
Dünya elbette, “5’ten büyüktür!” BM Güvenlik Konseyi’nin 10 geçici
üyesi ve veto hakkına sahip 5 üyesi ile birlikte toplam 15 üyesi,
Güvenlik Konseyini oluşturuyor.
Filistin Devleti, Birleşmiş Milletlere, ‘Üye Statüsünde değildir’
Daimî gözlemci statüsüne sahiptir. Diplomatik tanınma problemleri
nereden kaynaklandığı malumumuz! Tayvan, BM’e üye değildir.
Kosova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hakeza öyle BM üyesi değildir.
Abhazya, Güney Osetya, Transdinyester, Batı Sahra’nın da durumu farklı
değildir.
Türkiye’nin Birleşmiş Milletler ’de ilk daimî temsilcisi, Selim Sarper’dir.
Selim Sarper’in, 15 Ağustos 1947- 1 Ocak 1957 tarihlerinde ilk daimî
temsilciliği yapacaklardı.
Halihazırda Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Büyükelçi
Ahmet Yıldız’dır.
Ahmet Yıldız, 25 Nisan 2024 tarihinden itibaren bu görevini
yürütmektedir. Ahmet Yıldız’ı bizler daha önce Dışişleri Bakan
Yardımcısı olarak görüyoruz.
Birleşmiş Milletler artık dünya barışı üzerinde ne kadar inisiyatif
sahibi olduğu sorgulanır oldu?
İsrail’in Gazze’deki soykırımında 3 yıl içerisinde 22 bin çocuk
hayatını kaybetti. Toplamda, 74 bin 237 Filistinli hayatını kaybetti…
Dünya seyrediyor. Katil Netanyahu, Birleşmiş Milletlerde kürsüye
gelerek konuşabiliyor. Bu kadar büyük bir ayıp ve tezadı içiçe yaşayan
bir dünyadayız.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin veto yetkisine sahip 5 daimî
üyesi bulunuyor. Ve bu 5 üyenin dışında Birleşmiş Milletlerin yaptırım
gücü yok! Birleşmiş Milletlerin, ‘karar mekanizmasında kilit ülkeleri’
mazluma bütün kapılarını kapatmış durumda…
Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı… O kadar
korkunç bir yıkıma sebep oldu ki, bu savaşı da durduramıyorsunuz?
“Kaşgar’da İftar Vakti” şiirinde, “Doğu Türkistan’daki mezalim…” o
kadar net dile getiriliyor ki;
“Ezan ’ın adı var, sedâsı tutsak.../ Allahu Ekber’in nidası tutsak… /
İbadetler mevcut, edâsı tutsak…/ Kanımın içine sızan vaktidir.”
Kerkük’te, Kırım’da, Kıbrıs’ta, Karabağ’da Birleşmiş Milletler ne
yaptı? Koskocaman bir hiç! O halde, Birleşmiş Milletler de, artık
külliyen sorgulanmalıdır…
21 EKİM DÜNYA GAZETECİLER GÜNÜ…
Dünya Gazeteciler Gününde, ağırlıklı olarak “7’den 70’e kutlama
mesajları…” Onun ötesinde, bilgiye, ilme, irfana, gazetecilik meslek
tarihine yönelik ne bir kelâm ve ne de bir açıklama göremiyoruz.
21 Ekim tarihi bizim ‘Basın Tarihimiz’ açısından oldukça önemlidir.
21 Ekim 1860 tarihinde Türk Basın tarihinin de ilk özel gazetesi
olarak bildiğimiz, “Tercüman-ı Ahval” gazetesinin Agâh Efendi ve
İbrahim Şinasi tarafından çıkarılmıştır. Bu vesileyle, Türk Basın
Tarihinin 166.ncı yıldönümünü kutlarım.
1860 yıllardan itibaren 1864 Vilayet Nizamnamesi yayınlanacaktı…
Eyalet sisteminden vilayet sistemine geçiliyordu. Bu tarihler
birlikte, “Vilayet Matbaaları” kuruluyordu.
Anadolu’da, Trabzon (1865), Erzurum (1866), Elâzığ (Ma’mûratü’l- Aziz
(1866), Konya (1967), Bursa (1868), Diyarbakır (1868), Kastamonu
(1868) ve Edirne…
Vilayet Matbaaları beraberinde, “Vilayet Gazetelerinin Çıkışını…”
hazırlayacaktı. Anadolu’da, ‘bir aydın harekatının doğuşunu da…’ geçen
yıllar içerisinde daha sağlıklı olarak gözlemleyeceğiz. Özellikle de,
“Millî Mücadeleyi Destekleyen Gazeteler…” milli hissiyatın Anadolu’da
güçlenmesi ve zaman içerisinde organize olmasına da zemin
hazırlamıştır.
Gazeteciler Gününü biraz da, ‘Milli İnisiyatif Çerçevesinde’ değerlendirmeliyiz.