Tavan-Taban Ayrışması

Her siyasi parti ve ideolojik yapılanmanın  en kadim ve en zorlu sınavıdır tabanla tavan arasındaki duygudaşlık, fedakarlık ve samimiyet anlayışı…

Tavan-Taban Ayrışması

Her siyasi oluşumu meydana getiren bir lider ve etrafında yıllar boyunca oluşmuş bir kitle ve taban vardır. 

Ortaya konan siyasi görüş ve duruş, halkta ne kadar  karşılık bulur ve samimi görülürse o kadar hızla gelişir, büyür ve nihai hedefe olan iktidara ulaşır.
Bir siyasi parti, şu ya da bu şekilde iktidara değmiş ya da iktidar olanlarla bir ittifak içine girmişse işte çözülme de başlamış demektir.

Bir siyasi hareket, iktidara  bulaşmadığı,  para ve makam ile karşılaşmadığı sürece ilkesel ve samimi kalabilir. Ama iktidarın balı bulaşmışsa parmağa bir kez,  işte o an dava da misyon da ciddi tehdit altındadır. Zira bal tutan, parmağını yalamaya başlamıştır artık.

Gelelim konumuza. Bir siyasi liderin öncülüğünde kurulup neşv ü nema bulup değişik makamlara erişmiş her bir siyasi partinin geniş kitlelerinin değişmez konu ve tartışması,  hak etmeyen insanların makam, mal, şöhret ve unvan zengini olmasına karşın, samimi tabanın her zaman sömürüldüğü ve kullanıldığıdır. 

Partilerin samimi tabanı, makam ve paraya boğulmuş isimleri kendileri kadar samimi de bulmazlar. Onlara göre bunlar tatlı su particisidirler. Zor zamanda olmayıp iyi günlerde ortaya çıkan istismarcılardır.

İşin doğrusu bu görüşler hep doğrudur ama partilerin genel merkezleri de bu sonradan olma dava adamlarının hep yanında olurlar. Hak etmedikleri makamlara aday gösterir ve seçilmesini sağlarlar. Atanan bazı bürokratlar da davanın değil tavanın adamlarıdır bu samimi tabana göre.

Tabanın samimiyeti ile tavanın hırslarının yarışında kim kazanır, kimler kaybeder bilinmez ama kaybedenler hep samimi olanlardır bu değişmez.  Kazananlar ise sonradan gelip nimete sahip olanlardır. Bu hiç ama hiç değişmez.