Selim Şengül

Nüzhet Dede Kitabı

Selim Şengül

Elâzığ’da uzun yıllardır faaliyet gösteren ve hem şehre hem de ülkeye kültürel anlamda önemli katkılar sağlayan Manas Yayıncılık, 120’ye yaklaşan eser külliyatına bir yenisini daha ekledi. Dr. M. Naci Onur tarafından kaleme alınan bu yeni kitap, "Nüzhet Dede (Ahmet Nüzhet Saraçoğlu) Hayatı - Şiirleri - Nesri ve Hatıraları" adıyla okuyucuyla buluştu. Nüzhet Dede hakkında daha önce 2019 yılında Prof. Dr. Şahin Yedek tarafından hazırlanan "Birinci Dönem Mebusu ‘Şark’ın Diyojeni’ Ahmet Nüzhet Saraçoğlu (Nüzhet Dede)" adlı bir biyografi çalışması yayınlanmış ve bu kitabın tanıtımı Çemişgezek’te yapılmıştı. Ancak Manas Yayıncılık’tan çıkan bu son eser, biyografik bilgilerin yanı sıra şiirlerin içeriğiyle de dikkat çekiyor.
Kitabın tanıtım toplantısı, 14 Şubat 2026 tarihinde geniş bir katılımcı kitlesiyle gerçekleştirildi. Toplantıda söz alan pek çok konuk, eser ve Nüzhet Dede üzerine değerli fikirlerini paylaştı. Konuşma sırası bana geldiğinde, kısıtlı süre nedeniyle zihnimdeki tüm düşünceleri eksiksiz bir şekilde ifade etme imkânı bulamadım. Bu nedenle, o gün kürsüde dile getiremediğim noktaları ve kitabın bende uyandırdığı asıl duyguları burada kaleme alarak tamamlamak istiyorum.
“Mağz-ı nazmım anlaşılmaz halka bir eğlencedir
 Ma'nevi her bir kelamım cahile işkencedir”
Tasavvuf düşüncesinde bedenin ve maddi varlığın bir hükmü yoktur; asıl olan ruhtur, manadır. Ezeli ve ebedi olan da yalnızca budur. Nüzhet Dede, sahip olduğu bu derin tasavvufi anlayışın bir gereği olarak, şiirlerinin yayımlanmasına müsaade etmemiştir. Bu tutumunun ardında, hem şöhretten kaçma arzusu hem de düşüncelerinin yanlış anlaşılmasından duyduğu endişe yatar.

Bu noktada üzerinde durulması gereken en temel husus şudur: Hakiki ilim ve irfan sahipleri, eserlerinin methedilmesinden veya şahıslarının ön plana çıkarılmasından pek hoşlanmazlar. Nüzhet Dede de hem şahsiyeti hem de edebi kimliğiyle bu asil tavrı sergilemiş; şöhretten ve yanlış anlaşılmaktan kaçınmıştır. Ancak inanıyorum ki, söz konusu bu çalışmalar Manas Yayıncılık gibi işin ehli kurumlar aracılığıyla, "hakkın teslimi" ilkesine sadık kalınarak gerçekleştirildiğinde, Nüzhet Dede’nin o zarif çekinceleri de manen ortadan kalkacaktır. Çünkü bu tür vefa çalışmaları, bir kişiyi yüceltmekten ziyade, o kişinin bıraktığı hakikati geleceğe hakkıyla taşımayı amaçlar.

“Osman Bedreddin-i Erzurumi’den el alan ve daha sonra Nakşibendi Tarikatı Şeyhi olan Şeyh Kâzım Ağel Efendi, Nüzhet Dede'yi çok seven ve sayan bir şahsiyettir. Bu zat, Erzurumi Hazretleri’nin müridi olmadan evvel, Erzurumi Hz. ve Dede Nüzhet, Şeyh Mahmûd-ı  Sâminî Hazretleri 'nin müridi idi. Dede'nin Çemişgezek’ten Elazığ’a her gelişinde Dede’yi karşılar heybesini omuzlayıp evine götürür ve misafir edermiş.

Bu sevginin bir nişanesi olarak, ilk oğlunun adını (Nüzhet) koymuştur. İkinci oğlunun ismi ise (Bedri) dir. Oğlu Nüzhet, Adana lisesinde okurken edebiyat öğretmeni Arif Nihat Asya, tatil ödevi olarak öğrencilerine, ‘memleketinizde yetişmiş şairlerden örnekler derleyiniz’ der. O da babasının verdiği Dede'ye ait sarhoş kasidesini götürür. Şiiri okuyan Arif Nihat Asya, diğer şiirleri bir yana bırakır ve ‘bu şair kimdir, başka şiirleri var mı' diye sorar ve getirmesini ister. Nüzhet Efendi babası Kâzım Efendi'ye öğretmeninin isteğini arzeder. Babası, ‘biz hocanızın ağzına bir parmak bal çaldık, gerisini kendisi arasın ve bulsun' der.
Erhan Saraçoğlu’nun çocukluktan beri arkadaşı ve meslektaşı olan merhum Göktürk Mehmet Uytun ile birlikte Malazgirt’e giden Ari Nihat Asya, Malazgirt Zaferinin dokuz yüzüncü yılı kutlamalarına katılmış ve akabinde Çemişgezek’e teşrif etmişler, yukarıda bahsi geçen konuları birlikte yad etmişler ve bir de Nüzhet Dede anısına bir şiir gecesi tertip etmişler. Arif Nihat Asya'nın o günkü anılarını dile getiren ve Filiz Edebiyat Dergisinde neşredilen şiirinin son mısraları şöyledir.
‘Ya okutmalıydı şi'rimi UYTUN,
Yahut NÜZHET DEDE'M sağ olmalıydı' demektedir.”
Burada şiirin iki mısraına yer verilen bu dizeler, Arif Nihat Asya’nın kaleme aldığı 'Çemişgezek' şiirinden alınmıştır. Bu şiir vesilesiyle hem Nüzhet Dede’yi hem Erhan Saraçoğlu’nu hem de 'Bayrak Şairimiz' Arif Nihat Asya’yı rahmet ve hürmetle yâd etmiş olalım. Aşağıdaki şiir, Şiir Şiir Elazığ kitabından alınmıştır.

ÇEMİŞGEZEK
- Göktürk Mehmet UYTUN' a-
Sor; yer adı mıdır, masal adı mı?
"Sarhoşun Deresi", Kartal Kayası"
Ve altın kovandan petekler midir?
Bir kutlu duvarın taştan oyası.

Gel; inişlerimde, yokuşlarımda,
Basamak basamak bahçeler olur: 
Birinde oturan, der; "varsa eğer
Dinlenme budur!.."

Taşlı yollar geçip, şu kaynaklarla 
Çevrilen yolcunun gördüğü, düştür.
İnsanlar yanında düşlerin de
Gözler'de rahatı düşünülmüştür!.

Alıcı gözüyle bak geçenlere
Saklanıp içine şu Deliktaş'ın.
Birini seçerek aralarından, 
Dünürcüler yolla evine yârin!.

Dutları dalda ye, bal, petekte 
Bir balayı yaşa Çemisgezek'te!..
Sokaklarda ninni söyler oluklar, 
Uyusun, büyüsün diye çocuklar!..

Yazık ki bırakıp bu hür havayı,
Göçer çocuklarım, göçer boyuna!..
Kırklar bana Tağar Çayı’nı yollar.
O  da akar gider Murat Suyu'na!..

Gözden ve gönülden çıkarırlarsa
Büyüttüklerim bu güzellikleri;
Uğrayana bir gün benimde -ancak-
Masalımı söyler İn delikleri!..

Daha dün hem kendim hem ülkem için 
Gönüllü şehitler vermeyi bildim;
Böyle hor görülüp, terk edilecek 
Bir yer değildim!..

Ovamı dar bulup gidenlerimle
Aramda kalan bir bağ olmalıydı;
Ya okutmalıydı şi’rimi Uytun
Yahut Nüzhet Dede'm sağ olmalıydı!..

Fakat Bayram Baba'm, Pir Hüseyn'im var, 
Ki bu toprakların ulusudurlar... 
Onlara söylerim dileklerimi; 
Dilekçelerimi onlar okurlar.

Nüzhet Dede Kitabı

Nüzhet Dede Kitabı

 

Yazarın Diğer Yazıları