Türk halk müziğinin yerel damarını ustalıkla taşıyan, sazı ve sözüyle Elazığ musiki geleneğine yarım asra yaklaşan ve emek veren Fethi Açıkgöz, 1 Mart 1960 tarihinde Elazığ’da dünyaya gelmiştir. Babası, Elazığ Merkez Habusu Köyü’nden merhum Nurettin Açıkgöz Efendi’dir. Habusu Köyü, Keban Barajı’nın yapımıyla birlikte sular altında kalan köylerimizden biridir. Aile, 1948 yılında köyden Elazığ’a göç etmiştir. Nurettin Açıkgöz, Elazığ Karayolları 8. Bölge Müdürlüğü’nde işçi olarak çalışmış, 1984 yılında emekli olmuş; musikiye düşkün, iyi bir dinleyici olarak tanınmış ve 2009 yılında vefat etmiştir. Annesi Seher Müjde Hanım, yine Habusu Köyü’nden olup, Nurettin Efendi’nin dayısının kızıdır ve ev hanımıdır. Aile; Fethi, Fethiye, Yasemin, Ali ve Ebru olmak üzere beş çocukludur.
Fethi Açıkgöz, henüz beş-altı yaşlarındayken babasının çalıp söylediği türkülerle büyümüş; müzikle ilk temasını aile ortamında kurmuştur. 1967 yılında Fırat İlkokulu’nda başladığı eğitim hayatında, sınıf öğretmeninin teşvikiyle okul içi etkinliklerde türkü söylemiş, bu yıllarda müziğe olan yatkınlığı dikkat çekmiştir. 1972 yılında Elazığ Ortaokulu’na devam eden Açıkgöz, harçlıklarını biriktirerek ilk bağlamasını almış; kendi kendine çalma becerisini geliştirmiştir. Elazığ’a gelen konser ve turneleri takip ederek sanatçılardan feyiz almış, özellikle Öğretmenevi karşısındaki Özbel Aile Parkı’nda verilen konserler onun için önemli birer okul olmuştur.
Müziğe duyduğu yoğun ilgi, derslerine yeterince zaman ayıramamasına neden olmuş; bu sebeple ortaokulu bir yıl kayıpla tamamlamıştır. Bu yıllarda yöresel düğünlerde bağlama çalıp türkü söyleyerek sahne deneyimi kazanmıştır. 1976 yılında Elazığ Lisesi’nde öğrenimine devam etmiş, aynı yıl Elazığ Musiki Konservatuvarı Derneği ile tanışmıştır. Türk Halk Müziği Korosu’na katılmış; kısa sürede dernek bünyesinde aktif görevler üstlenmiştir.
Açıkgöz o dönemi şöyle anlatır: “Elimizde sazımız vardı, mızrabımız tele değiyordu değmesine ama gönlümdeki o ses bir türlü dışarıya vurmuyordu. Çaldıklarım bana yetmiyor, ruhumdaki o boşluğu doldurmuyordu. Bir arayış içindeydim; hani derler ya, 'Yolunu arayan, menzile elbet varır' diye... Bir tavsiye üzerine kendimi Elazığ Musiki Konservatuvarı Derneği'nin kapısında buldum.
İçeriye girdiğimde, o zamanlar derneğin direği, cemiyetin kalbi olan Naci Sönmez Bey karşıladı beni. 'Ben ders almak istiyorum,' dedim, hevesim gözlerimden okunuyordu. Naci Bey, bir sarraf titizliğiyle süzdü beni; sonra o günlerde henüz kimsenin pek tanımadığı ama Naci Bey'in Kız Enstitüsü'nde bir cevher gibi keşfedip derneğe kazandırdığı Mahmut Kaplan hocayı görevlendirdi benim için.
Mahmut Hoca aslında bir Fransızca öğretmeniydi; ama ruhu tamamen bu toprakların tınısıyla yoğrulmuştu. İlk karşılaşmamızı hiç unutmam. Benden bağlama çalmamı istedi; çaldıktan sonra bana bakıp o kendine has şivesiyle, 'Lö, sen zaten çalıyorsun!' dedi. Yine de derslere başladık. Aradan daha bir yıl bile geçmemişti; ben henüz lise birinci sınıftayken hayatın ve müziğin alfabesini yeni yeni söken bir delikanlıydım. Bir gün Naci Bey beni yanına çağırdı. Bakışlarındaki o vakur ifadeyi bugün gibi hatırlarım. ‘Artık seni hoca yapıyorum; sen de kurs vereceksin,’ dedi. Henüz öğrenci olduğumu sanırken, kendimi bir anda o kutlu çatının altında, başkalarına yol gösterirken buluvermiştim. Meğer o kapıdan sadece ders almak için değil, bir ömrü o musikiye vakfetmek için girmişim."
1977 yılında dernek yönetim kurulu kararıyla bağlama hocası olmuş; dernek etkinliklerinde solist ve bağlama icracısı olarak görev yapmıştır. 1979 yılında Türk Halk Müziği Şubesi Başkanlığı’na getirilmiş ve koro şefi olarak çalışmalarını sürdürmüştür. 1980 yılında, bugün usta bir sanatçı olarak tanınan Esat Kabaklı ile birlikte TRT İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği sınavlarına katılmış; ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesi nedeniyle sınavlar iptal edilmiştir.
Aynı yıl Kemaliye Bant Stüdyosu’nda Türk Halk Müziği repertuvarından oluşan bir kaset çalışması yapmış; bu çalışmada hem çalıcılığı hem okuyuculuğu kendisi üstlenmiştir. O yıllarda şöhret yolunun başındaki Ömer Çapar, Bülent Serttaş ve Abdullah Kalkan gibi isimlere bağlamasıyla refakat etmiş; Malatya’da Mehmet Balaban ile birlikte çalışmıştır.
1983 yılında yeniden TRT Erzurum Radyosu Türk Halk Müziği sınavlarına Esat Kabaklı ile birlikte girmiş; bu sınavı Esat Kabaklı kazanmış, Fethi Açıkgöz ise kazanamamıştır. 1984 yılında askere gitmiş; acemi eğitimini Kütahya Hava Er Eğitim Tugayı’nda tamamlamış, ardından Ankara Etimesgut Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı’nda askerlik süresince ordu evlerinde ve birlik içi etkinliklerde sesi ve sazıyla programlara katılmıştır.
Devam edecek…

