Selim Şengül

Bir Şehrin Mahdumu

Selim Şengül

Şehir okumaları içerisinde daha önceleri ismiyle karşılaşsam da kendisine çok sonradan rastladım. Rastlamaktan kastım öyle rastgele değil. Tamamen belli başlı okumalardan sonra. Kendisini araştırmadan önce şehre dair yazıları veya kitabı var mı diye düşünürken. Ta ki yolum bir gün yazar, şair Zekeriyya Bican’ın bana hediye etmiş olduğu, Elâzığ’da çıkan belli bir müddet varlığını devam ettiren, dergileri merak ettim ve okumaya başladım. Bunlardan biri Harput Çırası-Kültür ve Yaşam Dergisi. Her ne kadar dergi içeresinde reklamlardan kaybolan yazıların azlığı hissedilse de şehrimize dair çok güzel edebi yazılarla karşılaştım. Elimde o dergiye ait altı-yedi civarı dergi sayısı mevcut. Derginin yazılarını okumaya başlayınca. Şehirde tanıdığım şehrin edebi ve kültürel alanlarda katkı sunan birçok yazar ve şair var. 

Dikkatimi çeken yazılardan biri de “Kaybolan Şehir’in Mahdumları” yazısıydı. Bu yazı, derginin 2008 yılı 13. sayısında yer almaktaydı. Yazıyı okuduktan sonra okuduğum yazının sahibi,  okuma listeme almak istediğim yazarlardan biriydi. O yazı duygularıma tercüman olmuştu adeta. Şehri için yani Harput için ağıt yakmanın zamanının geçtiğini ifade eden yazılardan ve yazarlardan birisiydi. 
Bahsettiğim kişi Nazım Payam... 

Evet; bilenler, duyanlar genelde onu Bizim Külliye Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’yle ismini duymuşlardır. Derginin okunurluğu ve saygınlığı ülkemizde karşılık bulmuştur ama yazıldığı şehirde ne kadar karşılık bulduğu meçhul. 1999’dan beri İzzet Paşa Vakfı desteğiyle okurların karşısına her yıl 4 sayıyla çıkıyor.

Bizim Külliye ve Payam Hoca’nın o küçücük metni “Kaybolan Şehir’in Mahdumları” bana şehrengizleri hatırlattı.
Şehir yazılarında bir gelenek oluşmuştur. Şehir üzerinden medeniyeti yazan birçok yazarımız mevcuttur. Beş şehri anlatan Ahmet Hamdi Tanpınar ne güzel söylemiştir. “Şehir, bir terbiyenin ve zevkin etrafında teşekkül eden müşterek bir hayattır.” Kitaptaki başka bir alıntı da ise  “Ancak sevdiğimiz şeyler bizimle beraber değişirler ve değiştikleri için de hayatımızın bir zenginliği olarak bizimle beraber yaşarlar.” Bu kitaptaki dikkate değer iki alıntıdan sonra diğer şehir kitaplarını da aktarayım. 

Altıncı Şehir, Ahmet Turan Alkan Sivas ilimizi, Yedinci Şehir, Özkan Yalçın tarafından Amasya ilimizi anlatır. Sekizinci Şehir ise bu serinin bir devamı değildir. O bambaşka güzellikler içerisinde bize hemşerilik duygusunu aşılamaktadır. Bana göre bu eserin asıl görevi unutulmaması gereken simaları yarına aktarmaktır. Ve bu eserlerinin tümüne kaynaklı eden Mithat Enç’in  Uzun Çarşının Uluları’dır. Bu konuda anmam gereken bir isim de Mehmet Kurtoğlu’dur. Onun Şanlıurfa’yı anlatan eserleri mutlaka okunmalıdır.
Ayrıca Nazım Payam’ın da farklı eserlerinde yer yer şehrimiz ile ilgili bazı denemeleri şehri sahiplenme duygumuzu kabartacağına inanıyorum. 
O eserlerin her birinde hatıra, hikâye ve biyografik dokunuşlarla o seriyi hissettirir. 
Örneğin Ses ve yaz kitabından ayrıca söz açmak gerekirse Ötüken Yayınları’ndan çıkan bu kitap. Türkiye Yazarlar Birliğinin “Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri” değerlendirmesinde de deneme dalında ödüle layık görüldüğünü dile getiren Nazım Payam’a şunu söylediğimi hatırlarım. “Zaten bir kitap benim şehrimi yazıyorsa gönlümden geçen ödülü almıştır.” 
Ses ve yaz kitabından birkaç not; Fırat Şiir Akşamlarının heyecanından (şimdiki adıyla Hazar Şiir Akşamları), zor şartlarda yaptığı öğretmenliğe, Elazığ Gazi Caddesi’ndeki 60’lı yılların “Möhüm Emmi”sinden, şehir ve kitabevleri ilişkisine... Kimi yazarlarımızdan  Şeyhülmuharririn'e… kadar pek çok konuya değiniyor. “Aşk Ateşi Mazi İster” denemesinde ise  bütün yoksunlukları şu terkiple ifade ediyor: “Nasırlaşan fukaralık…” 
İşte yukarıdaki terkibi perçinleyen bir cümle: “O dönemler bizim için hayat, fukaralık ile terin çarçabuk kaynaştığı boğaz tokluğuna yaşanılandı.” 
Payam, her şeye rağmen büyük fukaralıklar içerisinde bize teselli olacakları da fısıldıyor: “İnsana şehirli olma zevkini aşılayan, yaşadığı şehre yakışanlardır. Nerede olursak olalım, bulunduğumuz yer, yerine yakışanlarla güzelleşir.” 
Sanırım yerine yakışanlarda şehrini sahiplenendir.
Devam edecektir.

Yazarın Diğer Yazıları