Muhammed KURŞUN

Türkiye güçlenince neden rahatsız oluyorlar?

Muhammed KURŞUN

Uluslararası siyasette bazı gelişmeler vardır ki, yaşanmadan önce bile dengeleri değiştirmeye başlar. Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yeniden gündeme geldiği belirtilen F-35 savaş uçakları ve jet motoru iş birliği de bunlardan biri.

Haberlere göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Türkiye’ye verilebilecek F-35’lerin ve gelişmiş jet motorlarının Orta Doğu’daki güç dengesini değiştireceği endişesini dile getiriyor. Eğer bu iddialar doğruysa, bu açıklama aslında Türkiye’nin ulaştığı stratejik seviyenin de bir itirafıdır.

Türkiye, bulunduğu coğrafyada sıradan bir ülke değildir. Karadeniz’den Akdeniz’e, Kafkasya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir güvenlik kuşağının merkezindedir. Böyle bir ülkenin hava kuvvetlerini modernize etmesi, savunma kapasitesini artırması ve teknolojik kabiliyetlerini geliştirmesi en doğal hakkıdır.

Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Türkiye’nin güçlenmesi hiçbir ülkeye tehdit oluşturmaz. Türkiye, uluslararası hukuka dayalı güvenlik anlayışını savunan ve kendi milli güvenliğini korumayı amaçlayan bir devlettir. Buna rağmen Ankara’nın savunma alanında attığı her adımın bazı çevrelerde tedirginlikle karşılanması düşündürücüdür.

Orta Doğu’da gerçek istikrar, tek bir ülkenin tartışmasız askeri üstünlüğüyle değil; bölgesel caydırıcılığın dengeli şekilde korunmasıyla mümkündür. Güç dengesinin sadece bir aktör lehine şekillenmesi uzun vadede güvenlik değil, yeni krizler üretir.

Türkiye son yıllarda milli muharip uçağından insansız hava araçlarına, füze sistemlerinden elektronik harbe kadar savunma sanayisinde önemli mesafeler kat etti. F-35 meselesi çözüme kavuşsa da kavuşmasa da Türkiye artık kendi savunma teknolojisini geliştirme iradesini ortaya koymuş durumdadır.

Bugün asıl mesele birkaç savaş uçağından ibaret değildir. Asıl mesele, Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç denklemindeki ağırlığının giderek artmasıdır. Bu nedenle Ankara’nın attığı her stratejik adım yakından takip edilmekte, her diplomatik hamlesi dikkatle analiz edilmektedir.

Hülasa güçlü Türkiye’den rahatsız olanların varlığı şaşırtıcı değildir. Asıl önemli olan, Türkiye’nin milli çıkarlarını gözeterek savunma sanayisini güçlendirmeye, diplomatik etkinliğini artırmaya ve caydırıcılığını sağlam temeller üzerinde yükseltmeye devam etmesidir. Çünkü uluslararası ilişkilerde saygı, çoğu zaman sahip olduğunuz güç kadar sözünüzün ağırlığıyla da kazanılır velhasılıkelam...

Yazarın Diğer Yazıları