Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 26. Maddesini siz okurlarıma hatırlatmak istedim. Neden diye soracaksanız maalesef ot ile saman karıştırılıyor da ondan…!
Maddenin içeriği; ‘Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti’ ile alakalı…
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.”
Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, ağzıma geleni söylerim hatta üst perdeden de vurgu yaparım değil mi?
Tabi ki böyle bir mantık çerçevesi olamaz yani sen gel milli güvenlik ve kamu düzenini bozacak açıklamaları yap veya devlet büyüklerine ağzına gelmeyecek hakareti yap bunun neresi ‘Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti’
Sözde birinin bir televizyon kanalına çıkıp Cumhurbaşkanlığı makamını aşağılık sözlerle hedef alması elbette kabul edecek bir durum olamaz. Kişi bazlı seversin yada sevmezsin ama o makama laf söylemek kimsenin haddi değildir. Sayın Cumhurbaşkanını eleştirebilirsin hatta öneride de bulunabilirsin ama o makama saygısızlık yapmak devletimizin itibarını zedeleyecek bir durumdur. Ayıca milletin oylarıyla seçilmiş ve devletimizin başında görev alan Sayın Cumhurbaşkanına bu çirkin üslupla hitap millete ve milli iradeye hakaret olduğunu da söylemek istiyorum.
Nöbetçi hakimliğin, kişi hakkında verdiği tutuklama kararının gerekçesinde her ne kadar kişi 'Sayın Cumhurbaşkanını hedef alarak kullanmadım' şeklinde savunmada bulunmuş ise de ben böyle olduğunu düşünen biri değilim…
Devletimizin makamlarını her kim olursa olsun kimsenin laf söylemeye hakkı yoktur. Arapça kökenli bir deyim olan ve “dvl” kökünden gelen devlet; iktidar, saltanat anlamındadır. Batının devlet kuramında, daima güçlü olmak, gücü bir vasıta olarak kullanarak yayılmak ve dünya üzerinde kontrol sağlamak değişmez amaç olarak görüleceği üzere bu gücü eritecek kişi veya kişilere asla taviz verilmemelidir.
Hülasa; Devletçilik hem ekonomik hem de sosyal ve toplumsal açıdan pek çok sorumluluğu üstlenen en önemli yapılardandır. Unutulmamalıdır ki; Atatürk ilkeleri üzerinden devletçilik şeklinde nettir. Unutulmamalıdır ki; devletçilik ülkelerin devamlılığını sağlama noktasında önemli bir potansiyel teşkil ediyor velhasılıkelam…