Muhammed KURŞUN

Ramazan, dostluk ve siyasetin terazisi

Muhammed KURŞUN

Ramazan geldi.

Sofralar uzadı, dualar çoğaldı, mesajlar kopyala-yapıştır hızına yetişemez oldu. Bir ay boyunca herkes birbirine “kardeşim” diyor. Keşke bu hitap, bayram sabahıyla birlikte buharlaşmasa.

Ramazan, aslında en büyük siyaset dersidir. Çünkü siyaset dediğimiz şey; adalet, paylaşmak ve kul hakkına riayet değil midir? Oruç tutan insan aç kalmanın ne demek olduğunu öğrenir. Peki aç kalmayı öğrenen bir toplum, adaletsizliği nasıl bu kadar hızlı unutabiliyor?

İftar sofralarında hurma üçe bölünür, ama bütçe masalarında pasta tek kişiye kesilir. Ramazan’da komşuya sıcak pide götürülür, seçim zamanı vatandaşa sıcak vaat dağıtılır. Biri doyurur, diğeri oyalandırır.

Ramazan “sabır” der.

Siyaset bazen “sabredin” demeyi pek sever.

Ramazan “israf etmeyin” der.

Bazı makam odaları ise bu ayeti duymakta zorlanır.

Oruç insana nefsini terbiye etmeyi öğretir. Keşke koltuklar da insanı terbiye etseydi. Çünkü en ağır imtihan açlık değil, güçtür. Aç kalan insan sabrı öğrenir; güç bulan insan ise karakterini gösterir.

Ramazan dostluk ayıdır. Dost; doğruyu yüzüne söyleyendir. Alkışlayan değil, uyaran; susan değil, hatırlatandır. Gerçek dostluk, menfaatle değil, ilkeyle ölçülür. İşte tam da bu yüzden “dost siyaseti” en zor siyasettir. Çünkü dostlukta hile yoktur, ajanda yoktur, gizli dipnot yoktur.

Bugün toplum olarak en büyük açlığımız ekmekten önce güvendir. İnsanlar birbirine, gençler geleceğe, esnaf yarına güvenmek istiyor. Ramazan’ın bereketi sadece sofralara değil, niyetlere de inmedikçe bu açlık bitmez.

Belki de mesele şudur:

Ramazan’ı bir ay yaşayıp on bir ay unutan bir anlayışla mı yürüyeceğiz, yoksa Ramazan’ın ahlakını bütün yıla yayacak mıyız?

Hülasa, Ramazan bize şunu hatırlatıyor: Adalet terazisi şaşarsa, toplumun midesi doysa da vicdanı aç kalır. Dost kalabilmek duasıyla velhasılkelam 

Yazarın Diğer Yazıları