Muhammed KURŞUN

Artan Fuhuş, Uyuşturucu ve Yaklaşan Ramazan

Muhammed KURŞUN

Son aylarda haber bültenlerini açtığımızda neredeyse her gün benzer başlıklarla karşılaşıyoruz: fuhuş operasyonları, uyuşturucu baskınları, genç yaşta bağımlılık, suç şebekeleri… Bu başlıklar artık istisna değil, sıradanlaşan bir gerçek haline geldi. Asıl soru şu: Bu sadece polisiye bir mesele mi, yoksa toplumun derinlerinde büyüyen bir kırılmanın sonucu mu?

Bugün yaşananları yalnızca “asayiş sorunu” olarak görmek, gerçeği eksik okumaktır. Çünkü suç, çoğu zaman bir sonuçtur; asıl mesele, onu doğuran şartlardır.

Toplumun en alt katmanlarında büyüyen ekonomik baskı, insanları çaresizliğe sürüklüyor. İşsizlik, geçim derdi, borçlar ve gelecek kaygısı; özellikle gençleri kısa yoldan para kazanma tuzaklarına daha açık hale getiriyor. Uyuşturucu ticareti ve fuhuş, maalesef “kolay para” algısıyla pazarlanıyor. Umudunu kaybeden birey, riskleri görmezden gelmeye başlıyor.

Bir toplumun en güçlü kalesi ailedir. Ancak son yıllarda aile bağlarının zayıfladığı, iletişimin azaldığı ve değer aktarımının aksadığı bir dönemden geçiyoruz. Çocuklar ve gençler, rehberlik yerine ekranlara, sosyal medyaya ve yanlış rol modellere bırakılıyor. Sevgi, ilgi ve yönlendirme eksikliği; gençleri bağımlılığa, suç çevrelerine ve kimlik arayışında yanlış yollara sürükleyebiliyor.

Tam da böyle bir dönemde Ramazan ayının kapısını çalıyoruz. Ramazan yalnızca aç kalmak değildir; nefsi terbiye etmek, kalbi arındırmak, toplumsal vicdanı yeniden hatırlamak demektir. Paylaşmanın, merhametin, sabrın ve dayanışmanın ayıdır.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam olarak budur:

Birbirimizi yeniden hatırlamak.

Yoksulu, genci, düşeni, bağımlıyı görmezden gelmemek. Toplumun yaralarını sadece eleştirmek değil, sarmaya çalışmak.

Çünkü Ramazan bize şunu öğretir:

Bir toplum ancak birlikte iyileşir.

Hülasa, toplumu değiştirmesini beklediğimiz değerleri, önce kendi hayatımızda ne kadar yaşıyoruz sorusunu sormamız lazım velhasılıkelam…

Yazarın Diğer Yazıları