Çünkü büyük değişimler önce zihinlerde, sonra sözlerde başlar.
Bugün dünyada ve siyasette atılan birçok stratejik adımın temeli, yıllar önce söylenmiş bir sözde, ortaya konulmuş bir hedefte veya topluma verilmiş bir mesajda aranabilir.
Bir liderin, bir devletin ya da bir toplumun ortaya koyduğu vizyon; zaman içinde düşünceyi şekillendirir, beklenti oluşturur ve gelecekte atılacak adımların zeminini hazırlar.
Sözün enerjisi tam da burada ortaya çıkar.
Bir söz söylendiği anda bitmez. Dinleyenin zihnine girer, orada düşünceye dönüşür. Düşünce davranışı, davranış ise zamanla toplumsal ve siyasi sonuçlarıyla sözün zamana kattığı enerjiyle tezahür eder.
Bu nedenle stratejik siyaset, sadece bugün ne yapılacağını değil, düşüncenin yarınlarda neye dönüşeceğini de hesaplayabilen sır sözlerin zamana kattığı enerjide saklıdır.
Bazen bir cümle, bir toplumun geleceğe bakışını değiştirir. Bazen tek bir ifade, yıllar sürecek bir hedefin başlangıcı olur. Bazen de bugün anlamı tam olarak kavranamayan bir söz, zaman içinde yaşanan gelişmelerle yeni bir anlam kazanır.
Ancak burada önemli olan, sözün boş bir vaat değil, irade, hedef ve sorumlulukla desteklenmesidir. Çünkü söz ile eylem arasındaki bağ koparsa, veya emanet edilen sır deşifre olursa sözün enerjisi güven yerine hayal kırıklığı üretir.
Yani,
Gerçek stratejik siyaset enerjisiyle, geleceğin kurulmasına katkı sağlar.
Bu yüzden siyasette söz söylemek, sadece konuşmak değildir. Sözü doğru zamanda, doğru anlamla ve doğru hedefe yöneltmek, geleceğin psikolojisini ve toplumsal beklentisini şekillendirmektir.
Kısacası söz, geleceğin ilk adımıdır.
Çünkü bugün söylenen bazı sözler yarının kararlarını, yarının kararları da geleceğin tarihini oluşturur.
Söz söylenir ve geçer sanılır; oysa bazı sözler zamana enerji verir, zamanı değiştirir ve yıllar sonra tarih olarak karşımıza çıkar.