İlhami BULUT

Tanrı dağları

İlhami BULUT

Yazmış bulunduğumuz son şiirimizle siz kıymetli okuyucularımı yerden ve yürekten selamlıyorum...

Orman olur bir araya gelen yalnız ağaçlar
Tanrı Dağları’nda budak verdi kökümüz  
Sağrısı aşk gibi parlayıp dörtnala gitti atlılar  
Hasretle kol kola geçti bütün ömrümüz
Gençlik çağı alnımızdaki öpücükle başlar
*
Ancak; ölümle ayrılır bu gençlik bizden
Bu vatan ki; kırk boyu misafir eylemiş
Şiar edindik şiirleri; Alıkul Osmanov’dan
Bizim şiirlerimiz aynı vezinde gürlemiş 
Yahşi bir selam aldık; Cengiz Aytmatov’dan
*
Ödünç aldık hayatı, ölümsüzdür hasretimiz
Sevda peşinden koşmayız sevda bizi bekler 
Ölümlüden sakınma, ölümsüzlük hedefimiz 
Ankara’dan beri Bişkek’e sıra sıra şehirler  
Erzurum’da bar, Elazığ’da da halay teperiz  
*
Hep birlikte ele aldık biz bu alın yazımızı
Canımız ile birdir başı dumanlı Ala dağlar
Dostlara vermeye hazırız bu kalbin yarısını
Kırgız yurdunda ilerledi bu özgür dalgalar
Altaylardan haykırdık özgürlük destanını     
*
Ak kalpağı çıkarmadan kükreyerek yaşayanlar 
Ay ışığında, kuş uykusuna dalarlar at üstünde
Issık Gölü’nde ters kavis çizerken altın kartallar 
Münüşkörlük şefkattir bizim Kırgız kültüründe
Nakıs talihi yenmeyi kendi bileğinde sınarlar  
*
Yeri delercesine bakış fırlar suskunluğunda
Gönül sökülür birden, gözlerden yaş dökülür
Yerde ayaklı, gökteki kanatlıların arasında
Bu gün ölse, yarın dirilir; bu kadar canlıdırlar
Bu sırlar saklı durmakta bu vatan sandığında  
*
Kuzey Kırgızlardan Manas diye bir alp doğacak
Kızıl beni, kara, mavi yelesi. Kitap böyle yazıyordu 
Kim derdi ki; taşa damga basıp, demiri yoğuracak
Bir öğün için, aslan yüreği kazanda kaynıyordu
Ebede uzanacak bu soy; Manas artık susmayacak
*
Askerbaşı topladı avulu ve emirleri okuyordu
Yeryüzünde güneşi göremeyenler de gülecek
Herkes..Bozüydeki taze, o yiğit sesi bekliyordu
Baykuş başlı koyunlar şimdi kurban edilecek
Gök gürültüsü gibi bir çocuk sesi geliyordu
*
Dünyaya kement atan bir oğul oldu Manas
Kar gibi erimeye başlamıştı bütün hasımlar   
Dünyalık kapma sevdası hiç gütmezdi Manas
Kazak’a, Noygut’a, Alçın’a, Kıpçak’a muştuladılar
Çocuk değildi, çünkü ağlamayı bilmiyordu Manas
*
Ala-Too’ dan Altay’a, atalarımızdan beri Altaylıyız
Dertten anlayan bir dize ile beni anlat bir bir
Tanrı Dağı’ndan uzun yeşil bir gölge dibindeyiz
Kim demiş ki kırılır; gönülleri bağlayan bu zincir
Şimdi öfkeli bir sevdanın tam başkentindeyiz
*
Gülü dikenden değil, dikeni gülden ayıkladık 
Biz ölsek te nice açılmayacak sırlarımız vardır
Eli elimizde masumun, buna şahittir insanlık
Dağ ve denizlerden aşan küheylanlarımız vardır
Adımız meçhul bizim soyadımız kahramanlık 
*
Uzaklardan dertleştik destandır bizim hayatımız
Şiir otağından uçarak gidip sükuta göç edemem
Gönül bedestenindeki bu vatan bizim çarşımız                               
Kalkıp bayrağımı öpmeden ben teskin edilemem
Manas bizim destanımız. İSTİKLALDIR MARŞIMIZ…
Manas bizim destanımız. İSTİKLALDIR MARŞIMIZ…
 

Yazarın Diğer Yazıları