İbrahim Kayaoğlu

Para Karşısında Eğilen Vicdanlar

İbrahim Kayaoğlu

Bir toplumun gerçek karakteri, güçsüzlere nasıl davrandığıyla değil; güçlülerin yanlışları karşısında nasıl bir duruş sergilediğiyle ölçülür.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan bir olay, aslında yıllardır içten içe büyüyen bir çürümeyi yeniden gözler önüne serdi. Bir toplantıda anlatılan sözüm ona bir fıkra... Ancak içinde bir kadını, bir etnik kimliği ve insan onurunu hedef alan ifadeler bulunuyor. Daha vahimi ise bu sözlerin ardından yükselen kahkahalar ve hâkim olan sessizlik...
Sözü söylenin kim olduğu elbette önemli bilinçli yada bilinçsiz onu bilemeyiz.Bildigimiz Ülkeye mal olmuş saygın bir insanın bu kadar rahat pervazsizca hakaret edercesine ağzından çikani kulağının duymaması ile ortaya çıkan rezillik.
Asıl sorgulanması gereken de budur.
Eğer aynı sözleri sıradan bir vatandaş söylemiş olsaydı, günlerce televizyonlarda tartışılır, sosyal medyada linç edilir, her kesimden tepki yağardı. Fakat sözleri söyleyen kişi servetiyle, nüfuzuyla ve gücüyle tanınan biri olunca birçok kişi susmayı tercih ediyor. Demek ki bazıları için doğru ve yanlışın ölçüsü vicdan değil, güç ve para olmuş.
Oysa para ahlak satın alamaz.
Servet, insanlara başkalarını aşağılamanın ayrıcalığını vermez.
Makam, insan onurunu çiğneme ruhsatı değildir.
Bir Kürt kadını üzerinden yapılan aşağılayıcı ifadeler sadece Kürtlere yapılmış bir saygısızlık değildir. Aynı zamanda bütün kadınlara, bütün insanlara ve bu ülkede birlikte yaşama iradesine vurulmuş bir darbedir. Çünkü insanı etnik kimliğiyle, kökeniyle veya cinsiyetiyle küçümsemek, toplumun ortak değerlerine saldırmaktır.
Daha da düşündürücü olan ise kendisini ahlakın, maneviyatın ve değerlerin temsilcisi olarak gören bazı çevrelerin bu tür olaylar karşısındaki suskunluğudur. Çünkü yanlış, güçlü birinin ağzından çıkınca doğruya dönüşmez. Hakikat, zenginin kasasında şekil değiştirmez.
Bugün alkışlanan şey bir fıkra değildir.
Bugün alkışlanan şey, gücün karşısında eğilen omurgasızlıktır.
Salondan yükselen kahkahalar, anlatılan sözlerin komik olduğunu değil; bazı insanların servet ve nüfuz karşısında ne kadar kolay teslim olabildiğini göstermektedir.
Bu ülke Türk'üyle, Kürt'üyle, Çerkezi'yle Lazıy'la,Zaza'sıyla, Arap'ıyla, Alevisiyle ve Sünnisiyle hepimizin ortak vatanıdır. Hiç kimsenin kimliği mizah malzemesi yapılamaz. Hiçbir annenin, eşin veya kız evladının onuru sözde espri adı altında ayaklar altına alınamaz.
Bazen söylenen sözden daha ağır olan şey, o söz karşısındaki sessizliktir.
Çünkü toplumları çürüten yalnızca yanlış yapanlar değildir; yanlış karşısında susanlar, gülümseyenler ve alkış tutanlardır.
Artık kimin söylediğine değil, ne söylediğine bakmak zorundayız. Güçlünün yanlışını alkışlayan, güçsüzün yanlışını ise linç eden çifte standart anlayışı bu ülkeye en büyük zararı vermektedir.
Unutulmamalıdır ki bir toplumun çöküşü, kötü insanların konuşmasıyla değil; iyi olduğunu iddia eden insanların susmasıyla başlar.

Yazarın Diğer Yazıları