Karaçor Yöresi: Dayanışma, Emek ve Vefa
İbrahim Kayaoğlu
Doğasıyla, yaylasıyla, baraj gölüyle adeta saklı bir cennet… Elazığ’ın Karaçor yöresi, sadece coğrafi güzellikleriyle değil, insanının ruhuyla da kendini anlatan nadide yerlerden biri. 33 köy ve birçok mezradan oluşan bu yörede hayat; toprağın bereketiyle, hayvancılığın emeğiyle şekilleniyor. Geçim derdi neredeyse yok denecek kadar az… Çünkü burada üretim var, alın teri var, paylaşım var.
Ama bu hikâyeyi değerli kılan sadece üretim değil.
Bu hikâyeyi anlamlı kılan, köyünden kopmayan insanlar…
Şehirde, Elazığ merkezde ticaret yapan, devlet kurumlarında görev alan Karaçorlular; köylerini unutmamış. Aksine, şehirde kazandıklarını yeniden topraklarına taşımayı bilmişler. İşte bu bilinç, Karaçor Yöresi Dayanışma ve Geliştirme Derneği’ni doğurmuş.
Ve bu dernek, sadece bir tabeladan ibaret olmadığını her geçen gün daha güçlü gösteriyor.
Pazar günü düzenlenen 3. Işkın Festivali bunun en güzel örneklerinden biri oldu.
Katılımcılar önce araçlarla Elemi Köyü’ne ulaştı, ardından feribot ve özel botlarla Yeşildere Köyü’ne geçti. Bu yolculuk; doğayla iç içe, memleket sevgisinin hissedildiği bir gönül yolculuğuydu adeta.
Yeşildere Köyü’nde ise bambaşka bir manzara vardı…
Kovancılar Belediyesi’nin katkılarıyla kurulan çadırlar, özenle hazırlanan yemekler, toplanan ışkınlar ve samimi karşılamalar… Yöresel oyunların coşkusu, insanların yüzündeki tebessümle birleşince ortaya unutulmaz bir tablo çıktı.
Üstelik tüm bunlar, olumsuz hava koşullarına rağmen gerçekleşti.
Çünkü bu yöre insanı bilir: Birlik varsa zorluk yoktur.
Karaçor yöresinde gerçekleştirilen bu anlamlı buluşma, yalnızca halkın katılımıyla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda ilimizin önemli isimleri de bu birlikteliğe kayıtsız kalmadı.
Elazığ milletvekilleri, siyasi parti il başkanları ve çeşitli kurum temsilcilerinin yanı sıra; akademik camianın kıymetli isimleri de festivale iştirak ederek bu dayanışmaya güç kattı. Fırat üniversitesi rektorü prof.Dr.Fahrettin Göktaş, Munzur üniversitesi rektörü prof.Dr.Kenan Peker ve yöre insanı olarak Bartın üniversitesi rektörü prof.Dr.Ahmet Akkaya’nın Bartın’dan gelerek bu organizasyona katılım sağlaması, Karaçor’un sadece yerel değil, akademik ve toplumsal anlamda da ne denli güçlü bir bağa sahip olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Bu katılım; üniversitelerin sadece bilim üretmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumla iç içe olmasının, yerel kalkınmaya ve sosyal dayanışmaya destek vermesinin en güzel örneklerinden biri olmuştur.
Bu noktada en büyük paylardan biri, hiç şüphesiz dernek yönetimine ait. Başta Dernek Başkanı Raif Çelik ve Köy Muhtarı Cumali Yeşilkaya olmak üzere emeği geçen tüm ekip; bu organizasyonla sadece bir festival değil, bir ruh inşa etmiştir.
Ancak burada altı çizilmesi gereken çok önemli bir mesele daha var:
Bu güzel coğrafya, bu güçlü sosyal yapı; doğru yatırımlarla çok daha büyük bir değere dönüşebilir.
Özellikle Elemi Köyü üzerinden yapılacak bir karayolu köprüsü…
Bu köprü sadece iki yakayı birleştirmekle kalmayacak; 33 köyü ve mezraları Elazığ merkeze çok daha hızlı ve güvenli bir şekilde bağlayacak. Mevcut güzergâha göre yaklaşık 50 kilometrelik bir kısalma sağlayacak bu proje; zaman, yakıt ve maliyet açısından büyük bir tasarruf demektir.
Daha önemlisi ne demektir biliyor musunuz?
Daha fazla üretim demektir.
Daha hızlı pazara ulaşım demektir.
Hayvancılıkta, tarımda maliyetin düşmesi demektir.
Gençlerin köyde kalması, üretime devam etmesi demektir.
Kısacası bu köprü, sadece bir ulaşım projesi değil; bölgenin ekonomik kaderini değiştirebilecek stratejik bir adımdır.
İşte tam da bu noktada çağrımız nettir:
Elazığ milletvekillerine, siyasi parti il başkanlarına ve ilgili tüm kurumlara…
Karaçor yöresi artık sadece hatırlanacak bir yer değil, yatırım yapılacak bir bölgedir. Bu köprü projesi gündeme alınmalı, planlanmalı ve hayata geçirilmelidir. Çünkü bu, bir lütuf değil; üretim yapan, ülkeye katkı sunan bu insanların hakkıdır.
Festivalde sergilenen birlik ruhu, aslında bu projenin de en büyük teminatıdır.
Ve elbette…
Yağmura rağmen gelen, kilometrelerce yolu aşan, bu birlikteliğe omuz veren tüm katılımcılar… Onlar bu hikâyenin en sessiz ama en güçlü kahramanlarıdır.
Bugün Karaçor’da yapılan şey sadece bir festival değildir.
Bu; köküne sahip çıkanların, birlik olunca neler başarılabileceğini gösterenlerin hikâyesidir.
Temennimiz odur ki; 4. Işkın Festivali daha kapsamlı, daha güçlü ve daha etkili bir şekilde yapılır. Ve belki de o festivalde, bu köprünün temeli atılmış olur…
Başta Dernek Başkanı Raif Çelik, Köy Muhtarı Cumali Yeşilkaya ve dernek yönetimi olmak üzere emeği geçen herkesi yürekten tebrik ediyor; Elazığ’ın tüm dinamiklerini bu güzelliğe sahip çıkmaya davet ediyorum.
Çünkü bu sadece bir yöre meselesi değil…
Bu, bir memlekete hizmet meselesidir.