İbrahim Kayaoğlu

Hürmüz sıkışırsa dünya nefes alamaz

İbrahim Kayaoğlu

Dünya yine bildiğimiz yerde…
Güçlünün konuştuğu, haklının susturulduğu bir eşikte.
Hürmüz Boğazı kapanırsa ne olur diye yıllarca teoriler üretildi.
Bugün o teorilerin pratiğe dönüştüğünü görüyoruz.
Petrol akışı yavaşladı, piyasalar tedirgin, devletler diken üstünde.
Çünkü mesele sadece bir boğaz değil…
Mesele dünyanın nefes borusu.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan süreç, artık kontrol edilen bir kriz olmaktan çıktı.
Bu bir hesaplaşma.
Bu bir irade savaşı.
Ama asıl dikkat çeken ne biliyor musunuz?
Donald Trump…
Bir gün sert, ertesi gün belirsiz.
Bir açıklama yapıyor, piyasalar altüst oluyor.
Ertesi gün başka bir cümle, dengeler yeniden sarsılıyor.
Bu ne liderliktir ne de strateji.
Bu düpedüz savrulmadır.
Tehdit ediyor…
Ama neyi, ne kadar, ne zaman yapacağını kendisi bile bilmiyor gibi.
Devlet yönetimi ciddiyet ister.
Tutarlılık ister.
Öngörü ister.
Ama ortada bunların hiçbiri yok.
Ve dünya şunu görüyor:
ABD ilk defa bu kadar dağınık, bu kadar kararsız bir görüntü veriyor.
İsrail’e gelince…
Her geçen gün daha sert, daha acımasız bir çizgi.
Özellikle Lübnan ve Filistin hattında atılan adımlar artık “güvenlik” kavramını çoktan aşmış durumda.
Bu bir savunma değil…
Bu bir genişleme refleksi.
Bombalar konuşuyor, diplomasi susuyor.
İdam kararları, baskılar, operasyonlar…
Ve dünya izliyor.
Sessiz.
Derin bir sessizlikle.
Masaya bakalım…
ABD 15 maddeyle geliyor.
İran 10 maddeyle karşılık veriyor.
Ama bu maddeler uzlaşma için değil.
Biri “geri çekil” diyor,
Diğeri “asla” diyor.
Bu masa çözüm üretmez.
Bu masa sadece zaman kazandırır.
Nitekim Pakistan arabuluculuğunda sağlanan 15 günlük ateşkes de bunun göstergesi.
Bir nefes arası…
Ama fırtına dinmiş değil.
İşin daha tehlikeli tarafı ne biliyor musunuz?
Artık sadece ABD ve İsrail yok sahada.
Çin var.
Rusya var.
Kuzey Kore var.
Pakistan var.
Nükleer başlıklar konuşulmaya başlandıysa,
Artık hiçbir şey “bölgesel” değildir.
İran’a bakalım…
Yorgun, evet.
Ama geri adım atmıyor.
Çünkü mesele onlar için sadece bir kriz değil,
Bir varlık meselesi.
Dünya bunu “inat” diye okuyabilir.
Ama bazı milletler için geri adım, yok oluş demektir.
Bugün müzakereler başlayacak.
Ama açık konuşalım:
Bu şartlarda bir sonuç çıkması zor.
Çünkü kimse geri adım atmak istemiyor.
Herkes karşı tarafın diz çökmesini bekliyor.
Oysa tarih bize şunu öğretir:
Diz çöktürülen hiçbir irade, kalıcı barış üretmez.
Son söz…
Hürmüz Boğazı’nda sıkışan sadece petrol değil.
Dünya aklı da orada sıkıştı.
Eğer bu akıl devreye girmezse…
Tehditler savaşa,
Sertlik yıkıma,
Sessizlik ise utanca dönüşecek.
Ve o zaman kazanan olmayacak.
Sadece kaybeden bir insanlık kalacak.

Yazarın Diğer Yazıları