Fonda deprem var: Kim kimi idare ediyor?
İbrahim Kayaoğlu
Neler oluyor?
Kim kimi idare ediyor, kim kimin hesabına hareket ediyor, paralar nereden geliyor, nereye gidiyor?
Şimdilik birçok soru havada. Fakat belli ki tablo bundan ibaret değil. Soruşturmalar genişliyor, yeni isimler ve yeni para hareketleri gündeme geliyor. Eylül ayının son günlerinde tutuklu sayısının 51’e yükseldiği açıklandı. Bazı şirket ve fon yöneticilerinin yurt dışına yüksek miktarlı para transferleri de soruşturma kapsamında inceleniyor.
Elbette hukuk herkes için işletilmeli. Suçluluğu kesinleşmeyen hiç kimse hakkında peşin hüküm verilmemeli.
Ama toplumun sorması gereken daha büyük bir soru var:
Biz ne ara bu kadar para hırsına kapıldık?
Dünyanın bir tarafında savaş çanları çalıyor.
Ortadoğu kaynıyor. Devletler birbirlerine karşı güç gösterisi yapıyor. Dünya ekonomisi, güvenlik dengeleri ve gelecek konusunda ciddi belirsizlikler yaşanıyor.
Peki biz neyin peşindeyiz?
Daha çok kazanmanın…
Daha hızlı zengin olmanın…
Yetmiyor!
Çok daha zengin olmanın.
Üstelik bazı insanların zaten sahip oldukları servetin çok üzerinde servetlerin peşinden koştuğu bir tabloyla karşı karşıyayız.
İşte insanın canını asıl acıtan budur.
Para kazanmak ayıp değildir. Ticaret yapmak, yatırım yapmak, büyümek, şirket kurmak elbette meşrudur. Mesele para değildir.
Mesele, paranın insanı yönetmeye başlamasıdır.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun çok anlamlı bir sözü vardı:
“Bu kadar fırıldak olmaya gerek var mı?”
Gerçekten, bu kadar fırıldak olmaya gerek var mı?
Üç günlük dünya için…
Birbirinin önüne geçmek, birbirini kandırmak, sistemin boşluklarını aramak, servetin üzerine servet koymak için insan neden bu kadar yorulur?
Sonunda hepimizin gideceği yer belli değil mi?
Bugün milyarları hesaplayan insan, yarın kendi nefesini hesaplayamayabilir.
Bugün özel uçakların, yatların, holdinglerin, fonların hesabını yapanlar; yarın birkaç metrekarelik toprağın altında hesap verecek.
Nitekim soruşturma kapsamında yaklaşık 1,8 milyar lira değerindeki iki özel jet ve bir lüks yata el konulduğu da açıklandı.
İşte insan burada durup düşünmeli.
Bu servet insanı nereye götürüyor?
Çünkü dünyada servet büyürken insan küçülüyorsa, orada ciddi bir problem vardır.
Kur’an ne güzel söylüyor:
“Çoklukla övünmek sizi oyaladı. Ta ki kabirleri ziyaret edinceye kadar.”
(Tekâsür, 1-2)
Bugün fonları konuşuyoruz.
Yarın başka bir şirketi, başka bir hesabı, başka bir sistemi konuşacağız.
Fakat mesele değişmeyecek.
Eğer toplumda “daha fazla” hırsı, “yeter” duygusunun önüne geçerse; sadece finans sistemi değil, ahlak sistemi de sarsılır.
Türkiye'nin ihtiyacı; kısa yoldan köşe dönmeye çalışanlar değil, alın teriyle üretenlerdir.
İşçisinin hakkını zamanında veren işveren…
Vergisini veren esnaf…
İnsanını istihdam eden sanayici…
Yetimin hakkını gözeten tüccar…
Kazancında haramdan sakınan yatırımcı…
Ve elindeki imkânı sadece kendisi için değil, toplumu için de kullanan zenginler…
Asıl zenginlik budur.
Çünkü servetin büyüklüğü değil, hesabının temizliği önemlidir.
Bugün fonlarda neler olduğunu belki zaman gösterecek.
Kim ne yaptı, kim kiminle hareket etti, paralar nereden geldi, nereye gitti; hukuk ve soruşturma süreçleri bunları ortaya çıkaracaktır.
Ama bizim bugünden görmemiz gereken başka bir gerçek var:
Bu ülke, insanını sadece zengin etmeye değil; ahlaklı, güvenilir ve sorumluluk sahibi etmeye de mecburdur.
Çünkü devletler savaşlarla sarsılır.
Ekonomiler krizlerle sarsılır.
Piyasalar çökebilir.
Ama bir toplumun asıl çöküşü, vicdanı ve adaleti çöktüğü zaman başlar.
O yüzden mesele sadece fon değil.
Mesele sadece para değil.
Mesele sadece birkaç kişinin serveti de değil.
Mesele, bizim nasıl bir toplum olmak istediğimizdir.
Dünyanın ateş çemberine döndüğü bir zamanda hâlâ “Ben daha ne kadar zengin olabilirim?” diye birbirimizi ezmeye çalışıyorsak, gerçekten durup düşünmenin zamanı gelmiştir.
Bu ülke bunu hak etmiyor.
Yazıklar olsun; üç günlük dünya için vicdanını, itibarını ve ahiretini tehlikeye atanlara.
Çünkü sonunda herkesin hesabı görülecek.Biz istiyoruzki cezasını dünyada bizde gorelimki başkalarına örnek olsun.Ve yine biliyoruzki
Bu dünyada görülmezse, asıl hesap gününde görülecek …
Ve o hesapta paranın miktarından önce şu sorulacak:
“Nereden kazandın?
Nereye harcadın?
Kimin hakkına girdin?”