Enkazın gölgesinde bir şehir: Elazığ Merkez ne bekliyor?
İbrahim Kayaoğlu
24 Ocak 2020’de yaşanan ve merkez üssü Elazığ olan deprem, sadece binaları değil; hafızaları, alışkanlıkları ve şehir algımızı da sarstı. Aradan yıllar geçti. Devlet, özellikle hasarlı konutların yıkımı ve yeni konut üretimi noktasında önemli bir irade ortaya koydu. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı eliyle yapılan konutlar birçok aile için yeni bir başlangıç oldu. Bu yönüyle hükümetin çabası takdire şayandır.
Ancak mesele burada bitmiyor.
Şehrin özellikle merkez mahallelerinde; İzzetpaşa, Nailbey, Çarşı, Aksaray, Kızılay hattında hâlâ göze çarpan boşluklar, yarım kalmışlık hissi ve bir çok yerde enkaz görüntüleri var. Evet, konut üretildi. Evet, birçok hak sahibi evine kavuştu. Fakat şehir merkezinin bütüncül planlaması konusunda aynı kararlılığı görmek zor.
Kaçırılan Fırsat
Aslında çözüm en başta üretilebilirdi. Hasarlı evlerin bedelleri zaten cüzi alınan ücretler hak sahiplerine ödenip bireysel tasarrufa bırakılmak yerine, arsa karşılığı toplu bir dönüşüm modeli hayata geçirilebilirdi. Yani vatandaş konutunu alırken arsasını kamuya devretseydi, bugün şehir merkezinde çok daha planlı, modern ve estetik bir yapılaşma mümkün olurdu.
Bu yapılmadı.
Sonuç ne oldu?
Evini alan vatandaş, elinde kalan arsa için ikinci bir beklentiye girdi. Arsa bir “bonus” haline dönüştü. Herkes kendi payının hesabına düştü. Böyle olunca da merkezdeki enkaz alanlarına el atmak neredeyse imkânsız hale geldi. Hukuki, ekonomik ve sosyal denge karmaşıklaştı.
Kimseyi suçlamak niyetinde değiliz. Fakat ortada bir gerçek var:
Şehir merkezinde hâlâ bir enkaz görüntüsü var.
Öncelik Meselesi
Çimento fabrikasının şehir dışına taşınması elbette önemli bir adımdır. Ancak bir şehrin itibarı sadece sanayi tesisleriyle değil, sokak görüntüsüyle, caddesindeki düzenle, yollarıyla, meydanındaki estetikle ölçülür.
Bugün merkez mahallelerdeki boş parseller, moloz kalıntıları ve düzensiz alanlar hem vatandaşın psikolojisini olumsuz etkiliyor hem de şehir ekonomisine zarar veriyor. Esnafın ayağa kalkması, yatırımın gelmesi, sosyal hayatın canlanması için önce bu görüntünün ortadan kalkması gerekiyor.
Ayrıca önümüzde asfalt sezonu var. Altyapı, üstyapı ve planlama bir bütün olarak ele alınmazsa, her yıl yama yapılan, her yıl tekrar kazılan bir şehir döngüsünden çıkamayız.
Şehir Planı Şart
Elazığ artık günü kurtaran çözümlerle değil, vizyoner bir şehir planıyla yönetilmelidir.
Merkez mahalleler için özel bir dönüşüm projesi hazırlanmalı.
Kamu–vatandaş iş birliğiyle adil, şeffaf ve uygulanabilir bir model oluşturulmalı.
Arsa sahiplerinin mağdur edilmediği ama şehrin de rehin alınmadığı bir denge kurulmalı.
Bu mesele siyaset üstüdür.
Bu mesele bir partinin değil, bir şehrin meselesidir.
Daha Modern Bir Elazığ Mümkün
Devlet ricali irade koyduğunda bu şehrin ayağa kalktığını gördük. Aynı kararlılık merkez mahalleler için de gösterilmelidir. Çünkü şehir merkezindeki her boşluk, sadece fiziksel bir çöküntü değil; aynı zamanda moral bir eksikliktir.
Elazığ’a yakışan; düzenli, planlı, estetik ve yaşanabilir bir şehir dokusudur.
Enkaz kalkmalı.
Belirsizlik bitmeli.
Şehir merkezine yeni bir kimlik kazandırılmalıdır.
Daha modern bir Elazığ için artık söz değil, bütüncül adım zamanıdır.
El birliğiyle… Daha güzel günlere.