İbrahim Kayaoğlu

Dünya Kupası Başlıyor Sahada Futbol, Havalimanında Kaos...

İbrahim Kayaoğlu

​Dünya Kupası heyecanı başladı. Aylar süren hazırlıkların ardından milli takımımız da sahneye çıkıyor. Avustralya karşısında ilk sınavını verecek olan ay-yıldızlı ekibimize yürekten başarılar diliyoruz. Milyonlarca insanın duası ve desteği onların yanında olacak.
​Elbette gönlümüz Türkiye'den yana. Umudumuz, kupanın ülkemize gelmesi. Ancak Dünya Kupası sadece futbol değildir. Bu organizasyon aynı zamanda adaletin, eşitliğin, kardeşliğin ve evrensel spor ahlakının da sınandığı bir platformdur.
​Ne yazık ki turnuva başlar başlamaz yaşanan somut bir gelişme, futbolun önüne geçerek bu evrensel değerleri derinden sarstı. Afrika Futbol Konfederasyonu (CAF) tarafından yılın hakemi seçilen ve Dünya Kupası tarihinde düdük çalacak ilk Somalili isim olmaya hazırlanan Omar Abdulkadir Artan, ev sahibi ülkelerden ABD'nin katı vize ve göçmenlik politikalarına takılarak Miami Uluslararası Havalimanı'ndan geri çevrildi ve sınır dışı edildi. Diplomatik pasaportu ve geçerli tüm belgeleri olmasına rağmen turnuva kadrosundan çıkarılan Artan'ın maruz kaldığı bu muamele, spor kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık ve soru işareti oluşturdu.
​Güç Sahibinin Kuralları ve Çifte Standart
​Burada sorulması gereken soru şudur:
​Dünya Kupası gerçekten bütün milletlerin eşit şekilde temsil edildiği bir organizasyon mudur, yoksa güçlü olanın kendi kurallarını dayattığı bir gösteriye mi dönüşmektedir?
​Bir ülke, dünyanın gözleri önünde düzenlenen böylesine büyük bir organizasyona ev sahipliği yapıyorsa, politik bagajlarını bir kenara bırakıp herkese eşit mesafede durmak zorundadır. Çünkü o saatten sonra temsil edilen sadece ev sahibi devletin egemenlik sınırları değil, sporun evrensel ve birleştirici değerleridir. ABD yönetiminin seyahat yasağı listelerini gerekçe göstererek uluslararası bir spor elçisini kapıdan çevirmesi, turnuvanın ruhuna açık bir darbedir.
​Daha da düşündürücü olan ise yaşanan bu kriz karşısında uluslararası spor otoritelerinin takındığı çaresiz ve sessiz tutumdur. Futbolda sahadaki en küçük bir sloganı, en küçük bir insani hareketi günlerce tartışıp cezalar yağdıran FIFA'nın, ev sahibi ülkenin bu katı siyasi tasarrufu karşısında "Göçmenlik süreçlerine dahil olamıyoruz" diyerek kenara çekilmesi, insanlara çifte standart sorusunu çok daha yüksek sesle sordurmaktadır.
​Mesele Sadece Futbol Değil
​Son yıllarda dünya siyasetine baktığımızda, güç sahibi ülkelerin uluslararası hukuk, insan hakları ve demokrasi gibi kavramları çoğu zaman kendi çıkarlarına ve konjonktüre göre yorumladıklarını görüyoruz. İşlerine geldiğinde küresel entegrasyondan ve özgürlükten, işlerine gelmediğinde ise katı yasaklardan söz ediyorlar. İşlerine geldiğinde insan haklarını ve liyakati savunuyor, işlerine gelmediğinde ise koskoca bir kıtanın en iyi hakemini "güvenlik" perdesi arkasında sessizliğe mahkûm edebiliyorlar.
​Bu nedenle sporun siyasetten bağımsız olması gerektiğini söyleyenlerin, önce bizzat sporun üzerinde dolaşan bu devasa siyasi gölgeleri ve devletlerin ambargolarını kaldırmaları gerekir.
​Bütün bu tartışmalara rağmen sahada mücadele edecek sporcuların ve görevini yapabilen hakemlerin hiçbir suçu yoktur. Onlar ülkelerinin bayraklarını en iyi şekilde temsil etmek için ter dökecekler. Biz de onların emeklerine saygı duyacağız.
​Temennimiz; vizelerin veya sınır dışı kararlarının değil futbolun konuşulduğu, ayrımcılığın değil spor'un öne çıktığı, siyasetin değil centilmenliğin kazandığı bir Dünya Kupası izlemektir. Milli takımımıza bir kez daha başarılar diliyoruz. Ancak kupadan da önemlisi, dünyanın adalet, eşitlik ve insanlık adına yeşil sahada iyi bir sınav verebilmesidir.
​Çünkü futbol sahada oynanır; fakat vicdanlar tribünde, ekran başında, pasaport kontrol noktalarında ve dünya kamuoyunun önünde hükmünü verir.

Yazarın Diğer Yazıları