Bu gidişe kim dur diyecek?
İbrahim Kayaoğlu
Son yıllarda dünya ekonomisine baktığımızda insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu gidişe kim dur diyecek?
Altın yükseliyor, birileri kazanıyor. Döviz düşüyor, birileri kazanıyor. Borsa hareketleniyor, yine aynı çevreler servetine servet katıyor. Bitcoin ve benzeri dijital varlıklar bir gecede yüzde onlarca değer kazanıyor ya da kaybediyor. Küçük yatırımcı ise çoğu zaman olan biten karşısında eriyip gidiyor yada uzaktan izlemekle yetiniyor.
İnsan ister istemez düşünüyor: Gerçekten üretilen nedir? Ortaya konulan emek nedir? Hangi fabrika kurulmuştur? Hangi tarla ekilmiştir? Hangi işçi istihdam edilmiştir? Hangi alın teri dökülmüştür?
Elbette ticaret meşrudur. Risk alarak, emek harcayarak, üretim yaparak, hizmet sunarak kazanmak da meşrudur. Ancak günümüzde paranın para doğurduğu, üretimin ve emeğin ikinci plana itildiği bir ekonomik düzen giderek güçlenmektedir.
İslam'ın faize karşı çıkmasının temel sebeplerinden biri de budur. Çünkü faiz sistemi çoğu zaman sermayeyi çalıştırırken insanı çalıştırmaz. Üretimi teşvik etmek yerine paradan para kazanmayı teşvik eder. Oysa İslam, kazancın emekle, riskle, üretimle ve ticaretle elde edilmesini esas alır.
Bir çiftçi düşünün. Aylarca toprağı sürer, tohum eker, yağmuru bekler, zararlılarla mücadele eder. Bir esnaf düşünün. Sabah erkenden dükkânını açar, müşteri bekler, risk alır. Bir sanayici düşünün. Fabrika kurar, yüzlerce işçi çalıştırır, vergi verir, üretim yapar. İşte bunların hepsi gerçek ekonomidir.
Diğer tarafta ise sadece ekran başında rakamların hareketinden milyarlar kazanan yapılar vardır. Bir tuşa basarak piyasaları yukarı çeken, sonra yüksekten satan, ardından fiyatları düşürüp yeniden toplayan küresel güç odakları bulunmaktadır.Günümüz Dünyasında savaşların gündemden düşmediği her an bir ülkenin diğer bir ülkeye saldiracağı şu zamanda Küresel piyasalar Amerika ile Çin'in rotasında Tramp'ın yapacağı bir açıklama Ekonomiyi sarsıyor piyasayı perişan ediyor.Tabi açıklama planlımı bilemem ama idare edenlerin çok masum olduğunu söylemek çok saflik olur diye düşünüyorum.Bu durum yalnızca ekonomik bir mesele olmaktan çıkıyor, aynı zamanda ahlaki bir mesele haline dönüşüyor.Uluslararası normlar hiç oluyor.Netice itibariyle Adeletin olmadığı yerde insanlık kaybediyor.
Çünkü kazancın adaletle buluşmadığı yerde gelir dağılımı bozulur. Gelir dağılımının bozulduğu yerde sosyal huzur kaybolur. Sosyal huzurun kaybolduğu yerde ise toplumlar kutuplaşır, yoksulluk derinleşir ve güven duygusu zedelenir.
Bugün dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri, servetin üretenden çok spekülasyon yapanların elinde toplanmasıdır. Bir tarafta milyonlarca insan geçim mücadelesi verirken diğer tarafta birkaç finans merkezinde alınan kararlarla trilyonlarca dolar yer değiştirebilmektedir.
Bu nedenle mesele sadece altının, dövizin, borsanın veya bitcoinin yükselip düşmesi değildir. Mesele, emeğin mi yoksa spekülasyonun mu ödüllendirileceğidir.
İnsanlık, alın terinin değer gördüğü bir düzen kurmak zorundadır. Çünkü emek olmadan bereket olmaz. Üretim olmadan kalkınma olmaz. Adalet olmadan huzur olmaz.
Belki de bugün sormamız gereken asıl soru şudur:
Paranın insan için mi, yoksa insanın para için mi yaşadığı bir dünyaya doğru gidiyoruz?
Bu sorunun cevabı, geleceğin nasıl şekilleneceğini de belirleyecektir.