İbrahim Kayaoğlu

28 Şubat. Postmodern Darbeyle Erdemliler hareketi nin Doğuşu...

İbrahim Kayaoğlu

Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı dönemeçlerinden biri olan 28 Şubat, ya 1997’de toplanan Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla hafızalara kazındı. O gün alınan kararlar, sadece bir hükümetin sonunu değil; bir dönemin psikolojisini, toplumun sinir uçlarını ve devlet-toplum ilişkisini derinden etkiledi.

1990’lı yıllar Türkiye için çalkantılıydı. Ekonomik krizler, terör olayları, koalisyon hükümetleri ve ideolojik kamplaşmalar… 1996’da kurulan Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi ortaklığındaki Refahyol Hükûmeti, laiklik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Başbakan Necmettin Erbakan’ın söylemleri ve bazı belediye uygulamaları, askerî ve bürokratik çevrelerde “rejim tehlikede mi?” sorusunu gündeme taşıdı.
Medya manşetleri sertti. Televizyon ekranları gerilim yüklüydü. Üniversitelerde başörtüsü tartışmaları,ikna odaları, kamu kurumlarında kılık-kıyafet denetimleri, brifingler, irtica raporları… Toplum iki ayrı korkuya bölünmüştü: “Laiklik elden gidiyor” diyenler ile “İnançlı insanların değerleri ayaklar altında” diyenler.

28 Şubat 1997’de MGK toplantısı tam 9 saat sürdü. Necmeddin Erbakan'nın yüzünden akan o ter tomurcukları hala hafızalardan silinmedi. Toplantı sonunda hükümete bir dizi karar dayatıldı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim, tarikatların denetlenmesi, başörtüsüne yönelik fiilî yasakların yaygınlaşması gibi uygulamalar hayata geçirildi.
Bu süreç doğrudan bir darbe değildi; tanklar Meclis’i basmadı. Ancak Sincan sokaklarında yürütülen tanklar, hafızalara kazındı. Bu yüzden 28 Şubat’a “postmodern darbe” denildi.
Baskı artarken, siyaset alanı daraldı. Sonunda Erbakan istifa etti. Refahyol Hükûmeti düştü. Ardından Refah Partisi kapatıldı ve siyaset yasağı kararları geldi.

28 Şubat’ın en ağır faturası toplumun geniş kesimlerine çıktı. Üniversite kapılarında gözyaşı döken genç kızlar, fişlenen memurlar, işinden olan kamu görevlileri… İnanç ile kamusal alan arasındaki gerilim, bireysel travmalara dönüştü.
Ancak tarih ilginçtir; baskı bazen yeni bir siyasetin doğumuna zemin hazırlar. 28 Şubat’ın mağduriyet iklimi, ilerleyen yıllarda farklı bir siyasi hareketin yükselişine kapı araladı. Türkiye, 2000’li yıllarda vesayet tartışmalarını geride bırakma iddiasıyla yeni bir döneme girdi.
Erdemliler Hareketine Doğru
28 Şubat’ın baskı iklimi, siyaseti tasfiye etmeyi amaçlarken ironik biçimde yeni bir siyasal damar doğurdu. Refah geleneğinden gelen bazı isimler, eski dili ve yöntemleri sorgulamaya başladı. Daha kapsayıcı, daha demokratik, daha reformcu bir çizgi arayışı doğdu.
Bu arayış kamuoyunda “Erdemliler Hareketi” olarak anıldı. Vesayetle çatışmayı değil, demokratik meşruiyeti esas alan; kimlik siyasetini yumuşatmayı hedefleyen; Avrupa Birliği perspektifi ve hukuk reformlarıyla güçlenen yeni bir siyasal anlayış şekillenmeye başladı.
28 Şubat’ın mağdur ettiği kesimler, sandıkta güçlü bir karşılık verdi. Travma, öfkeye; öfke ise sandıkta değişim talebine dönüştü.
Bugünden Bakınca
28 Şubat’ı anlamak, sadece bir müdahaleyi hatırlamak değildir. O gün yaşananlar bize şunu gösterdi:
Devlet, toplumun bir kesimini dışladığında; o kesim ya içine kapanır ya da yeni bir yol arar.
28 Şubat, bir yasaklar dönemi olarak tarihe geçti. Ama aynı zamanda,halkın iradesini temsil eden bir iktidarın iş başına gelmesini sağladı.23 yıldır iktidar olan irade acaba o günün ruhunu yansitabildimi?Kimine göre evet Kimine göre heba oldu o ruh.Ama geçilen süreç zamanin postallarini geçmek kolay olmadı.

Yorumlar 1
Mustafa Karakuş 26 Şubat 2026 13:23

28 Şubat zulmünü yeniden hatırladık teşekkür ediyorum.Yeni dönem,eksisiyle artısıyla iyi yönde ilerliyor.Erbakan hoca'nın dediği gerçekleşti. Başörtülüye selam duruldu.Okullardaki Ramazan etkinliği...Güzel şeyler oluyor.

Yazarın Diğer Yazıları