Hanifi Yavaş

Sömürü Düzeni Türkiye ve Faiz

Hanifi Yavaş

Sovyetler Birliği’nin dağılması, ABD ile beraber İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda kurulan çift kutuplu dünya düzenini yıkılmıştır. 

Sovyetlerin yıkılması ile bir süper gücün dünya siyasi sahnesinden çekilmesine neden olurken, ABD’nin süper güç olarak konumunu oturtması için ilk basamak olmuştur. 20.yüzyılın sonundan özellikle de 21.yüzyılın başından itibaren süper güç kavramı sadece ABD için kullanılmaya başlanmıştır. 

ABD denilince herkesin aklına büyük bir imparatorluk gelir. Ama gerçekte öyle değildir. ABD, küresel finans çevrelerinin oluşturduğu bir yapıdır. 
Bu yapının en güçlü ve önemli ayağı ise FED'dir. ABD merkez bankası olarak bilinen kuruluşta bu küresel finans çevrelerinin elindedir. Buradaki rezerv para birimi olan dolar ABD devletinin değil bu finans çevrelerinindir.
Bugün ABD'nin borcu 32 trilyon doları aşmıştır. ABD dünyanın en fazla borcu olan ülkesidir. Amerika devleti halkıda bu küresel finans çeteleri tarafından sömürülmektedir. 

Dünya ülkelerinin toplam borcuna bakıldığında, bu ülkelerin toplam borcu 60 Trilyon Dolardan fazladır. 
Peki dünya ülkeleri bu kadar borçlu ise kime yada kimlere borçludur? 
Bu ülkelerin tamamı dünyayı yöneten bu küresel finans çetelerine borçludur. 

Tüm dünyayı sarmalayan bu borç sistemi nasıl yönetiletilerek sömürü düzenini oluşturmaktadır?

Dünya ülkelerine borç veren kurum ve kuruluşların tamamının arkasında bu küresel finans çeteleri vardır. Bunlar genellikle Londra bankerleridir. IMF'de bunların en önemli kuruluşlarından biridir. 
Bu kuruluşlar ülkelerin merkez bankalarına belirli bir faiz oranı ile borç verirler. 
Merkez bankalarıda, ülkedeki diğer bankaları finanse ederken, aldığı faizli paraya yeni bir faiz ekleyerek borç verir. 
Bankalarda üreticiye yeni bir faiz oranı ile kredi verir. 
Üretici de, ürettiği ürünün maliyetine diğer unsurlarla birlikte faizi de ekleyerek tüketiciye sunar. Nihayetinde aradaki tüm faizi tüketici öder. 
Tüketicinin ödediği faiz önce üreticiye, sonra bankaya daha sonrada merkez bankası ve finans çetelerine gider. 

Bu sömürü sistemi içerisinde yıllarca bocalayan Türkiyede, 2002 yılından itibaren bir mantalite değişiklik olduğu rakamlara yansımıştır. 

2001 ve 2021 Yılları Arası Faiz Giderlerinin Vergi Gelirlerine Oranına baktığımızda 
2001: %103
2002: %87 iken
2021 yılında bu oran yüzde 16 seviyelerine gerilemiştir. 

Yine 2002 yılında Bütçeden Faize giden pay: %45 iken, 
2022 yılında faize giden pay: %10.6 seviyelerine gerilemiştir. 

Türkiye’nin yeni ekonomi modeli ile faizi aşağılara çekip üretim, istahdam ve ihracat ağırlıklı büyüme modelinde faiz gelirleri azalan küresel finans çeteleri ile onların güdümündeki ABD ve Avrupa ülkeleri çeşitli şekillerde ambargo ve parasal manipülasyonlar ile ülkemizi boyun eğdirmeye çalışmaktadırlar. 

Yapılan bütün ekonomik amborgo ve manipülasyonlar ile ülkemizin özellikle altyapı çalışmalarına aktardığı harcamalara rağmen, ülkemizin GSYH'sının kamu borçlarına oranının yüzde 40 seviyelerinde olması, ülkemiz ekonomisinin ne kadar sağlam temeller üzerine oturtulduğunu göstermektedir. 
Büyük ekonomisi olan ülkelerin kamusal borçlarına baktığımızda bunu çok net görürüz. 
Aynı oran
-Japonya: % 259
-İtalya: % 160
-ABD: % 133)
-Brezilya: % 92
-Günay Afrika: % 85
-Hindistan: % 83

Görüldüğü üzere bu sadece ülkemizin değil tüm dünyanın sorunudur. 
Artık dünya devletleri rezerv para birimi olan doların hakimiyetine karşı yerel para birimleri ile ticaret yaparak bu kısır döngüden çıkmak istemektedirler. 

Türkiye bu anlamda birçok ülke ile milli paralar ile ticaret yapmaya başlamış Türk Devletleri Teşkilatınıda bu kaostan çıkarmak için kendi aralarında "para fonlarını" kurmaya başlamışlardır. İlerleyen zamanlarda bu yapıyı güçlendirerek, kendi içlerindeki parasal sorunlara, küresel tefecilere muhtaç olmadan çözüm üreteceklerdir.

Bugünlerde ortadoks ekonomi anlayışı ile çözüm arayışlarını tamamen bu küresel faiz çetelerinin yöntemlerine bırakmak yanlıştır. 

Faiz silahı ile dünyayı sömüren bu güçlere karşı Cumhurbaşkanı Erdoğanın dediği gibi  "faiz sebep enflasyon sonuç" anlayışı, üretim, istihdam ve ihracat yöntemi ile mücadeleye devam etmek gerekmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları