Milli Görüş Lideri merhum Erbakan'ın siyasi hayatı süresince gerçekleştirmek istediği bir hayali daha gerçek oldu.
Orta Doğu'nun kaderini şekillendirecek stratejik anlaşma, merhum başbakan Necmettin Erbakan'ın "İslam NATO'su" fikriyle de birebir örtüşüyor. "Müslüman ülkeleri kendi NATO teşkilatlarını kuracaklar inşallah" diyen Erbakan hoca'nın reçetesi, bugün Reis Erdoğan liderliğinde hayat buldu. Öte yandan MHP lideri Bahçeli de Eylül 2025'te "İslam NATO'su" çağrısı yapması bu günlerin habercisiydi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan Mekke Anlaşması ile Müslüman ülkeler arasında ortak savunma ve işbirliği anlaşması imzaladı.
Anlaşma tüm Dünya'da İslam NATO'su olarak ifade edildi.
Bu girişimin üç ülkeyle sınırlı kalmarak, başta Mısır olmak üzere birçok ülkenin katılımıyla büyuyerek İslam ülkelerini bu çatı altında toplayacaktır.
Hakan Fidan'ın, "Türkiye, Pakistan, ve Suudi Arabistan anlaşması sadece savunma anlaşması değildir. Doğu-Batı bağlantısını kurarak, bölgeyi büyük güçlere bağımlılıktan kurtaracak bir tam bağımsızlık anlaşmasıdır. Daha çok katılım olacaktır." sözleri bu gerçeğin altını çizmektedir.
Anlaşmanın imzalandığı gün Kabe'de ve Türkiye'de kılınan cuma namazında “Müminler Ancak Kardeştirler” konulu hutbe gerçekleşmesi önemli bir ayrıntıdır.
Bu bölgede böyle bir ittifaka ihtiyaç olduğu için Erbakan Hocam'ın öncelikleri arasında önemini hic kaybetmedi.
Neden bu ihtiyaç vardı?
İslam dünyasındaki ülkeler birbirlerinin güvenliğinden emin olması gerekiyordu.
Bu güvenlik konseptinin üstüne ekonomik yapılar ve kalıcı işbirliklerinin kurulması kaçınılmazdır.
Yine yıllarca görüldü ki, batılı emperyalist devletler bu bölgede istediklerini yapabiliyorlardı. Böyle bir birliktelik Müslüman coğrafyayı batılı ve Siyonist yapıların saldırısına karşı caydırıcı bir güç haline dönüştürecektir.
Bu birliktelik emin adımlar ile genişlediğinde beraberinde ekonomik ve siyasi ittifaklarıda sağlayacaktır.
Biz bunu tarihi süreç içerisinde de Avrupa Birliği'nde de gördük.
Amerikan güvenlik şemsiyesinin sağladığı atmosfer içinde Avrupa Ekonomik Topluluğunun (AET) hayata geçtiğini, daha sonra bunun (AB) evrildiğini gördük.
Burada da bölgedeki istikrarsızlıkların giderilmesi, en azından durdurulması ve daha büyük ekonomik ve sosyal entegrasyon sağlanarak bölge halkının refahının ilerletilmesi konusunda büyük gelişme olacaktır.
Türkiye, bölgede oyun bozucu olduğu kadar oyun kurucu rolünü uzun zamandır göstermekteydi.
Şimdi bir başka oyun daha kuruluyor.
Mekke Savunma ve isbirligi anlaşmasını "Türkiye Yüzyılı" projesinden ayrı düşünmek mümkün değildir. "Terörsüz Türkiye" vizyonunu, "Terörsüz Ortadoğu" ya dönüştürecektir. Bu durum içimizdeki pionları ve dışımızdaki güçleri rahatsız etmeye başlamıştır.
Bu durumdan en fazla rahatsız olan ülkelerin basinda İsrail, Yunanistan ve İran gelmektedir.
Bu savunma ve işbirliği anlaşması İran'ın Şia hilali projesindeki yayılmacılığına engel olacaktır.
İran bundan sonra yayılmacı politikalarını bırakarak ya bu birliğin bir parçası olacak yada Ortadoğu'da yanlızları oynayacaktır.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın oluşturduğu bu yeni bloka Mısır'ında katılmasıyla birlikte, yaklaşık 500 milyonluk bir nüfusu temsil edecektir.
Ve bu katlanarak artacaktır.
Nükleer silaha sahip Pakistan, dünyanın en büyük petrol tedarikçilerinden Suudi Arabistan, Süveyş Kanalı'nı kontrol eden Mısır ve gelişmiş savunma sanayisiyle bir NATO üyesi olan Türkiye'nin bir araya gelmesi, küresel çapta yankı uyandıracak bir potansiyel taşımaktadır.
İsrail'den "Türkiye liderliğindeki yeni ittifak ekseni İsrail açısından endişe verici"
“İsrail’in olası bir savaş senaryosunda hedefler arasına gireceği aşikâr. Ankara bizim için bölgede giderek daha zorlu bir aktör haline geldi.”
İsrail bu açıklamaları yaparken, feraset yoksunu muhafazakarlar ile emperyal güçlerin içimizdeki taşeronlarıda rahatsızlıklarını belli ediyorlar.
gerçekleştirmek istediği bir hayali daha gerçek oldu.
Orta Doğu'nun kaderini şekillendirecek stratejik anlaşma, merhum başbakan Necmettin Erbakan'ın "İslam NATO'su" fikriyle de birebir örtüşüyor. "Müslüman ülkeleri kendi NATO teşkilatlarını kuracaklar inşallah" diyen Erbakan hoca'nın reçetesi, bugün Reis Erdoğan liderliğinde hayat buldu. Öte yandan MHP lideri Bahçeli de Eylül 2025'te "İslam NATO'su" çağrısı yapması bu günlerin habercisiydi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan Mekke Anlaşması ile Müslüman ülkeler arasında ortak savunma ve işbirliği anlaşması imzaladı.
Anlaşma tüm Dünya'da İslam NATO'su olarak ifade edildi.
Bu girişimin üç ülkeyle sınırlı kalmarak, başta Mısır olmak üzere birçok ülkenin katılımıyla büyuyerek İslam ülkelerini bu çatı altında toplayacaktır.
Hakan Fidan'ın, "Türkiye, Pakistan, ve Suudi Arabistan anlaşması sadece savunma anlaşması değildir. Doğu-Batı bağlantısını kurarak, bölgeyi büyük güçlere bağımlılıktan kurtaracak bir tam bağımsızlık anlaşmasıdır. Daha çok katılım olacaktır." sözleri bu gerçeğin altını çizmektedir.
Anlaşmanın imzalandığı gün Kabe'de ve Türkiye'de kılınan cuma namazında “Müminler Ancak Kardeştirler” konulu hutbe gerçekleşmesi önemli bir ayrıntıdır.
Bu bölgede böyle bir ittifaka ihtiyaç olduğu için Erbakan Hocam'ın öncelikleri arasında önemini hic kaybetmedi.
Neden bu ihtiyaç vardı?
İslam dünyasındaki ülkeler birbirlerinin güvenliğinden emin olması gerekiyordu.
Bu güvenlik konseptinin üstüne ekonomik yapılar ve kalıcı işbirliklerinin kurulması kaçınılmazdır.
Yine yıllarca görüldü ki, batılı emperyalist devletler bu bölgede istediklerini yapabiliyorlardı. Böyle bir birliktelik Müslüman coğrafyayı batılı ve Siyonist yapıların saldırısına karşı caydırıcı bir güç haline dönüştürecektir.
Bu birliktelik emin adımlar ile genişlediğinde beraberinde ekonomik ve siyasi ittifaklarıda sağlayacaktır.
Biz bunu tarihi süreç içerisinde de Avrupa Birliği'nde de gördük.
Amerikan güvenlik şemsiyesinin sağladığı atmosfer içinde Avrupa Ekonomik Topluluğunun (AET) hayata geçtiğini, daha sonra bunun (AB) evrildiğini gördük.
Burada da bölgedeki istikrarsızlıkların giderilmesi, en azından durdurulması ve daha büyük ekonomik ve sosyal entegrasyon sağlanarak bölge halkının refahının ilerletilmesi konusunda büyük gelişme olacaktır.
Türkiye, bölgede oyun bozucu olduğu kadar oyun kurucu rolünü uzun zamandır göstermekteydi.
Şimdi bir başka oyun daha kuruluyor.
Mekke Savunma ve isbirligi anlaşmasını "Türkiye Yüzyılı" projesinden ayrı düşünmek mümkün değildir. "Terörsüz Türkiye" vizyonunu, "Terörsüz Ortadoğu" ya dönüştürecektir. Bu durum içimizdeki pionları ve dışımızdaki güçleri rahatsız etmeye başlamıştır.
Bu durumdan en fazla rahatsız olan ülkelerin basinda İsrail, Yunanistan ve İran gelmektedir.
Bu savunma ve işbirliği anlaşması İran'ın Şia hilali projesindeki yayılmacılığına engel olacaktır.
İran bundan sonra yayılmacı politikalarını bırakarak ya bu birliğin bir parçası olacak yada Ortadoğu'da yanlızları oynayacaktır.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın oluşturduğu bu yeni bloka Mısır'ında katılmasıyla birlikte, yaklaşık 500 milyonluk bir nüfusu temsil edecektir.
Ve bu katlanarak artacaktır.
Nükleer silaha sahip Pakistan, dünyanın en büyük petrol tedarikçilerinden Suudi Arabistan, Süveyş Kanalı'nı kontrol eden Mısır ve gelişmiş savunma sanayisiyle bir NATO üyesi olan Türkiye'nin bir araya gelmesi, küresel çapta yankı uyandıracak bir potansiyel taşımaktadır.
İsrail'den "Türkiye liderliğindeki yeni ittifak ekseni İsrail açısından endişe verici"
“İsrail’in olası bir savaş senaryosunda hedefler arasına gireceği aşikâr. Ankara bizim için bölgede giderek daha zorlu bir aktör haline geldi.”
İsrail bu açıklamaları yaparken, feraset yoksunu muhafazakarlar ile emperyal güçlerin içimizdeki taşeronlarıda rahatsızlıklarını belli ediyorlar.