Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Sulh yürekli dizeler

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Niyetimiz sulhtur, barıştır bizim

Sulha, barışa yok mu, güçlü azim?

Sulh, güneşin doğuşu kadar aziz

Işıklı yolda yürüsün insanlık...


BÖLUNMEYIN

Fırka fırka bölünmeyin, parçalanmayın

Devlet kudreti kayar elinizden

Kötü sözler, çıkmasın dilinizden

Kimseyi alay ederek anmayın

Hak bildiğiniz yoldan da dönmeyin

Gönüller incinmesin halinizden

Sevgidir bağımız, şefkat ağımız

Edebe yoldur ufkumuz, dağımız


BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİDER Mİ?

Gün doğar, gün batar; böyle gelmiş böyle gider!

Ne garip, ‘iskeleti olmayan ham ve cüce fikir’

Ey heybetli mazim, hani nerede zengin istikametim?

Ezanım; günün beş vaktinde, ‘Salah’ der, 'Felah’ der!

Gel gör ki, koca gemiyi bir türlü iflah olmaz ifrat çeker!

Sancım, vücudumu saran bütün ağrılarım;

Hasrete yanmayan gözlerin adımları nereye?

İdrake dokunmaz mı, bunca gönül yangınları...


GECENİN YARISI

Gecenin yarısı, o kadar ıssız...

Herkes, kendi sükûtunu dinler

Sessizlik çığ gibi yüreklerde!

Nefes alışınız, kalbiniz dinler

Uyku, sade göz kapakları iner

Hisleriniz akıl süzgecindedir


BAHAR MI KIŞ MI?

Bahar mı, kış mı bizim yaşadığımız?

Soğuk rüzgârlarla tanıştığımız,

Ağaçların çiçek çiçek açtığı günler...

Yeşilin örtüsünde beyaz duvaklar...

Kış mıdır, bahar mı bizim yaşadığımız?


DÜŞLERİMİZ

Düşlerimiz, kâh kıyamda, rükûda, kâh secde de...

İhlas okur, tekbirlerle vaktin alnından öper

"Allah Bir! “sedası, nura gark ederken cümle âlemi

Gönül vuslatın da bir pervane misali döner

Kâinat, en zerresiyle ZİKİR halinde döner.


GELECEK NESİL

Akıllarda, yüreklerde, "gelecek nesil!"

"Sahabe Asrı!" özlemiyle, yeşerir dualar

"Ümmeti! Ümmeti!" diyen, Resulün izinden;

Yirmi birinci asrı ihata eden nesil...

Öyle bir nesil ki, ufukları açan bir nesil!

BİZİM NESİL

Bizim nesil, nelere şahit olmadı?

Derde, kedere, hüzne, gözyaşına!

Sabır, sükût dedi, vakit dolmadı!

Metin ol dedi, yürekler bir ağızdan

Metanet, saçını başını yolmadı!

Yüreği kıyamda, gözler ufukta...

Güneşin doğacağı anı bekler...


YİRMİ BİRİNCİ ASIR

Firavunlar, Nemrutlar ölmedi mi?

Şu fani âlemin deccalları

İnsanlık sözünü söylemedi mi?

Hele, mazlumun düştüğü halleri...

Yirmi birinci asır uygarlığı,

İçten içe yaralı, berelidir...

Âli bir dünya ister, yüreğim

İnsanlığın hür olduğu bir dünya...


HÜRMÜZ DEDİĞİN

Hürmüz dediğin, petrolün boğazı

Kürksüz, cengâver Horasan yağızı

Zalime, zorbaya vermez azığı

Şehri yârdır, doğru sözün erbabı

Hâ Hürmüz’dür, hâ hürriyet boğazı

Bu yerlerin hep sert eser poyrazı

İfrat ile tefritin derin girdabı

O girdaplar sanki deniz batağı...


YİNE AKSAM

Yine akşam, gönül ışıkları yandı

Vakit, tekbir sedasında uyandı

Ay göründü semadan, yıldız aktı

Karanlığın üstüne düşlerim aktı

Yine akşam, günün yorgunluğu sardı

Vakit yorgan oldu, ruhumu sardı


BULUTLAR YÜRÜR

Bulutlar yürür, esen rüzgârda...

Efkârım dağılır, serin havada

Toprak buğulanır, lâtif bir koku

Baharın esenliğine müjdeler

Yemyeşil bir örtü, toprağa döşek

Sevincini yaşa, börtü-böceğin!


MİHRAPDAN MİNBERE

Mihraptan minbere, kalbime dokun

Besmele lafzıyla çekilen okun,

Şuuruna varayım her bir sözün

Erdemli her sözle ağarsın yüzün...

 

 


HER ŞEHRİMİZE

"Her şehrimize bir, Ömer" gerek

Asrı, Ömer'in yüreğinde hisset

Sevdası Ömer olan, "adil" olur

Tüm zamanını, "adalete" hasret!

Yarabbi, bana niyetimi nusret


YİRMİ SEKİZ ŞUBAT

Yirmi sekiz Şubat, "petrol savaşı"

Bütün hıncıyla yüklenir, Doğu'ya!

Güneşin doğduğu yerde, Uygarlık!

Kapitalizmin ruhunda, "Bedevilik!"

Kalpleri kaskatı, sağırlık çökmüş!

Bütün asli değerleriyle çökmüş

Vahşi bir dünyanın yıkımında,

Koca şehirler; tarih, uygarlık...

Yazarın Diğer Yazıları