Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının çok nezih bir serüveni olduğunu söyleyebiliriz.
Öyle bir serüven ki, ilki SSCB’nin dağılmasından hemen sonra 1992 tarihinde Av. Fikret Memişoğlu anısına; “Fırat Şiir Akşamları!” olarak yapıldı. Ve sonraki yıllarda, “Hazar Şiir Akşamları olarak!” sanat ve edebiyat dünyamızda istikrarlı bir şekilde yer almaya başladı. Sivil bir anlayış, şiir ve sanat dolu bir heyecanla şehri kucaklayan bu tarihi faaliyetin ilk kahramanlarını kutlarım. Aramızdan ayrılanları da rahmetle burada rahmetle yâd ediyorum.
Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, dile kolay efendim, 1992’lerden 2026 yılına kadar 34 yıl geçmiş… Zaman su gibi akmış… Bir büyük edebi şölen, efsanevi Harput Şehrinin bakiyesi Elâzığ Şehrinde, Türk Dünyasını yıllar boyu büyük bir huzur, heyecan, şevk, mutluluk, izzet ve ikramla, ihtimamla buluşturacaktı… Her yıl bir kutlu şölene/ veya Kültür Kurultayı ihtişamına bürünecekti… 34 yıl boyunca şehri hafızasında gürül gürül akan, ‘şiir namesi yazılacaktı’
“Derler, “Elâzığ bir çanak içinde”
Sevdası, Uluğ Türkistan içinde
Çanak tutar eller gülzar içinde
Türküler, gönlümü verdiğim şehir
Güzel Türkçe’m bayrak yaptığım şehir
İmdi, özünde buluştuğum şehir!”
Bu şehir geçen 34 yıl içerisinde kimleri ağırlamadı ki; ‘tarihimizin, kültürümüzün, sanatımızın, edebiyatımızın, musikimizin ve devlet erkânı ile birlikte zirve isimlerini…’ İsa Yusuf Alptekin’den Cengiz Aytmatov’a, Rauf Denktaş’tan Mehmet Emin Aga’ya… Bekir Sıtkı Erdoğanlar, Mehmet Çınarlar, Erdem Beyazitler, Bahaeddin Karakoçlar, Ali Akbaşlar, Dilaver Cebeciler, Sadık Kemal Turallar, Yahya Akenginler… Kalem, kelâm, söz ve ses ehli mütefekkirler…
Elâzığ Şehri için kâh “Şiirin Başkenti” dediler, kâh “Asya’nın gül Bahçesi” dediler, kâh “Türk Dünyasının Manevi Azığı” dediler. Elâzığ Şehrini, Anadolu Coğrafyamızda, “İlim Muhiti…” gerçeğine taşıyan erdemli insanların ‘Şiirâne yürüyüşü…’
2003 Tarihinden itibaren “Türk Dünyası Hizmet Ödüllerinin de verilmesiyle birlikte” Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarıyla Elâzığ Şehrimiz, Türkiye’ye model/ veya Rol-Model oluyordu. Ülkemizin birçok şehrinde artık Şiir Akşamları, Sohbetleri, Edebi Buluşmalar düzenleniyordu. Tabi ki, bu ülkemizin iklimini de müspet şekilde etkiliyordu. Elâzığ Şehrimiz dahil birçok İlimizde, “Edebi Dergiler!” ile birlikte “Edebi Muhitlerde…” oluşuyordu. Türkiye’miz için çok önemli adımlar atılıyordu.
29.ncu Uluslararası Hazar Şiir Akşamları Şehriyar Anısına 18-19 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştiriliyor. Elâzığ Valiliğinin, Elâzığ Belediye Başkanlığının katkılarıyla gerçekleştirilecek Uluslararası Hazar Şiir Akşamları hakkında Süleyman Baydilli bizlere, “Şiir ve Sanat dolu…” insanımızın gönül dünyasına hitap edecek bir gece olacağını belirttiler.
18 Eylül 2026 Cuma Günü Saat 19.00’sularında, Elâzığ Kültür Park Amfi Tiyatro sahnesinde, halkımıza açık Mehteran Gösterisi yapılacak. Saat 19.30’da Açılış Konuşmalarıyla bu günlerin anısı tekrar tekrar ifade edilecek… Saat 20.00’de, “Şehriyar Video Gösterimi…” öyle inanıyorum ki, büyük bir ilgiyle izlenecektir. Saat 20.30’da “Şiir Dinletisi” bir diğer ifade ile de ‘Genç Dinleti’
Saat 21.00’sularında, “Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Danslar Topluluğu Atayurt’tan Anayurda Tiyatral Defile Gösterini…” yer alıyor.
19 Eylül Cumartesi Günü, 10.00 ila 13,30 arasında Harput Gezisi ve Öğle Yemeği (Harput Arasta Mutfağında…) Saat 14.00’sularında; Dr. Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde; İmza ve Söyleşi… Saat 17.00 ila 18,00 arasında, Kültür Park Lezzet Mutfağında Akşam Yemeği…
Saat 18,30’da Elâzığ’dan Sivrice’ye Hareket… Saat 19.30’da Açılış Konuşmaları…
Saat 20.00 sularında Hazar Gölü Işık Show… Saat, 20.30’da Şiir Dinletisi…
21.30’da Ender Balkır’dan Konser… Ender Bakır’ın yorumlarıyla bir daha ses ve söz dünyamızla tatlı bir gezinti yapacağız…
Hazar Şiir Akşamları kapsamında önemli bir gösterime imza atacak olan, “Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Danslar Topluluğunun…” Genel Sanat Yönetmeni olarak ilk başında olan şahsiyet Elazığlı hemşerimiz Mustafa Turan’dır. Devlet Sanatçısı Mustafa Turan’ın, “Sanat Hayatının 50.Yılı Armağanı olarak Manas Yayınları 19-21 Mayıs 2014 tarihinde güzel bir anı program düzenlemişti…”
İlk kuruluşu 19 Mart 1975 tarihi olan, “Halk Dansları Topluluğunun geçen yarım asır içerisinde 55 değişik ülkede 1500 civarında temsil verdiğini…” burada belirtmek isterim.
Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının 1992 yılından günümüze gelinceye kadar çok anlamlı anıları olduğunu ve her birinin çok önemli edebi şahsiyetler anısına yapılması da ayrı bir güzellik taşımaktadır.
Uluslararası Hazar Şiir Akşamları dünden bugünlere kimlerin anısına yapılacaktı?
Bu yazımızda her birini isimleriyle birlikte yad etmek istiyorum; “Av. Fikret Memişoğlu,
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Cenani Dökmeci, İshak Sunguroğlu, Hacı Hayri Bey,
Fethi Gemuhluoğlu, Ahmet Kabaklı, Nüzhed Dede, Elmas Yıldırım, Mağcan Cumabay,
Cengiz Aytmatov, Bahtiyar Vahapzade, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Yesevi, Mehmet Akif Ersoy,
Yunus Emre, Yahya Kemal Beyatlı, Arif Nihat Asya, Ali Şir Nevai, Abay Kunanbayoğlu,
Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Ganira Paşayova, Ziya Gökalp, Yusuf Has Hacip…” anılarına yapılıyordu. Her faaliyetin bir teması vardı… Gönüllere nakşedilen bir temaydı bu…
Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarını, “Şehirle Buluşturmak…” Gençlerimize, ‘şiiri, sanatı, edebiyatı sevdirmek’ bunların her biri maharettir. Yıllarca, okullar bu güzel organizasyonların içerisinde oldular. Türkiye’de yayınlanan önemli dergiler, bu faaliyete katkılarını sundular. Gelen misafirler, şehirle ve şehrin tarihiyle bütünleştiler. Her Şiir Akşamının akabinde, GÜLDESTELER yayınlandı. Başta TRT Avaz olmak üzere birçok Ulusal TV’de canlı olarak yayınlandı… Gönül Coğrafyamızı Elâzığ Şehrinde buluşturmak kadar güzel ne olabilir ki…
29.ncu Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, “20.nci asrın büyük Türk şairi mütefekkiri Şehriyar anısına yapılıyor…” Tebriz’in yetiştirdiği modern Türk edebiyatının zirve isimlerinde biri olan, Muhammed Hüseyin Şehriyarı ve yetiştiği muhiti mutlaka tanımalıyız…
Tebriz, şairler diyar olarak da anılır. “400’den fazla şairin gömülü olduğu tek yer olan Şairler Mezarlığı’na (Makberetü’s Şuara) ev sahipliği yapar.
Bizde en kıymetli eser olarak bilinen Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsünün 1964 yılında yayınladığı “Şehriyâr ve Haydarbaba’ya Selâm” isimli eserdir. Bu eser Hamid Ahmetzade tarafından hazırlanmış,
Eserin tercümesi ise Ahmed Ateş tarafından yapılmıştır. Muhammed Hüseyin Şehriyar (1906-1988)’ın eserlerinin 92 dile çevrildiğini görmekteyiz. Haydar Baba’ya Selâm 76 kıtadan oluşan dev bir eser.
Eserin son kıtasında şöyle der,
“Haydar Baba, senin gönlün şâd olsun
Yer durdukça ağzın dolu tad olsun
Senden geçen tanış olsun, olmasın
Ona de ki, şair oğlum Şehriyâr,
Bir ömürdür, dert üstüne dert yığar”
Fuzuli ne diyecektir, “Şairler dert kervanıdır!”
Fuzuli bir şiirinde şöyle seslenecektir;
“Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdam tabib
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır”
(Ey Tabip! Ben aşkımın derdinden memnunum, bana ilaç verme.
Bana derman arama, çünkü senin bulacağın derman benim ölümüm olur)
Şehriyâr’ın, “Türkiye’ye Hayalî Sefer” şiiri meşhurdur;
“Gelmişim nazlı hilâl ülkesine,
Fikret’in ince hayal ülkesine.
Akif’in marşı yaşardıp gözümü,
Bakıram Yahya Kemal ülkesine.
O güzeller güzeli İslambol,
O denizler kızı, derya gelini,
Sanki derya çiçeği nilüfer,
Kol açıp sahile atmış elini.
Gurbet ihsas eylemem men burada,
Sanki öz doğma diyarımdı menim;
Nerde vardı karındaşlarımız,
Anayurdumdu, hisarımdı menim.”
**
Tarih boyunca, Tebriz’le özdeşleşen şairleri zikredelim; Muhammed Hüseyin Şehriyar (1906-1988),
Sâib-i Tebrîzî (1601-1677), Katran Tebrîzî (1010-1080), Pervin İtisami (1907-1941),
Şeyh Mahmud Sebüsteri, Kavsî-i Tebrîzî, Te’sîr-i Tebrîzî, Şems-i Tebrîzî…
İran Edebiyatının En Ünlü Şairleri; Firdevs’i (9040-1020- Şehname), Ömer Hayyam (1048-1131),
Mevlâna Celaleddin-i Rûmi (1207-1273), Sâdi-i Şirazi (1210-1292- Bostan ve Gülistan),
Hâfız-ı Şirâzî (1325-1390), Rudeki (858-941- Fars Şiirinin Babası),
Nizâmî-i Gencevî (1141-1209- Hüsrev ü Şirin ve Leylâ vü Mecnun),
Ferîdüddin Attâr (1145-1221) Bunların her biri, Türkiye’de bilinen ünlü kalemlerdir.
**
Şehriyâr’ın Hz.
Mevlâna ve Şems-i Tebrizi için yazdığı şiire şöyle bir bakalım;
“Yarabbi, bu neyzen ne kadar da içli ne kadar da çekici üflüyor!
Bu neyin sesi aslında ateştir, kuru bir hava (rüzgâr) değildir.
Kimin içinde bu aşk ateşi yoksa, o zaten yok olsun (yeryüzünden silinsin) ......
Mesnevi, Farsça yazılmış şiirin Kur’an’ıdır...
Mademki Şems Tebrizlidir ve bizdendir (bizim toprağımızdandır);
Molla'nın (Mevlânâ'nın) ruhu da şüphesiz bugün bizim misafirimizdir.
Ey Şehriyar! Ne de hoş ne de çekici bir tabiata (kaleme) sahiptin;
Böylece bugün senin misafirin olanların (Mevlânâ ve Şems'in ruhunun) vaktini hoş eyledin,
Şenlendirdin; onların aşk ateşiyle bu meclisi nura gark ettin.”
18 ve 19 Eylül 2026 tarihinde bir vesileyle Harput’ta, “Tebriz gülü Şehriyarı ağırlayacak!”
HAYDAR BABA’YA SELÂM
Haydar Baba'ya selâm ederim
Şehriyâr'ın ikliminde gezerim
Muhammed Hüseyin Şehriyâr'a selâm
Sendeki, o ne dokunaklı kelâm
Gönül gözüyle Tebriz'i seyrederim
Makberetü's Şuara, yüreğimde;
Dört yüz çadırın ruhani mahşeri
O mahşeri, ruhumuza bezeriz
Tebriz gülünü, Harput'a taşıyan;
Gönül dostları kalplere yazarız
ŞEHRİYAR’IN ANNESİ
Şehriyâr’ın annesi, Hanım Nene;
Şehriyâr’ın gönlüne nüfuz eder;
"Oğul, şair derler, anlamam seni!"
Muhabbeti gönlüne ilham oldu,
"Haydar Baba" onda dile geldi
Söz, bir nehir oldu taştı kabından
Şiiri, abı hayat, maruf oldu
Şehriyar ismiyle efsaneleşti
ŞEHRİYAR
Şehriyâr, ne güzel bir isim, sıfat
İçine sığdırmış bütün ahengi
Zamanı kucaklayan mazruf sanat
Haydar Baba, eserlerin mihengi
Mısraların neşesi aşk-ı rı'fat
Şehriyar'ın cismidir artık ferhat!