Dört mevsim geçti, "Hayatın İçinden"
Feyizlendik, Harput'un geçmişinden,
Hikmet pınarı, çağladı dilinden,
Efsunkâr hava eser yüreğinden,
Harput'un cana dokunan renginden
Nakış nakış işlenen ahenginden,
Hayatın İçinden türkü tutturduk
Bir kutlu hayata, ömre koşturduk
Tarihe, esrarlı düşle dokunduk
DİLE GEL DEDİK HARPUT
Dile gel dedik Harput, sükutu boz
Bulut bulut yürüyen rahmeti yaz!
Manevi rahlesi, nurani niyaz
Harput, "karadan geçilmez bir boğaz"
Avdet bulmaz bu elde, kin, ne garez
Haksızlığa karşı yükselir itiraz
Sıcak ikliminde insan bulur haz
Hicaz makamda kokar, Tebrizi Gülü
HARPUT’TAN GÖÇ ETMİŞ
Harput'tan göç etmiş Amerika'ya
Hatıralar bırakmış hafızaya
Aklı vatan, akmış Yeni Dünyaya
Hasretiyle sarılmış rüyaya
Kâh masasına koyduğu tabloya
Alışamamış yeni bir sayfaya
Çocukken sevdiği kara tahtaya
Sırları bir bir dökülmüş aynaya
BEN KİMİM
"Ben Kimim" sorusuna muhatap ol,
Muhabbet dünyasına kitap ol,
İnce eleyip sık dokuyan hesap ol,
Mahcubiyet edasında hicap ol,
Viraneler dünyasında harap ol
Işığın raksında eriyip serap ol
"Olmak" bir şuur, izafet, marifet
ÜÇ NESİL BİR ARADA
Üç nesil bir arada sevdasıyla yürür
Baktım, maziden atiye düşlerim yürür
Kışı, baharı, yazı renkleriyle yürür
Hüznü, sevinci kol kola vermişte yürür
Suyu, havası, toprağı, ateşi yürür
Yürür, üç nesil; kemal-zeval arasında
DÜŞÜNCE
Düşünce, ademin fikir boyası
Çiçek açar, gönüllerde rüyası
Niyet, amelleri süsler dünyası
Bahar oldu mu, yükselir sadası
O sadayla yürür bütün ezberler
Sanatkarane ruhla bezerler
Kâh gizemi, kâh sükutu çizerler
NEFİS…
Nefis, içimdeki dost mu düşman mı?
Dünyaya müptela içimdeki ben mi?
Çağrı, "nefis kötülüğü emreder"
Ah! İnsan kendisine ziyan eder
Akıl, dil, irade, vicdan ve şuur,
Kalbi haslet insana verir sürur
İnsan görürse kendisinde kusur,
Güzel ahlakın nişanıdır, huzur
NEFİS
Bedri, “nefis kötülüğü emreder”
Sakın ha, düşme nefsin arzusuna
Nefsin hevesi cana zulmeder
Feryadın düşer, alın yazısına
NEFİS DUVARI
Nefis duvarını yıkabildik mi?
Acılara gözyaşı dökebildik mi?
Ölmeden önce uykudan uyan der;
Gaflet uykusunu atabildik mi?
Yamandır hayatın tuzakları hey!
NEFİS
Nefis, "ene" der, çıkar aradan
Beklenmedik anda düşer bacadan
Şura değildir, her işi kafadan
Emek değildir geçimi, havadan!
Hevesiyle bir, kaybolur ortadan
Çekirge gibi zıplar farklı hesapta!
DOSTTAN DOSTA SELAM
Dosttan dosta selâm esenlik verir
Muhabbet gönüllere serinlik verir
Tatlı dil insana sükûnet verir
Tefekkür kalbi sessizlik verir
İhlas, içten dışa güzellik verir
GÜN BEŞ VAKİT
Gün beş vakit, beş vaktin esenliği
Halden hale geçişin diriliği
Erdemli yaşamanın güzelliği
Hakkı birlemenin yüceliği
Günün beş vakti, esenliğe es rüzgâr
Vaktin başı-sonu tebessüm etsin
SONBAHAR
Sonbahar, bir yüzü soğur yüreğin
Sıcaklığı sanki erir güneşin
Ağ düşer, saçlarına şu dünyanın
Yeşil rengini yitirir gözlerin
Mevsim döner, sükutu çeker ayaza
Bürünür zaman, sabır yüklü libasa
Rüzgâr savurur ömrün yapraklarını,
Gönül saklar o eski topraklarını,
Bir vedadır aslında her sonbahar,
Örter zaman geçmişin ayak izlerini.
NEFİS DUVARINI
Biliriz, nefis duvarını yıkmayı
Sabırla merdivenlerden çıkmayı
Katre olup deryalardan akmayı
Gayret bizden, Tevfik Allah’tan dile…