Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Hayatın içinden

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Dört mevsim geçti, "Hayatın İçinden"

Feyizlendik, Harput'un geçmişinden,

Hikmet pınarı, çağladı dilinden,

Efsunkâr hava eser yüreğinden,

Harput'un cana dokunan renginden

Nakış nakış işlenen ahenginden,

Hayatın İçinden türkü tutturduk

Bir kutlu hayata, ömre koşturduk

Tarihe, esrarlı düşle dokunduk

DİLE GEL DEDİK HARPUT

Dile gel dedik Harput, sükutu boz

Bulut bulut yürüyen rahmeti yaz!

Manevi rahlesi, nurani niyaz

Harput, "karadan geçilmez bir boğaz"

Avdet bulmaz bu elde, kin, ne garez

Haksızlığa karşı yükselir itiraz

Sıcak ikliminde insan bulur haz

Hicaz makamda kokar, Tebrizi Gülü

HARPUT’TAN GÖÇ ETMİŞ

Harput'tan göç etmiş Amerika'ya

Hatıralar bırakmış hafızaya

Aklı vatan, akmış Yeni Dünyaya

Hasretiyle sarılmış rüyaya

Kâh masasına koyduğu tabloya

Alışamamış yeni bir sayfaya

Çocukken sevdiği kara tahtaya

Sırları bir bir dökülmüş aynaya

BEN KİMİM

"Ben Kimim" sorusuna muhatap ol,

Muhabbet dünyasına kitap ol,

İnce eleyip sık dokuyan hesap ol,

Mahcubiyet edasında hicap ol,

Viraneler dünyasında harap ol

Işığın raksında eriyip serap ol

"Olmak" bir şuur, izafet, marifet

ÜÇ NESİL BİR ARADA

Üç nesil bir arada sevdasıyla yürür

Baktım, maziden atiye düşlerim yürür

Kışı, baharı, yazı renkleriyle yürür

Hüznü, sevinci kol kola vermişte yürür

Suyu, havası, toprağı, ateşi yürür

Yürür, üç nesil; kemal-zeval arasında

DÜŞÜNCE

Düşünce, ademin fikir boyası

Çiçek açar, gönüllerde rüyası

Niyet, amelleri süsler dünyası

Bahar oldu mu, yükselir sadası

O sadayla yürür bütün ezberler

Sanatkarane ruhla bezerler

Kâh gizemi, kâh sükutu çizerler

NEFİS…

Nefis, içimdeki dost mu düşman mı?

Dünyaya müptela içimdeki ben mi?

Çağrı, "nefis kötülüğü emreder"

Ah! İnsan kendisine ziyan eder

Akıl, dil, irade, vicdan ve şuur,

Kalbi haslet insana verir sürur

İnsan görürse kendisinde kusur,

Güzel ahlakın nişanıdır, huzur

NEFİS

Bedri, “nefis kötülüğü emreder”

Sakın ha, düşme nefsin arzusuna

Nefsin hevesi cana zulmeder

Feryadın düşer, alın yazısına

NEFİS DUVARI

Nefis duvarını yıkabildik mi?

Acılara gözyaşı dökebildik mi?

Ölmeden önce uykudan uyan der;

Gaflet uykusunu atabildik mi?

Yamandır hayatın tuzakları hey!

NEFİS

Nefis, "ene" der, çıkar aradan

Beklenmedik anda düşer bacadan

Şura değildir, her işi kafadan

Emek değildir geçimi, havadan!

Hevesiyle bir, kaybolur ortadan

Çekirge gibi zıplar farklı hesapta!

DOSTTAN DOSTA SELAM

Dosttan dosta selâm esenlik verir

Muhabbet gönüllere serinlik verir

Tatlı dil insana sükûnet verir

Tefekkür kalbi sessizlik verir

İhlas, içten dışa güzellik verir

GÜN BEŞ VAKİT

Gün beş vakit, beş vaktin esenliği

Halden hale geçişin diriliği

Erdemli yaşamanın güzelliği

Hakkı birlemenin yüceliği

Günün beş vakti, esenliğe es rüzgâr

Vaktin başı-sonu tebessüm etsin

SONBAHAR

Sonbahar, bir yüzü soğur yüreğin

Sıcaklığı sanki erir güneşin

Ağ düşer, saçlarına şu dünyanın

Yeşil rengini yitirir gözlerin

Mevsim döner, sükutu çeker ayaza

Bürünür zaman, sabır yüklü libasa

Rüzgâr savurur ömrün yapraklarını,

Gönül saklar o eski topraklarını,

Bir vedadır aslında her sonbahar,

Örter zaman geçmişin ayak izlerini.

NEFİS DUVARINI

Biliriz, nefis duvarını yıkmayı

Sabırla merdivenlerden çıkmayı

Katre olup deryalardan akmayı

Gayret bizden, Tevfik Allah’tan dile…

Yazarın Diğer Yazıları