Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Malazgirt, Feth-İ Mübin müjdesi

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Malazgirt, feth-i mübinin müjdesi

Müyesser fethin bize mucizesi

Vatan olmaya kutsi, mübarek yol

Malazgirt, gönüllerin hazinesi

Malazgirt'te, peygamberin gölgesi

Vatan Oluşun, ulu düşüncesi

GÖLCÜK’TÜ, HAZAR DENİLDİ

Gölcük'tü, Hazar denildi adına

Türk Dünyasının erdi, muradına

Hazar, asrın en büyük şiir toyu...

Hazarla, Harput vuslat şehri oldu

Gönülleri yıkayan bir büyük derya...

O derya taştı öz yataklarından

Uluğ Türkistan'a, Kırım'a, Kerkük’e...

Evlad-ı Fatihan Yurdu, Yavru Vatan'a...

TAKVA ELBİSESİ

Takva elbisesi, yakışır bize

Benim diyenler, yarın gelir dize

Batılı hak gösteren, ne oluyor?

Gaflet belası, faturası size

Mahlûktan değil, haktan gelir vize

DOLANDIR

Dolandır, dolandır nereye kadar

Yüzünü toprağa sürtecek keder

"Mazlumun ahı çıkıncaya kadar"

Ya seni heder, ya da rezil eder

BAHÇEMDE KIRMIZI GÜL

Bahçemde kırmızı gül, tomur tomur

Kırmızı gülün kokusu bir ömür

Bu sevda, his gönlümü eder mamur

Sadakat, ondaki vakara hayran

Kalbin ritmiyle söyleşir lisan

UYKUDA GEÇEN

Uykuda geçen şu ömre yanarım

Sehersiz, sefersiz ömre yanarım

Aşksız, sevdasız bir ömre yanarım

Rüzgârsız pervane, divane dönmez

İçimdeki bu yangın, har hiç sönmez

YARABBİ!

Yarabbi! Bizi sevdir, huzuruna al

Tevhit ağacında sükût bulmuş dal

Sabırla çekilen her yol ideal

Bal çalar ruhuma, o nal sesleri

Dalar gönlüm, deryada sal sesleri

Bedir'de devrandır, zafer sesleri

Şükür nidasında her yol ideal

PUSULAM

Pusulam, aşk, sevgi, Resul yoludur

O yolda, gözlerim dolu doludur

Ufuk insanların izi, tozudur

Hak bilir, hakka giden yol doğrudur

BUGÜN HAFTANIN ORTASI

Bugün haftanın ortasına erdik

Hoş geldin bize sevimli Çarşamba

Gönlü, erdemli bakışlara serdik

Belki bugün yine yolumuz rampa

Yüreğimizi adımlara verdik

Yürüyoruz kalbimiz çarpa çarpa

"Çarşambayı sel aldı" türküsüyle

Yüzümüzü çevirdik yine garba

GECENİN YARISI

Gecenin yarısı, büyük bir sükût

Çığlığın verdiği dert dolu komut

Hudut çizerim haddime düşmeden

Yaşamın iksirinde taze umut

Yüreğimizden gelen sesler, umut

TÜRK DÜNYASI KADIN ŞAİRLER BİRLİĞİ

Türk Edebiyatı Vakfının Öncülüğünde Kurulan Türk Dünyası Kadın Şairler Birliği, geçen kısa süre içerisinde önemli birlikteliklere imza atmaya başladılar.

Genel Başkanlığını Prof. Dr. Huraman Muradova’nın yaptığı Türk Dünyası Kadın Şairler Birliği Şu isimlerden oluşuyor;

İnci Okumuş (Türkiye), Aysel Hanlargizi ( Azerbaycan), Nargiz Asadova (Özbekistan),

Nurkız Riskulgizi (Kırgızistan), Feyzan Korur (K.K.T.C.), Leyla Şerif Emin (Makedonya),

Gülzar Bayatlı (Kerkük), Assel Ospan (Kazakistan), Tenzilia Davletberdina (Başkurdistan),

Şemsiye Cihangirova (Tataristan)

Maşallah diyelim... Bu birlik ve beraberlik inşallah, Türk Dünyasına büyük hizmetler sunacaktır.

Şahsen, Huraman Muradova’nın öncülüğünde bu birlikteliğin güzel işler yapacağına inancım sonsuzdur.

Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarında, tanıdığımız isimler oldu. Kendi alanlarına her biri güçlü şairler.

İnci Okumuş (Şairim) isimli şiirinde şöyle seslenirler;

“Yaşadığıma bakma gülümseyerek

Ölmeyi ezbere bilirim ölmeden

Kavgasını bilirim ırmakların

Ve soylu susuşlarını atların

Seninle yaralandığımız yerde

Kanayan ay ışığını bilirim ben”

**

K.K.T.C. Şairimiz Feyzan Korur’un, “Sevsem!” şiirini birlikte yorumlayalım;

“Gözlerim

Gecenin derinliğine dalarken

Alışmış uykusuz şafaklara

Gözlerim

Ararken seni başucumda

Dudaklarım dudaklarına

Hayal kurar


Anı defteri

Gecenin geç saatleri

Kalbim

Ucu kırık kalem sanki

Bana yokluk

Sana uzakları yazar!”

**

Huraman Muradova, Türk Dünyası Kadın Şairler Birliği Başkanı... Sürekli yazan, çizen, üreten Türk Dünyasının güçlü şairi... Kendilerini, eserlerini yakından takip etmekteyiz. “Annemin Sesi!” şiirinden birkaç mısraı sizlerle paylaşmak istiyorum;

“Küçükken annem seslenirdi:

“Hadi kalk, geç kalıyorsun…”

Ben yorganı biraz daha üzerime çeker,

O sıcak sevginin içinde kaybolurdum.


Meğer en güzel uykular,

Annemin sesiyle bölünen uykularmış.

En büyük huzur da,

Bir annenin evladına seslenişiymiş.


Yıllar geçti…

Ev aynı ev değil artık,

Sabahlar da eskisi gibi doğmuyor.

Çünkü o ses artık yok…


Şimdi ne yorganı çekiştiren var,

Ne de “Geç kalıyorsun.” diye seslenen.

Saat çalıyor, sabah yine oluyor,

Ama evim de, ruhum da sensiz uyanıyor.”

**

Gülzar Bayatlı (Kerküklü) Şairimizin, “Muharrem Acılarından!” şiirini sizlerle birlikte okuyalım;

“Zeynep kaldı oğulsuz.

Atlısı düştü kolsuz.

Kuru, çöl Şam yolunda.

Kaldı Ayanalar dalsız.

Sağı, solu kardaşsız.

Kardaş bedeni, başsız.

Zalim kullar yüzünden.

Kan dökürü göz yaşsız.

Ali can, Hüseyn canan.”

**

Leyla Şerif Emin (Makedonya) “Hilal ve Yıldıza” şiirini birlikte okuyalım;

“Mazinin içinde dağ, bu günün habercisi

Geleceğin muamma, yarına kim sağ kala

Âhire giden yolda, ok yayın nişancısı

Bu kavi duruşuna, kalkan olsun müptelâ...


Ey zemheri karanlık, yıkma ümidimizi

Biliriz rüya sandık, isteriz hakikati

Bir gecede kaybettik, sabaha ağyar bizi

Uyandırmasın rüzgâr, dağılmışız evvelâ...”

**

Huraman Muradova’nın, “Kıbrıs Yaralı Ada!” şiiri o kadar dokunaklı ki, bizler bu şiiri şahsen; “Kıbrıslı Şehit ve Gazilerimize İthaf Etmeyi...” gönülden arzuluyoruz;

Ah Kıbrıs, ah Kıbrıs! Yaralı Ada!

Neçə Şəhid ruhu dolanır burda.

Torpaq pıçıltılar - Şəhid duası.

Könül duyğuların sızlar səhrada.

Sahilə çırpılan dalğaları da,

Bölünmüş qəlblərin acı göz yaşı.

Deyə bilmədiyin torpağın deyir,

Hər ağac, sükûtun acı yaddaşı.”

Yazarın Diğer Yazıları