“Malazgirt’ten Harput’a yol gider
Alparslan’dan Belek Gazi’ye tuğ gider
Bir ömür gaza meydanına gider
Taçlı, Otağlı kahramanlar yürür
Malazgirt’ten, Domaniç'e yol gider
Alparslan'dan, Ertuğrul'a sır gider
O sırdır, fetih kapıları açan
Köprülerle nesillere yol açan”
“26 Ağustos!” tarihini müstesna bir çerçeveye alalım. Türk Tarihinin,
mukadder günü! Tarihimizin her bakımdan ‘dönüm noktası’ Bu tarihleri
ne olur, ‘yüreğimizle okuyalım’
1071 Malazgirt Zaferi... Anadolu’nun mukadder Türk Yurdu, ilanihaye
‘VATAN OLUŞU’
Malazgirt Zaferinden 851 yıl sonra, ‘VATANIN KURTULUŞU!’ olarak
tarihimizde şanlı bir zaferin idrak günleri, “26 Ağustos 1922 Büyük
Taarruzun Başlangıç Günü...”
“Malazgirt’ten Kocatepe’ye yol gider/ zaferlerle ilmek ilmek yol
gider/ Aziz milletin ayağa kalkışı/ Göğsün, dalgalara çarpan
alkışı...”
Malazgirt, şiir gibi vatan kokar. Bozkır Anadolu’da, sevdalarımız
büyür. O sevdalar, yollara gözyaşını döker. Malazgirt’ten, Ahlat’tan,
Harput’tan; bu sevda bir ulu pınar gibi yürür. Bağımız, bağrımızda
filizlenir. Çağrımız, yüreklerde alevlenir. Kor bir alevde, sevdamız
filizlenir.
Hatırlarım, yıllar 1971’i gösteriyordu. Elâzığ- Ağınlı Destan Şairimiz
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu yanına Bayrak Şairimiz Arif Nihat
Asya’yı da alacaklar. Şiir dolu, sanat dolu, gönül dolu bir ekiple
birlikte Elâzığ İlimizden Malazgirt’e, “Zaferin 900.ncü yıldönümünü
idrak için büyük bir huzurla yola çıkacaklardı...”
Destanların Efendisi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Kürsüde o davudi
sesiyle, “Malazgirt Marşını!” okuyacaklardı.
“Aylardan Ağustos, günlerden Cuma
Gün doğmadan evvel iklim-i Rum’a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma
Yeni bir şevk ile gürledi gökler
Ya Allah... Bismillah... Allahuekber”
Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu
Ardında Oğuz’un elli bin tuğu
Andırır Altay’dan kopan bir çığı
Budur Peygamberin övdüğü Türkler
Ya Allah... Bismillah... Allahuekber”
Zafer meydanını inleten gönül alkışları...
Ve kürsüye, Bayrak Şairimiz Arif Nihat ASYA geliyorlar...
“Bir Cuma sabahı, semaya karşı,
Malazgirt’te elli dört bin er.
Bestelediler, en güzel marşı;
Allah-ü Ekber, Allah-ü Ekber.”
Destan şairimiz, genç fidanlara sesleniyorlar;
“Torunlarım dört yana, kol kol gitsin;
Malazgirt’ten İstanbul’a yol gitsin!
Gelip sana çarpan gücü, yavaştan
Anlamazsa, haritadan sil, gitsin!
Şehitlerim, Tanrı’ya al al gitsin,
Yaralıma su verene bal gitsin!”
Gazi Alparslan’ın ruhuna gazeli, Usta Şairimiz Yahya Kemal Beyatlı yazacaklardı;
“İklîm-i Rûm'u tuttu cihangîr savleti,
Târîh o işde gördü nedir şîr savleti…
Titretti arş ü ferşi Malazgird önündeki,
Cûş u hurûş-ı rahş ile şemşîr savleti…
On yılda vardı sâhil-i Kostantaniyye'ye,
Yer yer vatan diyârını teshîr savleti…
Ey şanlı cedd-i ekberimiz, âb-ı tîgının,
Bî-hadd imiş güneş gibi tenvîr savleti…
Tasvîr eder mi böyle şehinşâhı ey Kemâl,
Şimşekten olsa şi'rde tâbîr savleti”
Gerçekte, Malazgirt’te bizler bir büyük medeniyetin yürüyüşünü
görmekteyiz. O yürüyüş sadece, Malazgirt meydanında anlatılmakla kâfi
gelmez. Bu biri tarihin “medeniyet yürüyüşüdür”
O yürüyüşü mısralarla bezemek istedim;
“Malazgirt’i düşünmek,
Gazali asrından bir hoş sedadır!
Farabi, Biruni, İbni Sina’yı edadır!
Divan şehrine, Kaşgar’a yolculuk,
Balasagun’da, Yusuf Has Hacip’le sohbettir!
Bilgiye, hikmete her dem sırlara yoldaştır!
Türk'ü vuslat haliyle bir daha anmak,
O hali yaşamak, o hali dertlenmek, yanmaktır!”
Harput Göllübağ’dan, İstanbul’a; müzik dünyamızda zirvelere yürüyen
bir isim Esat Kabaklı’nın, “Malazgirt Zaferiyle ilgili Yorumları!”
farklı olduğu kadar, tarihin ruhuna inmektedir;
“Malazgirt'ten Başlar Türk'ün Seferi
Malazgirt'ten başlar Türk'ün seferi
Alparslan'dır bu seferin neferi
Şanlı Ağustos'un şanlı zaferi
Malazgirt'te Anadolu şahlandı
Malazgirt'te Türk İslam kanatlandı”
Bizler de “Fırat’ta Zaman!” şiirimizde, bir bakıma tarihle hasbihal ederiz;
“Afşin’in, Danişmend’i, Mengücek’i, Artuk’u
Ebedi Devlet için dört yana at koşturmuş,
Erzurum’dan Halep’e, Artukoğlu diyarı
Kartal Yuvası bize Belek’i çağrıştırmış!”
Sultan Alparslan’ın en önemli ve tanınan komutanları, Afşin Bey, Artuk
Bey ve Aksungur Beydir.
Bu tarihi şahsiyetler, döneminin akıncı ve askeri alandaki önderleridir.
Alparslan’ın en tanınan komutanı, Artuk Bey’i bizler, “Malazgirt
Savaşı’ndan sonra 1102 yılında Hasankeyf, Diyarbakır (1102-1409) ve
Mardin bölgelerinde kurulan önemli bir Türk- İslâm Beyliği olarak
biliyoruz. Diyarbakır İçkale Sarayı, önemli bir Artuklu Sarayıdır.
Malabadi Köprüsü, “dünyanın en büyük taş kemerli köprüsü” Artuklu
eseridir. Artuk Beyin torunu Harput Belek Gaziyi bizler tarihimizin
efsane isimleri arasında yâd ederiz. (Harput Emiri ve Türk Orduları
Başkumandanı)
Melikşah Zamanında, Kudüs’ün idaresini üstlenen Artuk Bey’in, 1091
tarihinde Kudüs’te vefat ettiğini de burada belirtelim. Artuk Bey’in
oğlu Sökmen Bey, 1102 tarihinde, “Hasankeyf Artuklular Beyliği’ni
kuracaklar. Babasının vefatından sonra da bir süre Kudüs Valiliği
yapacaklar...
Sökmen Bey’in kardeşi Necmüddin İlgazi Bey’i bizler, Mardin,
Diyarbakır Artuklu Beyliği’nin kurucusu ve ilk Hükümdarı (1106-1122)
olarak biliyoruz.
Bilindiği gibi, Kudüs Birinci Haçlı Seferi sonucunda, “15 Temmuz 1099
tarihinde Haçlılar tarafından işgal edilir...” Artuk Bey’in Torunu,
Behram’ın Oğlu Belek Gazi’nin, Kızılelma’sı, “Kudüs’ün tekrar
fethidir!” Bütün hazırlıklarını nihai olarak Kudüs’ün fethine yönelten
Belek Gazi, Suriye’deki Menbiç Kalesi’ni kuşatırken kaleden atılan
düşman okuyla, ‘daha genç yaşında’ şehadet şerbetini içecekler.
Kudüs’ün Fethi, 1187 tarihinde Eyyübi Sultanı Selahattin Eyyubi’ye
nasip olacaktır.
Tarihi Harput Şehri için, “bir ayağının Kafkaslarda, bir diğer
ayağının ise Şam, Halep, Basra ve Kudüs olduğunu...” rahatlıkla ifade
edebiliriz.
Osman Gazi’nin Babası Ertuğrul Gazi’nin çocukluk yıllarının Ahlat,
Harput ve Halep ekseninde geçtiği ifade edilir. Dahası var, “Hz.
Mevlana’nın, Babası Sultanü’l-Ulema Bahaeddin Veled ve aile
büyükleriyle birlikte yerleştiği ilk yerler arasında, şimdiki Elâzığ
Karakoçan İlçemizin Okçular Beldesidir.” Bu beldeyi bizler, “Harput
Havzası...” olarak da tanımlarız. Tebrizli Şairimiz Harput için ne
diyorlar, “Asya’nın Gül Bahçesi...” Malazgirt-1071 zaferinden sonra,
Güney ve Doğu Anadolu’nun en aktif beyliği Artuklular olacaktır.
Bizler, Akademik kaynaklarda, Harput’un Milli Mücadele’de çok önemli
roller üstlendiğini bilmekteyiz.
Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin (resmi adıyla Vilâyat-ı
Şarkıye Müdâfaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti)’nin bir kolunun Harput
(Elâzığ) olduğunu bilmekteyiz. Milli Uyanışın merkezlerinden
birisidir, tarihi kadim şehrimiz Harput/ Elazığ...
Milli Mücadeleyi Destekleyen Gazeteler Arasında, Elâzığ’da yayınlanan
SATVETİ MİLLİYE Gazetesi çok önemli görevler üstlenecekti...
Anadolu’da ve İstanbul’da, çıkan gazeteler arasında, “Hâkimiyet-i
Milliye, İrade-i Milliye, İleri, Vakit, Tasvir-i Efkâr, Akşam,
Yenigün, Sebilürreşat ve Açıksöz ile birlikte Anadolu Basınında Milli
Mücadeleyi destekleyen Gazeteler; Arkadaş, Yeni Adana, Albayrak,
Anadolu, Babalık, Dertli, Öğüt, Emel, İstikbal isimleri sayılabilir.
Burada özellikle de, Atatürk’ün de Hocası olarak bildiğimiz Harputlu
Orgeneral Yakup Şevki Paşa (1878-1939) Harput doğumlu, 2. Ordu
Komutanı olarak da Büyük Taarruza katılmışlardır. Onun büyük dehası,
askeri stratejisi dehasıyla büyük katkılar vermiştir.
Tabi ki, 18 Mart Deniz Savaşları Kahramanı Cevat Çobanlı Paşa,
Kurtuluş Savaşına katılan bir diğer müstesna insan Mehmet Şevki Yazman
(1896-1974) ismini de burada analım. Onlarca eser vermişler,
9 ve 10.cu dönemlerde Elâzığ Milletvekilidir.
İzmir’in işgali yıllarında düşmana ilk kurşunu sıkan ve milli
direnişin sembol isimlerinden birisi de, Yarbay Arif Beydir...
Malazgirt-1071’lerden Günümüze kadar, Harput’un muhteşem bir yeri
olduğunu bir daha söylemek isterim.