Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Müslüman uyanık olmalıdır

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Yerküresinde son yarım asrın serüvenini dikkatle okumaya çalışınız… Ve
özellikle de Ortadoğu Coğrafyasının dağılmışlığına! İçimiz kan
ağlıyor. İslâm Âleminde müthiş bir dağınıklık ve birbirinden kopuk
farklı dünyalara kayan bir iklim…  Kur’an bizlere duruşumuzu, nasıl
olmamız gerektiğini haber veriyor.
Âl-i İmrân Suresi 28.nci ayette şöyle buyrulur; "Mü'minler, Mü'minleri
bırakıp da kafirleri dostlar edinmesin! Kim böyle yaparsa, artık
Allah'dan (onun için yardım nâmına) bir şey yoktur; ancak (dost
görünerek) onlardan (gelebilecek) bir tehlikeden sakınmanız müstesna!
Bununla beraber Allah, sizi kendisinden sakındırır. Dönüş ise ancak
Allah'adır."
Âl-i İmrân Suresi 118.nci ayette şöyle buyrulur; "Ey iman edenler!
Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin; onlar size fesat çıkarmakta kusur
etmezler. Çünkü (her zaman) sıkıntıya düşmenizi istediler. Doğrusu
kinleri ağızlarından taşmıştır. (Hep aleyhinizde konuşurlar) Sinelerin
gizlediği (kin ve düşmanlık) ise daha büyüktür. Eğer akıl erdirirseniz
ayetlerimizi size iyice açıkladık"
Türk ve İslâm Âlemindeki, ‘birlik ve beraberliğin arasına fitne
sokmak, fesat çıkarmak için bütün yollar deneniyor…’ Özellikle de
iletişim kanalları ve sosyal medyayı kendi menfur emellerinde çok
çirkin bir şekilde de kullanıyorlar.
Âl-i İmrân Suresi 119.ncu ayette ne buyruluyor; "İşte siz öyle
kimselersiniz ki onları seversiniz; (onlar ise) kitapların tamamına
iman ettiğiniz hâlde sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman;
"iman ettik!" derler. Kendi başlarına kalınca da size olanın
öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "öfkenizle geberin!"
Muhakkak ki Allah, sinelerin içinde olanı hakkıyla bilendir"
Elbette, asra uygun şartlarda stratejiler geliştireceksiniz. İlmin
bütün kaynaklarını kullanmada azami performans göstereceksiniz.
Uykuları kendinize haram edeceksiniz. Ferasetinizi, marifetinizi,
bütün hünerlerinizi ortaya koyacaksınız. Bir şey var ki, “insan
sevgisi bizim fıtratımızdan kaynaklanır!” Bu sevgi bizleri itidalli/
veya ölçülü kullanılırsa, meyvesi de bereketli olur.
Âli İmrân Suresi 120.nci ayeti okurken biraz daha irkildim. Gönül
gözüyle ufku bir türlü seyredemedik. Zaaflarımızı üzerimizden
atamadık. Ayette şöyle buyrulur; "Eğer size bir iyilik dokunursa (bu)
onları üzer; fakat size bir kötülük gelirse, onunla sevinirler. Eğer
sabreder ve (günahlardan) sakınırsanız onların hilesi size hiçbir
zarar vermez. Şüphesiz ki Allah, onların yapmak ta olduklarını
hakkıyla kuşatıcıdır."
O sebepledir ki, sıklıkla ‘yüzümüzü Sahabe Asrına çeviririz…’ Oradaki,
‘ete kemiğe bürünen samimiyete, ihlasa, doğruluğa, güzel ahlaka,
iyiliklere, adalete, hayra ve hasenata…’ Bizler asıl gücümüzü nereden
alacağız, ‘günahlardan sakınarak…’ ihlaslı bir mü’min olmanın şuuruna
vararak…
Ortadoğu’da, güçlü bir Türkiye’nin varlığını isteyen tek bir dostumuz
var mı? Asıl bizler bununda muhasebesini yapmalıyız…
İnancımız bizlere, aman ha “yeise düşme!” Yeise düşmek bir bakıma
gaflettir. İnanç zafiyetidir.
Âl-i İmrân Suresi 139.ncu ayette şöyle buyrulur; “Gevşemeyin,
üzülmeyin! Eğer (gerçekten) mü'min kimseler iseniz, en üstün olanlar
sizsiniz!"
Hayatın her anını, ‘ibadet’ bilmek; hakkı tefekkürle şu hayat
serüvenini bezemek bizlere sabırla birlikte sükûnet ve cesaret
verecektir.
Âl-i İmrân Suresi 134.ncü ayette Kur’an bizlere mü’minin vasıflarını
anlatır; "Onlar (o mü’minler), bollukta ve darlıkta (mallarını Allah
yolunda) sarf ederler, (kızdıkları zaman) öfkelerini yenenler ve
insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever."
Bir tepeden, ‘uçsuz bucaksız ovayı seyre dalınız…’ Veya bir sahilden,
‘uçsuz bucaksız deryaları seyre dalınız…’ Her ikisinde de gizemli bir
coşkunun içerisinde güçlü bir sükunete şahit olursunuz. Bir mü’min de
gönlü kâh uçsuz bucaksız bir derya veya uçsuz bucaksız verimli
topraklar gibidir…
Böyle bir mü’min hayatını tanzim ederken, dikkat edeceği hususlarda
vardır. Âl-i İmran Suresi 149.ncu ayette şöyle buyrulur; "Ey iman
edenler! Eğer inkâr edenlere uyarsanız, sizi ökçeleriniz üzerinde
geriye (küfre) döndürürler de hüsrana uğrayanlar olursunuz"
Allah Resul’ü (sav.) buyuruyorlar, “Kişi dostunun dini üzeredir.
Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin!”
Hadis, “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık
yapmaz ve onu düşmana teslim etmez. Kim Müslüman kardeşinin bir
ihtiyacını giderirse, Allah da onun bir ihtiyacını giderir.”
O kadar mükemmel bir dinimiz var ki, bizlere düşen sorumluluk, “insanı
kâmil olma yolunda azim ve kararlılıkla yürümektir.” Sizler neyi murat
ederseniz, yüce Mevla’mız onu bize bahşeder…
Hucurât Suresi 10.ncu ayette şöyle buyrulur; “Mü’minler ancak
kardeştirler; öyle ise o iki kardeşinizin arasını düzeltin ve
Allah’dan sakının ki merhamet olunasınız!”
Kardeşlik hukukunu yaşatmak fert olarak, toplum olarak temel ilkemiz,
sorumluluğumuzdur. Bir Müslüman kardeşimin gözyaşı/ veya kalbinin
kırık dolaşması bizleri çileden çıkarır. Özellikle de ‘ilkeli siyaset’
birleştirici, uzlaştırıcı, kaynaştırıcı roller üstlenmelidir.
Âl-i İmrân Suresi 102.nci ayette şöyle buyrulur; "Ey İman edenler!
Allah'dan nasıl sakınmak gerekiyorsa öyle sakının ve siz ancak
Müslüman kimseler olarak can verin"
Âl-i İmrân Suresi 103.nci ayette şöyle buyrulur; "Hep birlikte
Allah'ın ipine (Kur'an'a); sımsıkı sarılın ve parçalanmayın Allah'ın
size olan nimetini hatırlayın ki bir zamanlar (brbirinize) düşmanlar
idiniz de (Allah) kalplerinizin arasını (İslâm ile) birleştirdi;
böylece O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz Ateşten bir çukurun
kenarında (küfür içinde) idiniz de sizi oradan kurtardı. Allah size
ayetlerini böyle açıklar ta ki hidayete eresiniz"
İnsanlık tarihini iyi okumalıyız. Hz. Âdem (as)’dan, Allah’ın
Resul’üne (sav.) kadar yükselen tevhit bayrağını omuzlarımızda taşımak
şuuruna sahip olmak… İnsanlık serüveninde, neler yaşandığına da
sağlıklı bir şekilde dersler alarak tefekkür etmek…
Âl-i İmrân Suresi 104.nci ayette şöyle buyrulur; "İçinizden hayra
davet eden ve iyiliği emredip kötülükten yasaklayan bir topluluk
bulunsun! İşte onlar, gerçekten kurtuluşa erenlerdir"
Her şehrimiz için olması gereken, ‘edebi mahfillerden’ söz ederiz.
Erdemli insanların omuzlayacağı, ‘aydın hareketine…’ sıklıkla vurgu
yaparız. O hareketler ki, bizim içimizden, ‘kâmil insanları…’
çıkaracaktır. Kendilerine danışılan, ‘aksaçlılar’ veya ‘bilge
insanlar’ toprak kadar, su kadar, hava kadar ihtiyacımızdır, vesselâm…
Âl-i İmrân Suresi 105.nci ayette şöyle buyrulur; "Kendilerine apaçık
deliller geldikten sonra parçalanıp ihtilafa düşenler (yahudi ve
hristiyanlar) gibi olmayın! İşte onlar için ise (pek) büyük bir azap
vardır"
Bölünmek, parçalanmak bir büyük azaptır, felakettir, belâ veya musibettir.
Muhammed Suresi 33.ncü ayette şöyle buyrulur; “Ey iman edenler!
Allah’a itaat edin! Peygambere de itaat edin! (Ta ki) amellerinizi
boşa çıkarmayın!”
Âl-i İmrân Suresi 31.nci ayette de şöyle buyrulur; "(Habibim, yâ
Muhammed!) De ki; "Eğer Allah'ı seviyorsanız, o halde bana tabi olun
ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın!" Allah, Gafur
(çok bağışlayan)dır, Rahim (çok merhamet eden)dır."
Allah ve Resul’ünün yolu… Kur’an ve Sünnetullah’ın boyasıyla boyanmak…
Sevgi ve muhabbetimiz Allah ve Resul’üne olacaktır. Tevhid boyası ile
boyanmak kadar ihlaslı bir boya var mı?
Bizlere örnek olacak/ veya model olacak yolu da Kur’an bizlere Âl-i
İmrân Suresi 110.cu ayette haber veriyor; "(Ey ashâb-ı Muhammed) siz
insanlar (ın iyiliği) için (ortaya) çıkarılmış en hayırlı bir ümmet
oldunuz; iyiliği emreder kötülükten men eder ve Allah'a iman
edersiniz. Eğer Ehl-i kitap (yahudilerle hristiyanlar) da iman etseydi
kendileri için elbette hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır,
ama onların çoğu (dinden çıkmış) fasıklardır" Selam ve Muhabbetle
efendim esenlikle kalınız

Yazarın Diğer Yazıları