"Çırpınırdın Karadeniz" şarkısı
Azerbaycan'ın yürek kamçısı
Türkiye'nin boynundaki atkısı
Var mı, "Bir Millet" sözünün gayrısı?
Dolaşır oldu, "şeytanın avcısı"
Fitne-fesat odağının baskısı!
Sabah-akşam, Ebrehe'nin falcısı,
Var mı, "Bir yürek!" sözünün gayrısı?
Bir milletin, "Bozkurt!" başlı çağrısı
"Çırpınırdın Karadeniz” deki sır,
Birliği inşa eden ruhtaki sır,
Ahmet Cevat Ahundzade'de okur;
Fethi mübinle inşirah eden sır
Ey Ahmet Cevat, âlem size hayran
Sırlar, aynı çileyle yürür kervan
Elbet, aslına rücu eder devran
Işığı sönmeyen kahramanlar
YÜZLER VAR
Yüzler var, edepten kızaran yüzler
Yüzler var, haramdan kararan yüzler
Yüzler var, dehşetten sararan yüzler
Yüzler var, bahtına ağaran yüzler
Yüzler var, yalandan moraran yüzler
Gözlerin içini, yüzlerde oku!
Yıldırımlar çarpınca, sarsılan şoku
ŞİİR GÖNÜLDEN KOPAN
Şiir, gönülde kopan fırtınadır
Kâh dünya, kâh dünyanın yarasıdır
Şiir, mana âleminden aynadır
Mısralar, her hecesi canındadır
İlham rüzgârı sanki kanındadır
Dolunay gibi yanındadır
Sözün edep yeri ha şuradır
Mısralar, âlem-i geçitte rüyadır
CUMA GÜNÜNE…
Biliriz günlerin sultanı sensin
Sûre olup nûrun beyanı sensin
İbadet iman için bir kın değil mi?
İbadet vecd için akın değil mi?
Mescit zikre tanık kalbin aynası
RABBE niyaz yanık kalbin aynası
Ey Cuma, mü ‘minin yankısı sensin
KÂH ÖMER, KÂH YUNUS…
Kâh Ömer, kâh Yunus, kâh Fatih olmak
Aynı serencamda, tarih olmak
Gelecek nesillere semih olmak
Güzel ahlak sahibi, fasih olmak
Adil, dürüst, samimi, vazıh olmak
Ehli irfan sahibi, nezih olmak,
"Olmak!" Özünde sözünde bir olmak
İNANCIM…
İnancım, "aldatanlar bizden değil!"
Bu söze saygıyla, edeple eğil
Vicdanların sesi; ehil ve adil,
Yüzlerle tanış olsun ismi delil,
Bayraklaşan kahramanlar isterim
Özlemim, destansı yüzler isterim
Ufuklar açan gönüller isterim
Karanfil kokulu güller isterim
AMELLER NİYETLERE GÖREDİR
"Ameller niyetlere göredir"
Dua, sahibine dost, yâredir
Dil yarası, kalbe pare paredir
Atalardan kalan, bize töredir
Esenlik, muhabbete köprüdür
Kalpten gelen nazar, derde çaredir
Meyve veren haslet köktedir
Dünya, ademi halden hale taşır
BİR İMTİHANDAN …
Bir imtihandan diğer imtihana
Seferber olur, kalp müşfik hana
Yolun handan, kâmil insandan yana
Marifet ilmiyle bak bir cihana
Girme sakın masivadan girdaba
Muhabbet deryalaşır, candan cana
Aklı selim huzur verir vicdana
Dünya imtihanı dönsün destana
Yürüyelim ihlas dolu yüreğe
SU UYUR…
"Su uyur, düşman uyumaz" demişler
Kahpe, pusulardan doymaz demişler
Hain, nefretinden durmaz demişler
Cahil, sözden anlamaz demişler
Huylu huyundan kaçınmaz demişler
Sarraf olmayan anlamaz demişler
Kalem, haddi aşana dersi verir
Selâm sükutla, kalbin sırrı erir
KUNDAKTAKİ ÇOCUK
Kundaktaki çocuk bir fidan gibi
Hakkı tesbih eden deliller gibi
Baharı emziren yeşiller gibi
Başta vücut bulan beyinler gibi
Atiye uzanan sebiller gibi
Vicdana ayna tutan diller gibi
Hasretiz, takva nurlu yürüyüşe
Vakarla heybetleşen görünüşe
DERDİNİ DÖKÜP DE…
Derdini döküp de paylama beni
Kalbimi söküp de darlama beni
Aşıksan feryadınla, Ferhat ol,
Dilini büküp de dağlama beni
Baharın nefesiyle gel yanıma…
AHİ EVRAH RUHUNDA
Ahi Evran ruhunda, "temiz toplum"
O zaman, yüreklerde kopar coşkum
Milletçe birlikte ışıldar yolum
Bekleriz toprağa adil bir tohum!
Yüksek bir ahlakla yücelir toyum
Hak söylemek, hakkı konuşmak borcum
Gün doğsun, yüzler birlikte ağarsın
Alınteri, helâl kazançla yarsın!
Gönül gözüyle Hızır'ı ararsın
TEFECİ ZİHNİYETİ…
Tefeci zihniyeti, sil aklından
Yer bulmasın zorbaların falından
Hafızamda, şehitlerin şanından
Toprağı mübarek kılan kanından
Bedri gözyaşı akıtır canından
Hak ereni eksik etmez yanından
Bir dua fısıldar sanki yarından
Zamana lütufkâr dönen çarkından
Feryadı figan kopmasın aslından
AKŞAM VAKTİ
Akşam vaktinde, yıldızlar nöbettedir
Yer-gök gibi onlar da hizmettedir
Kâh ışıktır, yol gösterir, gözdedir
Gün batınca can, sanki gurbettedir
Dil, kalp ile âlemi sohbettedir
Rabbine şükran ile minnettedir
Ölmeden önce sırrı, cennettedir
Dünya keder, tasayla zahmettedir
YAPAY ŞOK
Yapay-şok fırtınada, aydın olmak
Harami sofrasında, saygın kalmak
Öfke tutulmasında, seçkin durmak
Kızarmayan yüzde, tavrını koymak
Ateş cenderesinden, sükutla geçmek
Âdemin sırat köprüsüne benzer
KOSKOCA BİR YAZIK
Koskoca bir yazık desem ne olur?
Boğazımda düğümlenir hecem
Yangın alevine dönüşür gecem
Laf anlatmaktan bitap düştü çenem
Çete mi, haramzade soygunu mu?
Bir gizemli vurgunun düğünü mü?
Gafletin içimizde oyunu mu?
Koskoca bir yazık desem ne olur?
DÜŞÜNÜRÜM YAHUDİ TRAVMASINI…
Düşünürüm Yahudi travmasını
Eksenini sarsan dramasını,
Kesilmeyen o, iç kanamasını
İki yüzlü/ riyakâr kınamasını,
Dostların düşmanlık sınamasını!
Kin, nefretle tuzak aramasını
Fitne surlarda gedik, açmak için,
Dost gönülleri, içten yıkmak için,
Atiye giden köprüyü, yıkmak için,
Düşünürüm, Yahudi travmasını!
EY DOST!
Ey dost, sen beni bilir; ben seni bilirim
Gafletten, fitneden, fesattan çekinirim
Ne sensiz ne dostsuz adım atabilirim
Bil ki, ilahi feyzle beslenir şiirim
Derdimi önce gönlüme açabilirim
Hak sözüdür, her zaman için kilidim