Mizah nedir, nükte nedir bilmezsin
Vakara, edebe dokunmak mıdır?
Yüreğindeki kini silmezsin
Hakaretin adı, okunmak mıdır?
Sanatçı kılığına girmiş canavar!
GAZETE OKUMANIN KEYFİ
Gazete okumanın keyfi kaçtı
Mürekkep kokusu alamaz olduk
Kültürün, sanatın edebi kaçtı
Vicdan korkusunu alamaz olduk.
Bilgi kirliliği, sütunlar açtı
Haberin doğrusunu bulamaz olduk.
DÜN TİPİ...
Dün tipi, bugün sıcaklar yol kesti
Çöl müdür, nedir bu sıcağın adı?
Gölgeler aman peşimi bırakmayın
Bulutlar aksın, yağmur çiselesin
Ilık rüzgârlara daha çok hasretim
Temmuz sıcakları terini döker
DÜŞÜNÜRÜM GEÇMİŞİ
Düşünürüm, geçmişin Elazığ’ı,
Yüreği Ahi Evran, dili Yunus
İlim, irfan meclisinde azığı,
Dört yanına ışık saçan fanus!
Nerede kaldı, ak saçlı bilgeler?
Ruhumu ısıtan serin gölgeler
Destanlar burcunda, Efsane Şehir
CUMA AKŞAMI
Cuma akşamı, için için ağlamak
Gözyaşıyla yaraları dağlamak
Fatihalar, âminlerle çağlamak
Maveradan gönlüme rahmet dolsun
Cumanız mübarek ve kutlu olsun
KİRAZ, VİŞNE ZAMANI
Kiraz, vişne, dut, kayısı zamanı
Bu sıcaklarda, bağ bahçe zamanı
Şakıyan bülbüle âlem zamanı
Yanına al da gel, udu kemanı
Söz, sohbet, muhabbetin zamanı
ŞİİR
Şiir, ruhumun nazende bestesi
İlham kaynağının bize güldestesi
Halvetin gönüle düşen cemresi
Ey tefekkür dünyam, Hoşseda’m...
Kalbimin çizdiği resim, edam
Şiirim, sanatım, efkâr rüzgârım
İçimde huzur bulduğum sükûtum
HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI
Hazar'ın, mavi gökçeli çadırı,
Şiir akşamları, şehrin medarı,
Bekler iftiharla konuklarını
Sözün, sohbetin meclisi kurulsun
Tarihe altın harfle şerh düşülsün
Tarihin efsanevi vuslat şehri
Gönül Coğrafyamın, söz sohbet nehri,
Aksın, Anadolu'dan dört bir yana...
ŞİİR AKŞAMLARI
Şiir akşamları anlattı bizlere;
Kökleri mazide, biz bir milletiz
Ak yazıyla, her yıl destan yazarız;
Fikri, zikri, dili bir; bir milletiz
TEMMUZ SICAĞINA...
Şubat soğuğundan, Temmuz sıcağına
Günler kâh kısalır, kâh uzanır
Her mevsimin rengi, dokunuşu...
Yüreğimiz kâh soğur, kâh ısınır
Kâinat ve deliller, dersler verir...
İlimde, hikmette derinleş der.
SELÂM...
Selâm, sükûtla ilerleyen güne
Sükûtta fıtratım, edam, ikbalim;
Emek teriyle sarınır güne
Zamanın rahmine düşer hasbihalim.
HER GÜZEL İŞTE
Her güzel işte, heyecan isterim
Kalbi huzurla şevk, gayret isterim
Çilesi de, ayrı bir zevk, heyecan
Bu uğurda bayraklaşmak isterim
SABIR...
Sabır... Sabır... Sabır...
Âdemin en asil duruşu
Sabrın yanına sükûtu al!
Bir ney misali nefeslen;
İnle! Derinden duyulsun iniltin
Kalbi huzur, sükûn, rahmet, merhamet iste
Hakka teslim ol,
Mum kimin eri...
**
BİR MÜKEMMEL ESER
Geçtiğimiz gün İmam Efendinin Torunu Mehmet Uz Bey, “Mazhar Efendi’nin İmam Efendi için kaleme aldıkları, “Kaside-i İmam Efendi Hazretleri” başlıklı şiiri gönderdiler. Defalarca okudum. Çok mutlu oldum. Bizler için en bereketli bir hatıra oluyordu. Sizlerle paylaşmak istedim.
Kasîde-i İmâm Efendi Hazretleri
Bismillâhirrahmânirrahim
Hamd ol Hakk'a ki ihsânı cihânı nûra gark eyler,
Velî kullar zuhûruyla gönüller feyze gark eyler.
Bedr-i dîn oldu zuhûrunla semâ-yı ma'rifet rûşen,
Cemâlin şems-i irfândır, gönüller nûra gark eyler.
Resûl evlâdı sultânsın, şeref bulmuş neseb senden,
Muhabbet ehli ism-i pâkin andıkça sürûr eyler.
Sâmînî'den erişen sırr-ı emânet sende kemâl buldu,
Otuz dördüncü halkada hakîkat zâhir eyler.
Harput toprağı gülzâr oldu kademin değdiği demden,
Kabristânın dahi âşık gönüllerde bahâr eyler.
İmâm Efendi derlerdi cihâd ehli seni çünkü
Hem ilmin hem amelin kalblere dâim vakar eyler.
Nazarla dirilir nice ölü kalbler senin feyzinle,
Bir işâret nice sâliki hakîkat yâr eyler.
Edep tâcıdır başında tevâzu' cevheri dâim,
Sükûtun bin hitâbeden ziyâde i'tibâr eyler.
Nice deryâlar senin bir katrenin yanında hîç kalır,
Kemâlin bahrine akıllar erişmekten firâr eyler.
Kapında secde-i şükrân ile durmak büyük devlet,
Bu ni'met ehl-i ihlâsa iki cihân medâr eyler.
Ey İmâm-ı ârifân, ey kutb-ı devrân, yâ Bedrüddîn,
Duân mazlûm gönüllerde nice inkisâr eyler.
Harputî der ki medhin yazmaya kudret yeter mi hiç?
Senin evsâfın kelâmı her nefeste bî-karâr eyler.
Hak Teâlâ cümlemizi himmetinden mahrûm eylemeye,
Silsile-i pâkin kıyâmete dek gönülleri ihyâ eyleye. Âmîn.