Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Mizah nedir

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Mizah nedir, nükte nedir bilmezsin

Vakara, edebe dokunmak mıdır?

Yüreğindeki kini silmezsin

Hakaretin adı, okunmak mıdır?

Sanatçı kılığına girmiş canavar!


GAZETE OKUMANIN KEYFİ

Gazete okumanın keyfi kaçtı

Mürekkep kokusu alamaz olduk

Kültürün, sanatın edebi kaçtı

Vicdan korkusunu alamaz olduk.

Bilgi kirliliği, sütunlar açtı

Haberin doğrusunu bulamaz olduk.


DÜN TİPİ...

Dün tipi, bugün sıcaklar yol kesti

Çöl müdür, nedir bu sıcağın adı?

Gölgeler aman peşimi bırakmayın

Bulutlar aksın, yağmur çiselesin

Ilık rüzgârlara daha çok hasretim

Temmuz sıcakları terini döker


DÜŞÜNÜRÜM GEÇMİŞİ

Düşünürüm, geçmişin Elazığ’ı,

Yüreği Ahi Evran, dili Yunus

İlim, irfan meclisinde azığı,

Dört yanına ışık saçan fanus!

Nerede kaldı, ak saçlı bilgeler?

Ruhumu ısıtan serin gölgeler

Destanlar burcunda, Efsane Şehir


CUMA AKŞAMI

Cuma akşamı, için için ağlamak

Gözyaşıyla yaraları dağlamak

Fatihalar, âminlerle çağlamak

Maveradan gönlüme rahmet dolsun

Cumanız mübarek ve kutlu olsun


KİRAZ, VİŞNE ZAMANI

Kiraz, vişne, dut, kayısı zamanı

Bu sıcaklarda, bağ bahçe zamanı

Şakıyan bülbüle âlem zamanı

Yanına al da gel, udu kemanı

Söz, sohbet, muhabbetin zamanı


ŞİİR

Şiir, ruhumun nazende bestesi

İlham kaynağının bize güldestesi

Halvetin gönüle düşen cemresi

Ey tefekkür dünyam, Hoşseda’m...

Kalbimin çizdiği resim, edam

Şiirim, sanatım, efkâr rüzgârım

İçimde huzur bulduğum sükûtum

 

HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI

Hazar'ın, mavi gökçeli çadırı,

Şiir akşamları, şehrin medarı,

Bekler iftiharla konuklarını

Sözün, sohbetin meclisi kurulsun

Tarihe altın harfle şerh düşülsün

Tarihin efsanevi vuslat şehri

Gönül Coğrafyamın, söz sohbet nehri,

Aksın, Anadolu'dan dört bir yana...


ŞİİR AKŞAMLARI

Şiir akşamları anlattı bizlere;

Kökleri mazide, biz bir milletiz

Ak yazıyla, her yıl destan yazarız;

Fikri, zikri, dili bir; bir milletiz


TEMMUZ SICAĞINA...

Şubat soğuğundan, Temmuz sıcağına

Günler kâh kısalır, kâh uzanır

Her mevsimin rengi, dokunuşu...

Yüreğimiz kâh soğur, kâh ısınır

Kâinat ve deliller, dersler verir...

İlimde, hikmette derinleş der.


SELÂM...

Selâm, sükûtla ilerleyen güne

Sükûtta fıtratım, edam, ikbalim;

Emek teriyle sarınır güne

Zamanın rahmine düşer hasbihalim.


HER GÜZEL İŞTE

Her güzel işte, heyecan isterim

Kalbi huzurla şevk, gayret isterim

Çilesi de, ayrı bir zevk, heyecan

Bu uğurda bayraklaşmak isterim


SABIR...

Sabır... Sabır... Sabır...

Âdemin en asil duruşu

Sabrın yanına sükûtu al!

Bir ney misali nefeslen;

İnle! Derinden duyulsun iniltin

Kalbi huzur, sükûn, rahmet, merhamet iste

Hakka teslim ol,

Mum kimin eri...

**

BİR MÜKEMMEL ESER

Geçtiğimiz gün İmam Efendinin Torunu Mehmet Uz Bey, “Mazhar Efendi’nin İmam Efendi için kaleme aldıkları, “Kaside-i İmam Efendi Hazretleri” başlıklı şiiri gönderdiler. Defalarca okudum. Çok mutlu oldum. Bizler için en bereketli bir hatıra oluyordu. Sizlerle paylaşmak istedim.

Kasîde-i İmâm Efendi Hazretleri

Bismillâhirrahmânirrahim

Hamd ol Hakk'a ki ihsânı cihânı nûra gark eyler,

Velî kullar zuhûruyla gönüller feyze gark eyler.


Bedr-i dîn oldu zuhûrunla semâ-yı ma'rifet rûşen,

Cemâlin şems-i irfândır, gönüller nûra gark eyler.

Resûl evlâdı sultânsın, şeref bulmuş neseb senden,

Muhabbet ehli ism-i pâkin andıkça sürûr eyler.


Sâmînî'den erişen sırr-ı emânet sende kemâl buldu,

Otuz dördüncü halkada hakîkat zâhir eyler.


Harput toprağı gülzâr oldu kademin değdiği demden,

Kabristânın dahi âşık gönüllerde bahâr eyler.


İmâm Efendi derlerdi cihâd ehli seni çünkü

Hem ilmin hem amelin kalblere dâim vakar eyler.


Nazarla dirilir nice ölü kalbler senin feyzinle,

Bir işâret nice sâliki hakîkat yâr eyler.


Edep tâcıdır başında tevâzu' cevheri dâim,

Sükûtun bin hitâbeden ziyâde i'tibâr eyler.


Nice deryâlar senin bir katrenin yanında hîç kalır,

Kemâlin bahrine akıllar erişmekten firâr eyler.


Kapında secde-i şükrân ile durmak büyük devlet,

Bu ni'met ehl-i ihlâsa iki cihân medâr eyler.


Ey İmâm-ı ârifân, ey kutb-ı devrân, yâ Bedrüddîn,

Duân mazlûm gönüllerde nice inkisâr eyler.


Harputî der ki medhin yazmaya kudret yeter mi hiç?

Senin evsâfın kelâmı her nefeste bî-karâr eyler.


Hak Teâlâ cümlemizi himmetinden mahrûm eylemeye,

Silsile-i pâkin kıyâmete dek gönülleri ihyâ eyleye. Âmîn.

Yazarın Diğer Yazıları