Bir olmak, sözle değil yürekçedir
Vefa, pahası biçilmez akçedir
Domaniç'ten yürüyen üçyüz çadır
İnsanlığa özgün destan yazacak
Üç kıtaya destansı yol açacak
VATAN GÖREV BEKLER
Vatan bizlerden kutsi görev bekler
Kutlu bir sevdaya işaret bekler
Toprağın üstü imaret bekler
Fikri bir, zikri bir, dirayet bekler
Zaman, mekân; sabır, sadakat bekler
Niyet et, gayret et, hasret et, çalış!
Çalışmaktan, emekten gayri yol yok!
ŞİİR MEĞER
Şiir, ruhumdaki infilakmış meğer
Mısralar, bende inkişafmış meğer
Fırtınalar içimde akmış meğer
Fırat kaynar, kaynar sanki göğsümden!
Bir yükü alır götürür içimden
YARABBİ!
Yarabbi! Göğsümüze genişlik ver
Güzel, hayır işlere ermişlik ver
Göz, gönül aydınlığı, farklılık ver...
Ilık rüzgârlara göğsümüzü aç
Ak alın, ak yürekle yüzümüzü aç!
KİM HÜZNÜ MURAT EDER
Kim bu âlemde hüznü murat eder?
Hüzün, çığlığa, feryada koşar
Ah, türküler hüzün, keder vermese!
Şu gönlüm hayatın cezbesinde,
Bir içim su gibi ferahlık ister
HER ŞEY KİRLİ
Sudan bilgiye kadar herşey kirli
Nasıl bir dünya, şüphe tomruk vermiş
Elini nereye atsan kusurlu
Toprak adım ötesi obruk vermiş
Nereye dokunsan içten hasarlı
Yollar sanki aşılmaz zorluk vermiş
İKİNDİ VAKTİ
İkindi vakti, gözlerim dışarda
Masmavi gök, bütün cazibesiyle
Vaktin, serinlik veren esintisi
Ailelerin bahar gezintisi...
Suların şırıltısı,
Yaprakların hışıltısı,
Arıların vızıltısı,
Tamamen kâinat senfonisi
Dinlerken, dinlenirim sükûtla...
İKİNDİ VAKTİ
İkindi Vakti, gölgesi uzun
Hayat iksirini bu vakte yazın
En tiz telden gümrah ses versin sazın
Serin rüzgârlara uzat gönlünü
Gün yürüsün, ağartsın sevda nurunu
İkindi vaktinin gölgesi uzun
Ömrü kısa, mürüvveti büyük
Tarih yapan ecdat, adımlar uzun
En âlâ fetihlerin hikmeti büyük
İKİNDİ VAKTİ
“Yavuz’un ömrü ikindiye benzer”
İkindi vaktinin gölgesi uzun
Hey küheylân koş yeni fetihlere
Fetihler, gönül kalemine/ kalesine benzer
Rüzgâr sert esermiş ikindi vakti
Gün batarken ufukta, Kızılelma
Mana iksirinde ikindi vakti!
GÖNLÜMÜZÜ VERDİK
Biz bu vatana gönlümüzü verdik
Ezanla, bayrakla vuslata erdik
Toprağına, hilâl nakışı serdik
Vatan sevgisinde mutlak erdemlik
Toprağında, havasında esenlik
Senlik, benlikten uzak irşada erdik
GAFLET
Gaflet, çılgınlığın yangın yeri
İhanetin köpürdüğü yeri
Lanetlinin üzerine yağdığı,
Gayya kuyusuna düştüğü yeri
Gafil, kızıl kıyametler koparır
Bu dünyadan ateşini aparır
Düştüğü yer, zifiri karanlık yeri!
GAFLET
Gaflet o kadar acı ki, kör eder
Ne göz, ne kulak, ne de beş duyu;
Görmez âlemi, eyvah nankör eder
Zavallı, hâlden hale düşen huyu,
Âlemi kendisine şaşkın eder
GAFİL NE BİLİR?
Gafil ne bilir, hayır, infak nedir?
Seher vaktinin nuru imsak nedir?
İstemem ülkemde fesat yatağı
Basireti bağlanmış, tutsak nedir?
Sözleri belli eder, ifsat batağı
GÜÇLÜ OL
Güçlü ol, düşman ayağına gelir
Kendi kurduğu ağına gelir
Zaman artık, ülfet çağına gelir
Şiir, artık ehli âleme, gelir