Ördek fıkrası ve 'Ben de varım' sorunsalı
Hayatın olağan akışı içerisinde siz bir cümle kurar, bir söz eder ama bunu özellikle, bile isteye ve kasten bir şahıs, kurum ya da oluşum için söylemek aklınızın ucundan geçmese bile, irapta mahalli olmamasına rağmen, birileri kendilerini, olayın nesnesi olma konumunda bile değilken öznesi konumuna sokarak zorlama yorumlarla kendilerini açık ve ifşa ediyorlar.
Bu örneği en güzel anlatan "Ördek Fıkrası"nı bilmeyen yoktur.
İki arkadaş sohbet ederken, biri diğerine aniden yumruk atmış. Yumruğu yiyen, kızgın bir şekilde doğrulmuş ve çenesini ovuşturarak sormuş:
- Ne oldu be adam, ne güzel sohbet ediyorduk. Durup dururken niye yumruk attın?
- Bana ördek dediğin için.
- Yahu nereden çıkartıyorsun? Ben sana ördek demedim...
- Evet, açıkça ördek demedin ama hava bulutlu dedin. Hava bulutlu olunca ne olur? Yağmur yağar. Yağmur yağınca ne olur; su birikintisi... Su
birikintisinde de ördekler yüzer. O halde havanın bulutlu olduğunu söylemekle, sen bana ördek dedin!”
Fıkrayı okuduk, konuya gelelim. Geçtiğimiz günlerde, okurlarımızın büyük bir ilgi ile takip ettikleri Hakimiyet’e Göre köşemizde “Memnuniyetsiz Mutsuzlar” başlıklı bir yazı yayınladık.
Yazıda herhangi bir kişiyi ya da kurumu ima yollu bile olsa işaret etmeden yaşanan her olaya karşı olumsuz duygularını dile getirip kendilerinin de mutsuzluk girdabına düşen tiplere dikkat çektik.
Bunu dile getirirken, hem ulusal hem de yerelde yapılan her hizmete, her adıma ve çalışmaya burun kıvıran, eleştiri yapan ama bunu yaparken de hiçbir öneri sunamayan kesim ve prototipleri hedef aldık.
Ülkede 50 yıldan beri devam eden terörü bitirmek adına bir Çerçeve Yasa çıkartılıyor, Ortadoğu’da ve İslam ülkeleri arasında bir birlikteliğe temel olsun diye Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke Ortak Savunma Antlaşması imzalanıyor, yolsuzluklarla mücadele adına bazı belediye başkanları ve kurumlara yargı müdahale ediyor, yılların fail-i meçhul cinayetleri bir bir aydınlatılıyor ve bunun için Ak Partili de olsa kimsenin gözünün yaşına bakılmıyor ama bazı şahıs ve çevreler mutsuz ve memnuniyetsiz dahası karamsar…
Yine bu şehirde 50 yıldan beri siyasi risk almama adına hasıraltı edilen altyapıya cesurca giriliyor ve tüm şebeke hatlarının değişmesi için kentin altı üstüne getiriliyor, bu çalışma sonrası yollarda bozulma yaşanıyor, bu olumsuzluğu gidermek adına hummalı bir çalışma ortaya konarak yollar kısa sürede asfaltlanıyor bu gayret şehrin yüzde 90 insanında görülüyor, tamamlanan yollar sonrası teşekkür ediliyor ama bizim memnuniyetsiz mutsuzluklar yine memnun olamıyor gerçeğine dikkat çektik.
İşte bu durumu anlatmaya yönelik duygularla kaleme alınan yazımızdan ördek mantığı ile alınan ve kendine pay çıkartanlar da olmuş. Neymiş yazıda geçen bir paragrafta kendisi kastediliyormuş.
Yazıda geçen meslek isimleri genel geçer meslekleri elbette bu meslekte bulunan tüm insanları kapsamıyordu. Ve yine yazıda bu düşünceler dile getirilirken hiçbir özel isme, şahsa yönelik çağrışım yapacak herhangi bir emare, karine ve ima yollu bile olsa gönderme yapılmamasına rağmen, birileri bu cümleleri kendi üzerine yapışmış özellikler olarak algılamış olacak ki üzerine alınmış.
Oysa yazıda kimsenin mesleği ve mesleğindeki başarısı sorgulanmamış, kendi mesleğinde öne çıkmak yerine sırf muhalif görüşleriyle önde olma ve kendini var gösterme gayretinin ortaya koyduğu genel bir memnuniyetsizlere dikkat çekilmişti. Ama söz konusu alınganlık gösteren şahıs, Ördek Fıkrasını o kadar içselleştirmiş ya da yarası olan gocunur deyiminin ete kemiğe bürünmüş halini kendisinde görmüş olacak ki durumdan kendine vazife çıkarmış, “o benim” diyerek el yükseltmiş.
Ne ala, pek ala…
Yazdığımız bu yazı, sonuç itibarıyla birilerinin zaten bildiğimiz içinin dışa vurulması ve kusmuklarının ortalık yere saçılmasını getirdi ve aslında çok da iyi oldu.
Biz, kendisini asla dikkate almadığımız, gündemimize sokmadığımız halde nasıl bir ruh halinde olduğunu bildiğimiz şahsın kendisini tescillemesi oldu.
Biz, bu tür şahısların basitliği ve sığlığına düşmeyiz. Zira bu tiplerin sözlerinde, kendilerinin iddia ettikleri gibi şehir ve şehrin çıkarları yoktur. Kendi şahsi hırs, kin ve bilinçaltı hasımlıkları vardır. Objektifliğini kendi duygularına heba edenlerden doğru fikir çıkmaz. Zira eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.
Zatı muhterem sizi bir yerde görmek istemediyse ve siz buna rağmen seçimle dahi olsa bu göreve gelmişseniz büyük suç işlemişsinizdir zaten. İcazet alıp itaat etmemişseniz büyük ayıp etmişsiniz demektir. Çünkü o tek otorite, tek karar verici ve tek bilendir?...
Halbuki ve gerçek şu ki O’nun, geçmişe dayalı iç hesaplaşmasının rövanşist duyguları vardır. Bir yerde bir mikrofon bulmuş ya konuşmalı içini rahatlatmalı. Yoksa şişer, hatta patlar!..
Birilerinin şehirdeki karşılığı, meslek camiasındaki konumu, başarısı, çapı ve çevresi bizi ilgilendirmez.
Bu şahıs, medyada ısrarla var olmak istemesi, hiçbir mecrada yer bulamayıp menfaati elden gitmenin hırsıyla mesleğini dürüstçe yaptığını iddia eden ama konuyu herkesin bildiği bir dostun kanalında özgürce bizlerle ilgili ne bildiği varsa ortaya koyabilir. Biz öyle tehdit cümleleriyle tırsacak, kenara çekilecek poşete sığacak adamlar değiliz.
Yine biz, kendilerini tarif ve ifşa edercesine kimsenin tetikçiliğini ya da adamcılığını yapacak kadar karaktersiz değiliz. Dün göklere çıkardıklarını, bugün çıkarları elden gitti diye diye dolaylı parmak sallayacak şahsiyetsizlerden hiç değiliz. Hele hele kendi çıkarları için adalet duygusu ve hakkaniyet ölçüsünü çiğneyecek şerefsizlerden hiç değiliz.
Dün ne dediysek bugün de aynı şeyi söyleriz, söylüyoruz, söyleyeceğiz. Şehir ve ülke adına güzel olan ne varsa hep yanında durur destek oluruz. Bunu da bir menfaat umma ve destek bekleme adına yapmayız.
Ezcümle:
Hakimiyet, kendinde bir meziyet, bir yetenek, bir basiret, bir feraset ve cesaret olduğu zehabına kapılan, isminin kırıntısı aklımızın köşesinden bile geçmeyen düşük karakterlerle muhatap olmaz, ciddiye almaz. Ancak herhangi bir itham ve iftira karşısında ise sonunun nereye varacağını düşünmeden ve çekinmeden gerekeni yapmaktan, gerekli adımlar atmaktan da geri durmaz. Meydan boş değil…