Kimdir kahraman, erdemli insandır
İdealsiz hayat insana ziyandır
Aşkla yüreğin çağrısı imandır
Kahraman, özü sözü bir olandır
Mazluma uzanan candır, canandır
İNSAN YÜREĞİYLE
İnsanım yüreğiyle daha hoştur
Bu hayat kâh dikenli, kâh yokuştur
İbadet aşkıyla hayata koştur
Emeğin hazzıyla insanı coştur
Çalışana bütün bakışlar dosttur
Nakışlar dost, alkışlar dost, canlar dost
İNSANLAR YÜRÜR
İnsanlar yürür, ufuklu, ufuksuz
Hayata yürür, sorumlu, sorumsuz
Zıtlar, ikilemler ayrılmaz kutup
Kutuplar basık, fikirler ahenksiz
Sanma, dünya ahirinde mizansız
SINIRIN ÖTESİNDE
Sınırın ötesinde pusular
Bir bir pusulanmış, hendek, kuyular
Hakka yürüyen kınalı kuzular
Gözyaşlarıma hapsolmuş duygular
Sinir hücrelerime çarpar kuşkular
Değmesin vatanıma namert eli...
GÜVEN BİZLERE
Güven bizlere İslâm'ın şiarı
Müslüman Türk'ün huzur diyarı
Tarih boyunca yaşattı baharı
Emniyet, gönlümün kale duvarı
Hak, hukuk, ahlak vermiş ayarı
Budur mü'minin yaşayan sarayı
BİZ SEYYAHIZ
Biz seyyahız, âlemi gezeriz
Kâh gönüllerde tozar, eseriz
Kâh düşlerde hayal kurar geçeriz
Koca bir ömre sığan bestemiz
Hecesiz, lekesiz bakışlarımız
GECENİN KARANLIĞI
Gecenin karanlığı zehir kusar
Sanki kâinat bu vebale susar
Gecenin köründe baykuşlar uçar
Kanatları bir sihirli el tutar
Libasını giyen geceler uzar
NE GAZZE NE DOĞU TÜRKİSTAN
Ne Gazze, ne de Doğu Türkistan'da,
Kınamanın ötesine geçemedi
Çığlıkla yatar, feryatla uyanırız
Dur diyen de, önüne geçemedi
KİMSE KENDİNİ
Kimse kendini sorumsuz görmesin
Milletin önüne duvar örmesin
En büyük afet, " milleti bölmesin"
Kin, nifak, fesat, öfke sarmalında;
Kimseler, sahte gözyaşı dökmesin!
NE ALDATAN
"Ne aldatan, ne aldanan" olunuz!
Dürüstlükle sarmaş dolaş olunuz!
Vakar abidesi gibi olunuz
Görenler, "âdem gibi adam" desin
Vatana gönül borcunu ödesin
BİRGÜN DÜNYADAN
Birgün dünyadan göç vakti gelecek
Âlemden bir fani daha geçecek
Kim bilir, kimler toprağı eşecek?
Toprağa, cansız bedeni serecek?
Düşlerim, düştü, düşecek yerlere
Sırrıyla mezara giren serlere...
Sadece bir Fatiha okunacak!
NİYAZİ YILDIRIM’A
(Akrostiş)
Nil, Tuna, Fırat’ı Türk’ün suyolu
İçinde Oğuz’un yirmi dört boyu
Yürür meydanlarda Horasan gülü
Adım, ‘Niyazi’ destanlar burcunda;
Zafere adanmış, Genç Osman Soyu
İfadem, bir nesli ihya harcında
ASRIMIZDA AKİF’İ ANLAMAK
Akif, nasıl bir ortamda doğmuştur?
Altı asırlık çınar, içten içe çürümüştür
Ümitsizlik kök salıp yürümüştür
Mandacı, etek öpüp, el ovmuştur
Millet, yılların verdiği acıyla;
Perişan, yorgun, mustarip düşmüştür
İnsan, bu hayata soğumuştur!
Akif, bir iman ve aksiyon insanı…
‘Hür…’ olmak, bir kaside-i bûrdedir onda
‘Yeis…’ ümitsizlik, en büyük zillettir onda
Çağlamış, bir bahar mevsimi gibi çağlamış…
Milletin perişan haline için için ağlamış…
Sevdasını paylaşmış, hüznünü içine dağlamış…
Akif, bir kıvılcım; gönüllere düşen yangın
Akif, milletin feryadına yâr olan bir ses!
Böyle bir seste, hayat buldu…
Bir büyük vaveyla ile büyüdü…
O çığlığa, millet yürüdü, dağlar yürüdü…
Bir yanardağ gibi savruldu hafakanlar…
‘ölüm kusan geceler…’ ışıklarla uyandı…
Şafak doğarken kızıllığında, Akif’i andım
AHMET KABAKLI HOCAYA
(Akrostiş Şiir)
Ah desem, şu köhne günler için
Haykırabilsem içimdeki yangın,
Mazlum bakışlara, şefkat türküsü
Erdemli insan, Alperen Yolcusu
Tarihe adını düştüğün vakit;
Kahpe yüzlere dersini verdiğin,
Alnı açık, bir bilge tavrıyla hey!
Bayrağında, sağduyunun kalesi
Ağır yük, omuzlarında bir nesil;
Kelimeler, yağmur serinliğinde
Lisan-ı hal ile temayüz etmiş;
İnce elekten, geçirmiş zamanı
ARİF NİHAT ASYA’YA
Adıyla, ‘bayraklaşan’ şairimiz
Gök kubbeye taşınan şiirimiz!
Beş Ocak tarihi hatıralarda;
Kâh Adana’nın ‘kurtuluş’ günleri
Kâh şairin “Şeb-ü Aruz bayramı”
‘Kurtuluş’ ve ‘Dirilişin’ bayrağı!
Hiç solmadan, lekesiz dalgalansın!
O diller ezberden sizleri ansın!
Yaşasın Ağıtlarla, destanların…
Fetihler yazacak, ‘Arif’ler çıksın!
Unutmadık sözlerin gönüllerde;
O güzel düşlerinle uyanmakta!
Tarihe, zaferlere seslenmekte…
Bu millet, ‘sabrı’ yürekle çekmekte!
Sükûtun çığlığı koptu, kopmakta!
Bayrak yazmaya, ‘Arif olmak’ gerek!
Bayraklar; rüzgâr ister, fetih ister!
“Bayraklaşan” yürekli nesil ister!
NEDİR MURADI?
Nedir muradı, üç buçuk İsrail'in,
Yahudi dilleri gibi bilenmiş...
Ebrehe ‘nin fillerine ne oldu?
Ebabil kuşları, füze gibi inmiş;
Vuracağı menzil tek tek seçilmiş!
"Garkad ağacını" çok iyi bilir
Ayağına baltayı vuran kibir,
Müslüman okları, başına kabir...
Ateş başına hâ düştü, düşecek
Cehennem zebanileri üşüşecek