Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Kimdir kahraman

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Kimdir kahraman, erdemli insandır

İdealsiz hayat insana ziyandır

Aşkla yüreğin çağrısı imandır

Kahraman, özü sözü bir olandır

Mazluma uzanan candır, canandır

İNSAN YÜREĞİYLE

İnsanım yüreğiyle daha hoştur

Bu hayat kâh dikenli, kâh yokuştur

İbadet aşkıyla hayata koştur

Emeğin hazzıyla insanı coştur

Çalışana bütün bakışlar dosttur

Nakışlar dost, alkışlar dost, canlar dost

İNSANLAR YÜRÜR

İnsanlar yürür, ufuklu, ufuksuz

Hayata yürür, sorumlu, sorumsuz

Zıtlar, ikilemler ayrılmaz kutup

Kutuplar basık, fikirler ahenksiz

Sanma, dünya ahirinde mizansız

SINIRIN ÖTESİNDE

Sınırın ötesinde pusular

Bir bir pusulanmış, hendek, kuyular

Hakka yürüyen kınalı kuzular

Gözyaşlarıma hapsolmuş duygular

Sinir hücrelerime çarpar kuşkular

Değmesin vatanıma namert eli...

GÜVEN BİZLERE

Güven bizlere İslâm'ın şiarı

Müslüman Türk'ün huzur diyarı

Tarih boyunca yaşattı baharı

Emniyet, gönlümün kale duvarı

Hak, hukuk, ahlak vermiş ayarı

Budur mü'minin yaşayan sarayı

BİZ SEYYAHIZ

Biz seyyahız, âlemi gezeriz

Kâh gönüllerde tozar, eseriz

Kâh düşlerde hayal kurar geçeriz

Koca bir ömre sığan bestemiz

Hecesiz, lekesiz bakışlarımız

GECENİN KARANLIĞI

Gecenin karanlığı zehir kusar

Sanki kâinat bu vebale susar

Gecenin köründe baykuşlar uçar

Kanatları bir sihirli el tutar

Libasını giyen geceler uzar

NE GAZZE NE DOĞU TÜRKİSTAN

Ne Gazze, ne de Doğu Türkistan'da,

Kınamanın ötesine geçemedi

Çığlıkla yatar, feryatla uyanırız

Dur diyen de, önüne geçemedi

KİMSE KENDİNİ

Kimse kendini sorumsuz görmesin

Milletin önüne duvar örmesin

En büyük afet, " milleti bölmesin"

Kin, nifak, fesat, öfke sarmalında;

Kimseler, sahte gözyaşı dökmesin!

NE ALDATAN

"Ne aldatan, ne aldanan" olunuz!

Dürüstlükle sarmaş dolaş olunuz!

Vakar abidesi gibi olunuz

Görenler, "âdem gibi adam" desin

Vatana gönül borcunu ödesin

BİRGÜN DÜNYADAN

Birgün dünyadan göç vakti gelecek

Âlemden bir fani daha geçecek

Kim bilir, kimler toprağı eşecek?

Toprağa, cansız bedeni serecek?

Düşlerim, düştü, düşecek yerlere

Sırrıyla mezara giren serlere...

Sadece bir Fatiha okunacak!

NİYAZİ YILDIRIM’A

(Akrostiş)

Nil, Tuna, Fırat’ı Türk’ün suyolu

İçinde Oğuz’un yirmi dört boyu

Yürür meydanlarda Horasan gülü

Adım, ‘Niyazi’ destanlar burcunda;

Zafere adanmış, Genç Osman Soyu

İfadem, bir nesli ihya harcında

ASRIMIZDA AKİF’İ ANLAMAK

Akif, nasıl bir ortamda doğmuştur?

Altı asırlık çınar, içten içe çürümüştür

Ümitsizlik kök salıp yürümüştür

Mandacı, etek öpüp, el ovmuştur

Millet, yılların verdiği acıyla;

Perişan, yorgun, mustarip düşmüştür

İnsan, bu hayata soğumuştur!

Akif, bir iman ve aksiyon insanı…

‘Hür…’ olmak, bir kaside-i bûrdedir onda

‘Yeis…’ ümitsizlik, en büyük zillettir onda

Çağlamış, bir bahar mevsimi gibi çağlamış…

Milletin perişan haline için için ağlamış…

Sevdasını paylaşmış, hüznünü içine dağlamış…

Akif, bir kıvılcım; gönüllere düşen yangın

Akif, milletin feryadına yâr olan bir ses!

Böyle bir seste, hayat buldu…

Bir büyük vaveyla ile büyüdü…

O çığlığa, millet yürüdü, dağlar yürüdü…

Bir yanardağ gibi savruldu hafakanlar…

‘ölüm kusan geceler…’ ışıklarla uyandı…

Şafak doğarken kızıllığında, Akif’i andım

AHMET KABAKLI HOCAYA

(Akrostiş Şiir)

Ah desem, şu köhne günler için

Haykırabilsem içimdeki yangın,

Mazlum bakışlara, şefkat türküsü

Erdemli insan, Alperen Yolcusu

Tarihe adını düştüğün vakit;

Kahpe yüzlere dersini verdiğin,

Alnı açık, bir bilge tavrıyla hey!

Bayrağında, sağduyunun kalesi

Ağır yük, omuzlarında bir nesil;

Kelimeler, yağmur serinliğinde

Lisan-ı hal ile temayüz etmiş;

İnce elekten, geçirmiş zamanı

ARİF NİHAT ASYA’YA

Adıyla, ‘bayraklaşan’ şairimiz

Gök kubbeye taşınan şiirimiz!

Beş Ocak tarihi hatıralarda;

Kâh Adana’nın ‘kurtuluş’ günleri

Kâh şairin “Şeb-ü Aruz bayramı”

‘Kurtuluş’ ve ‘Dirilişin’ bayrağı!

Hiç solmadan, lekesiz dalgalansın!

O diller ezberden sizleri ansın!

Yaşasın Ağıtlarla, destanların…

Fetihler yazacak, ‘Arif’ler çıksın!

Unutmadık sözlerin gönüllerde;

O güzel düşlerinle uyanmakta!

Tarihe, zaferlere seslenmekte…

Bu millet, ‘sabrı’ yürekle çekmekte!

Sükûtun çığlığı koptu, kopmakta!

Bayrak yazmaya, ‘Arif olmak’ gerek!

Bayraklar; rüzgâr ister, fetih ister!

“Bayraklaşan” yürekli nesil ister!

NEDİR MURADI?

Nedir muradı, üç buçuk İsrail'in,

Yahudi dilleri gibi bilenmiş...

Ebrehe ‘nin fillerine ne oldu?

Ebabil kuşları, füze gibi inmiş;

Vuracağı menzil tek tek seçilmiş!

"Garkad ağacını" çok iyi bilir

Ayağına baltayı vuran kibir,

Müslüman okları, başına kabir...

Ateş başına hâ düştü, düşecek

Cehennem zebanileri üşüşecek

Yazarın Diğer Yazıları