Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Amerika'da ilk türk lobisi

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Amerika’ya, Anadolu’nun kadim şehri Harput’unda içerisinde bulunduğu ilk göç hareketinin 1860 tarihinde gerçekleşiyor. İlk göçlerde, sadece azınlıklar değil, Türklerde genellikle Harput ve yöresinin de ağırlıkta olduğu birkaç bölgeden (Doğu Anadolu Bölgesinden, Rumeli’den) Amerika’ya New York, Worchester, Lavvrence, Yougnstown, Pittsburg gibi sanayi kentlerine yerleşerek buralardaki fabrikalarda çalışmalara başladıkları anlatılıyor. Bu belirttiğimiz yörelerdeki Türkler boş vakitlerinde, aynı zamanda Türklerin çalıştırdıkları kahvelerde bir araya geliyorlar, hasret gideriyorlardı. Buradaki Türkler, zaman içerisinde, “Türk Teavün Cemiyeti” (Turkish Welfare Association) adında bir dernek kurdular. Bu dernek çatısı altında Amerika’da ilk Türk Lobisini oluşturdular. Bu Cemiyetin kısa sürede Türkler arasında, “birlik ve beraberliği, dayanışma şuurunu geliştirdiğini” görüyoruz. Türkiye’deki gelişmeleri de o günlerin iletişim vasıtalarıyla yakından takip ediyorlar, birlikte paylaşıyorlar, kendi aralarında değerlendiriyorlar. Bu paylaşma ve dayanışma kültürü, Amerika’da, “Türk Düşmanı Kampanyalara karşı…” da birlikte hareket etme, aksiyoner bir fikir ve düşünce geliştirme yönünde de etkili olduğunu görüyoruz. Öyle ki, birçok zorluklara göğüs germesini biliyorlar. Birinci Dünya Savaşı döneminde kesilen Türk-Amerikan ilişkilerinin 1927’lerde yeniden başladığına şahit olmaktayız. Bunda da, Türk Lobisinin etkili olduğunu söyleyelim.

Bizler, tarihi ve efsanevi Harput’tan Çanakkale, Yemen ve Sarıkamış için yakılan ağıtları biliyoruz. Bu ağıtlarda, “Anadolu insanının içli romanını okursunuz!” Bir büyük çığlığı duyarsınız. İşte 1890-1920 tarihleri arasından gerek Harput’tan (Doğu Anadolu’dan) ve gerekse Rumeli’den işçi olarak Amerika’ya göç eden Türkler, buradaki kazançlarının/ alın teriyle elde ettikleri gelirlerin bir kısmını, “Millî Mücadele (Kurtuluş Savaşı)de, yetim kalan şehit çocukları ve Ata Ocaklarının sağlık altyapısı için kritik yardımlarda bulunuyorlardı!” Bu konularda kaleme alınan yazılar, kaynak eserler bizlere/ veya günümüze de ışık tutuyor. Bu bir insan sevgisidir, bu bir vatan sevgisidir. Bir asır önceki fotoğrafı iyi görelim ve günümüze ders olacak şekilde de yorumlamaya çalışalım.

Dr. Mehmet Fuat Umay (1885-1963) ismini mutlaka bilelim. Rahmetli Umay, “Türk hekim, bürokrat ve siyaset adamıdır. Her şeyden önce bu hekimin heyecanını/ veya o heyecanın bir esere nasıl dönüştüğünü de görelim. Bu şahsiyet, o günkü adıyla Himaye-i Eftal (Çocuk Esirgeme Kurumunun) kurucusudur. Bu önemli kurum, 30 Haziran 1921 tarihinde Ankara’da faaliyete geçer. Dr. Fuat Umay’ın, “Amerika’da Türkler ve Gördüklerim” eserini de 1927 tarihinde yayınlayacaklardı. Bir dönemi anlatan önemli bir eserdir. Dr. Mehmet Fuat Umay, Amerika’da Detroit, Peabody, Worcester gibi sanayi şehirlerindeki fabrikalarda çalışan işçilerden yardım toplamak amacıyla, Türk İşçileri ziyaret eder. Bu yardımların gayesi, “Kurtuluş Savaşı’nda babası şehit düşen çocukların barınması için 120 bin doların üzerinde para toplayacaktır.” Türkiye’nin, İLK ÇOCUK YUVASI ve YETİMHANESİ, Ankara’da Keçiören’de, ABD’de ki bu fedakâr işçilerin gönderdikleri bağışlarla inşa edilecekti…

Kızılay ve Verem Savaş Derneği Yardımları… Savaş yılları ve o yılların getirdiği yıkımların nasıl altından kalkındığını da büyük bir dikkatle düşünmeliyiz. Bu ülke bugünlere kolay gelmedi.

Harput’tan Amerika’ya ilk göçler o kadar önemlidir ki, “insan sevgisi, memleket sevgisi yüreklerine işlemiş olan insanlar…” ABD’de, farklı eyaletlerde çalışan bu kadirşinas insanlar, Anadolu halkına/ dahası kendi insanına tıbbi ve lojistik destekler sağlamak için seferber oluyorlardı. Kızılay (Hilal-i Ahmer) ve Verem Savaş Derneğine düzenli olarak bağışlarda bulunacaklardı…

Elâzığ Şehrinde, 1940’lı yıllarda kısıtlı imkanlarla faaliyet göstermekte olan “Elâzığ Verem Savaş Derneği’ne, özellikle Amerika’da Detroit ve Boston gibi şehirlerde işçi olarak çalışmakta bulunan Harputlu vatandaşlarımızın önemli maddi bağış göndermişler. Gurbetçiler Verem Savaş Derneğine 21 bin dolar bağışlıyorlardı. Gönderilen bu paralar ve yardımlar sayesinde “20 yataklı bir verem dispanseri” kurulmuş, röntgen cihazı satın alınmıştı… Harput’un, 19.yy’larda göç yolları üzerinde yer alan askeri, ticari ve bir ilim muhiti olduğunu biliyoruz. Dışa açılan hareketli bir bölge… Bu sebepler, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını kolaylaştırmıştır. Harput ve çevresinde tarih boyunca “verem hastalığı başta olmak üzere kolera, tifo, sıtma ve çiçek gibi hastalıklarla ani ve kitlesel ölümlere yol açan büyük salgınlarla mücadele edilmiştir.” Tekrar ediyorum, o mücadele şartları gerçekten iyi incelenirse, efsanevi bir tarih yazıldığına da şahit oluruz.

O yürekli insanlar, Amerika’da, Türk Teavün Cemiyeti ve Cemiyet-i Hayriye-i İslamiye gibi dernekler kurarak Anadolu’ya örgütlü bir yardım ağı başlattılar… Bu yardımlar cephedeki ordunun ihtiyaçlarını ve savaş mağduru ailelerin geçimi için Anadolu’ya gönderiliyordu. Bakara Suresi 249. Ayette şöyle buyrulur, “…Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle çok topluluklara galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.” Burada bir dönemi iyi okumalıyız. Bu milletin her türlü zorluklara karşı nasıl bir direnç gösterdiğini ve de sabırla vatan coğrafyasını insani bir ruh / veya vasıflarla inşa ettiğini görmeliyiz.

Yazarın Diğer Yazıları