Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

'Hadi Harput'a gidek'

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

“Hadı Harput'a gidek!” derdi Şeref Tan,
Cennet Bahçesidir, turab-ı vatan!
Sığındığım en nazende bir liman
Uhrevi bir sükût, durur zaman
Kartal Yuvasında okunur destan!
Ruhuma dokunur o gizemli an…
Fetih Ahmet Baba, efsanevi can,
Hatıraları dinledim kulaktan!
Yol arkadaşlarıyla ayrılmaz haktan
Ahi Musa’da, vatan bir bostan;
Ahiyan-ı Rumdur, adaleti tutan
Harput’a olmuş adil bir komutan
Belek Gazi’dedir, kâmil bir devran
Dostu, düşmanı, bu yiğide hayran
Harput’tan sefer yolu, kırk küheylan
Nefeslenirdi dağ yolunda ceylan…
Ankuzu Baba, toprağa düşer kan,
Görürüm düşümde ayağa kalkan,
Bir derviş gazinin, yolunda uyan!
Arap Baba, Nadir Baba’yı da an…
Hızırla, fersah fersah yürüyen,
Osman Bedrettin Harput’a vermiş can,
Hak dostlarına pervane her zaman,
Bizim dünyamızda, uhrevi kaptan!
Seferdir hayat, yakından-uzaktan…
Tan kızıllığı, yollar yürür aktan
Söker yüreğin delili şafaktan
Ulucami'de, asırların selâmı
Sarayhatun ‘da, uhrevi divanı
Kurşunlu Cami’de, ilmi kelâmı
Akıllarda, gönüllerde hecesi,
Sükuta ermiş, Harput’un gecesi
Bir lahuti koku siner göğsüme
İlham kaynağı süzülür gönlüme

HAYATA İBADET NAZARIYLA
Hayata, ibadet nazarıyla bak
Lahuti nazarla bakışta, ya hâk!
Müstakim yoluna çık, çizme zikzak!
Hakk'ın esmasında erisin idrak,
Gözleri asan, doyursun toprak
Özünde süzülen su kadar berrak,
Yar ol ki, sana yaren olsun kuşak

SÖZÜ NEFSİNE YÜKLER
Sözü, önce kendi nefsime yükler
Nerede, nefsini yenen yürekler?
Beş duyuda birden başlar süzekler
Sükût limanında, erir şüpheler
Kalbin ritminde doğar heceler
Gönül penceresinde düşünceler
Ahuse bahar gibi görüntüler,
İlmik ilmik erir bütün şüpheler

HARPUT’U YAŞAMAK
Kurşunlu cami önünde bir çınar
Tarihten nice yaprağa al olur
Ötelere akıp giden bir pınar
Yunus gibi dervişlere kal olur

Anadolu toprağı Türk'e vatan
Bağrında cennet, gazi-eren yatan
Şehadettir, nur üstüne nur katan
Türbe, imaret insana hâl olur.

Kartal yuvası, bir peri masalı
Ulu Cami, Sarahatun tasalı
Camiden içeri adım basalı,
Duvarlar, sütunlar söze lâl olur.

Yesevi dergâhından göç eylemiş
Nice zaman mekân kurup söylemiş
Başını vermeyen şehit böylemiş
Harput, şanıyla tarihe mal olmuş.

Kayabaşı, bütün sırlar sendedir
Kılıç çalıp tepen, Belek sendedir
Her dem dolup taşan öfke sendedir
Toprağın nabzında atan nal olur.

Bir maya dilden dile söylenir
Şair Hayri'deki efkâr küllenir
Hoyratlar, 'buz olup..' cana tüllenir
Zaman içre, mevsim mevsim çal olur

Fırat ötelere yoldur, çağrıdır
Kerkük nice zaman oldu ayrıdır
Maniler hoyratlar içten ağrıdır
Bu belde, devran döner sal olur.

Sözümüz, dünden bugünü kavrayış
Memişoğlu, Sunguroğlu arayış
Adım adımda Harput'u tarayış
Şu fani toprak, maziye şal olur

KUR’AN’IN HER AYETİ
Kur'an'ın her ayeti ibret dersi
Güzel ahlaka boyar hevesi
Dereden tepeden geçirir devesi
Ruhuna yıldızlar döşer gecesi
Kalbine rabıta kurar nefesi,
Ahlakla, huzura yürür gölgesi

TAN VAKTİNDEN
Tan vaktinden, grup vaktine ahlak
Vakar, edep yıldızlar kadar parlak
Aklına ve gönlüne düşmüş mü ak?
Zehirle pişmiş aş, bilirsek yasak
Bir lokma haram kabul etmez kursak
İhlasa ruh veren, gerçekte ahlak

TEMİZ BİR DÜNYAYA
Temiz bir dünyaya hasret kaldık
Kirlenmiş bir dünyada yalnız kaldık
Fitne, fesat, fücur kol geziyor
Önüne çıkan mazlumu eziyor
Vurguncunun adı, şanı değişti
Asrın formatıyla anı değişti
Dönen çarkta hesap kurdu yetişti

HÜZÜNLE SEVİNÇ ARASI
Hüzünle sevinç arası git-geller
Kâh karanfil kâh gül deren diller
Sazın telleri kâh hüzün kâh neşe
Zaman tünelinde değişir haller
Güz rüzgarının savurduğu küller
Hüznün gözyaşına sığınır dünya

Yazarın Diğer Yazıları