Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Haddini bil

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bu millete yan bakma, haddini bil

Üst perdeden konuşma, dilini bil

Geçmişinden ibret al, yerini bil

Türk’le âşık atılmaz, halini bil

Türk milleti asırlar boyunca,

Mazluma kucak, dosta güven verdi...

Söz namludan çıkmasın, sesini bil!

Geçtiğimiz günlerde İsrail, “Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı vurdu.”

İçleri pörsümüş, kokuşmuş, hak katında lanetlenmiş bu zavallılar, sözüm ona yaptıkları melanetlerle Türkiye’ye mesaj veriyorlar (mış!)

Sen kime mesaj verdiğini düşünebiliyor musun?

İspanya’dan kovulan ataların, 1492 yılında Elhamra Kararnamesi sonrasında Osmanlı’ya sığınıyorlardı. Onun şemsiyesi altında ancak canını kurtarabiliyordu!

Nazi Almanya’sından kaçan yüzlerce Yahudi 1933 sonrasındaki süreçte Türkiye’ye sığınmacı olarak kabul ediliyordu... Vatandaşlıktan çıkarılan ve pasaportlarında Almanca vatansız anlamına gelen ‘heimatlos’ damgası bulunan kişiler, Türkiye’de ‘haymatlos’ olarak anılıyordu.

O kadar zavallı ve bir o kadar alçaksın ki, ‘kahpelik ve isyan’ ruhuna işlemiş... Köhnemiş bir aklın, vicdanları tamamen dumura uğramış alnına karalar çalınmış bir çehren... Tarih hiçbir zaman zalimleri affetmez... Ve öyle ki, 21. Asırda Firavun Siyasetine sarılan ‘Esfele Sefilin’ olarak tanımlanan bir zihniyet inşallah artık kendi yaktığı ateşte yanacaktır.

İsrail’in en büyük korkusu, Türkiye...

Rüyalarına bir kâbus gibi giriyor...

İsrail şunu da iyi biliyor, Türk Hâkimiyeti, “Suriye, Irak ve Filistin’de Türk Hâkimiyeti yaklaşık olarak 400 yıl sürmüş!” Bu coğrafyayı sadece Osmanlı’nın bakiyesi olarak da düşünmeyelim, “bu milletin gönül coğrafyasıdır!” Gönüllerin incinmesi/ veya kırılması kadar vahim bir durum olamaz.

Bir farklı gözlem nedir?

Genç ve aydın İsrail gençliğinin yüze 60 ile 80 arasındaki kesiminde, “ülkeden göç etme eğilimi vardır!”

Netanyahu ’nun politikaları tamamen, ‘geçmişi inkâr ve isyan ruhu üzerinde kurgulanmıştır’

“endişe verici ihlaller...” her ne kadar İsrail Hükümetinin iç politikaya yönelik seçim hesapları olsa da, İsrailli yöneticiler, ‘haddini bilecekler’ Alçakça tavırlardan vazgeçecekler!

O yetkililer, Türk Tarihini ve özellikle de, “Ağustos Ayını...” zaman ve mekân kaydıyla iyi okumalılar.

Türk Milletinin, Mondros’tan Mudanya’ya, Sevr’den Lozan’a nasıl yol alındığını iyi yorumlamalılar...

Gazi Atatürk Sakarya Meydan Savaşında ne diyorlar; “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz!”

780 bin km2’nin 86 milyon insanıyla ayağa kalkışı...

Sadece Vatan Coğrafyası mı? Bütün İslâm âleminin, ‘gönül coğrafyamızın ayağa kalkışıdır!’

Türkiye’nin, sessiz, sakin, sükûtu tercih edişinin sebebi nedir?

“En güçlü cevap, muhatap almamaktır. Had, tartışarak değil, yok sayarak bildirilir.”

Eğer biraz anlarsan, bu millet seni, ‘yok sayıyor’

Edep, en yalın haliyle haddini bilmektir.

Edebi aşan, sınırları zorlayan kimse için ne diyoruz, “haddini ve hukukunu bilmeyene!” Hak ve Hukuk dersi veren Allah’ın sevgisine mazhar olmuş bir millet çıkar...

11. Abdulhamit, “Bilmek güzel şeydir. Hele haddini bilmek daha güzel şeydir.” Der.

İlmin kapısı, büyük Sahabe Hz. Ali (kv.) ne diyorlar; “Haddini bilene kimse hakaret etmez.”

Ve devamla, “Haddini bilen kimse, helak olmaz.”

İstiklal Savaşı, sadece Anadolu’da verilen bir savaş değildir... Türk ve İslâm Âleminin canı yürekten bu millete maddi ve manevi anlamda can yoldaşı olduğu tarihi bir mücadelenin adıdır.

İslâm Âleminde, İsrail’in “Gazze’de yaptığı soykırımla sessiz bir çığlık vardır!” O çığlığın büyük bir fırtınaya dönüşmesi elbette kaçınılmaz olur. Netanyahu, ‘kendisini yakacak olan ateşle oynadığının farkında mı?’

“Türkiye’den Netanyahu hakkında Kırmızı Bülten Talebi!” hukuk literatüründe bir ‘deprem’ niteliğindedir. Velhasıl, ‘sözün bittiği yerdeyiz’ Soykırımcı Netanyahu için artık hesap verme günü geldi...

 


DAVUT’UN CALUD’U ÖLDÜREN...

Davut'un, Calut'u öldüren sapanı,

Zalimin içine düştüğü kapanı

Bekle Netanyahu, öfken seni boğacak

Doğacak güneş, Süleyman'ını bekler

Kimmiş gör, savaş davulu çalanı

Dünyasına sığındığı yalanı

Kendi yalanında sulhu bozanı

Hesabını soracak. Süleyman bekler


HARPUT’UN BİR YÜZÜ...

Harput'un bir yüzü Kudüs'e bakar

Belek'in muradı, Kudüs'ün fethi

En içli hoyratlar Kudüs'e akar

İstidadımız ne fevri, ne ferdi

Milletin ruhunu besler intizar

Ey Resul! Ümmetin sanadır methi


HARPUT, HALEP, KUDÜS

Harput, Halep, Kudüs Artuklu kokar

Şehri Anadolu gözyaşı döker

Belek'i, Kılıç Aslan'ı, Selahaddin'i;

Zaman döner, devran döner, gün gelir;

Fesat kalesini kökünden söker


NEREDE KALDI?

Nerede kaldı Kur'an ahlakı?

"Gözler kör, kulaklar sağır, kalpler katı!"

Sanki ruhların, bedenden firakı

Kara bulutlar sarmış bütün afakı


PİRİ TÜRKİSTAN’I...

Piri Türkistan'ın nefesi

Doğuda Gakkoş, Batıda Efesi...

Fırat'ı, Menderes'i sevda nehri

Yürekli aşktır, Gaziyan-ı Rum!

Manevi harcında, Bacıyan-ı Rum...

Ahi Evran mektebidir, Anadolu

Yunus dili, Mevlana gönlünde aşk,

Tevhit ritminde "HU" der, gönülden meşk


ŞAİRLERİ HAYKIRMAYAN

Şairleri haykırır bu milletin

Milletin, üstüne çöken illetin

Sancısı sanki içinde zilletin!

Göğüsler, pehlivandan daha diri...

Şairlerin ikramı, gül bahçesi

Bülbüllerin diyarıdır adresi


BİR ÖMRÜ

Bir ömrü, ulu sevdaya sığdır

Gönül gözüyle bak, deryalar sığdır

Hikmetten nasipsiz, sohbeti sığdır

Amelsiz bir ilim, ayağa bağdır

Milleti vicdanıyla ayağa kaldır

 

YARINA RANDEVU VERME

Yarına kimseye randevu verme

"İnşallah, Rabbim dilerse" söyle

Dumanlı havada bir şeyler serme

Rüzgâr, toprağı birbirine katar

Tedbirin içinde âlamet var.

Rabbimden nişan düşen azamet var

Sükûtun yorganında selamet var

Ey yarenler, bedende ikamet var


PAZAR SABAHINA

Pazar sabahına uyandık

Rabbimizi şükürle andık

Nice nimetlerine kandık

Merhaba sabaha, erdemli güne

Her günün bir fazileti var

Bize ikramı, izzeti var

Gören göze marifeti var

Merhaba pazara, esenlik dile

Yazarın Diğer Yazıları