Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Güne selam vermek

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Güne selâm vermek, nimeti edadır
Hakk'ı, hak bilenlere hoş sedadır
Ruhum o anda ilahi sestedir
Âlemde sesler, uhrevi bestedir
Bu ne yalın ne içli bir nefestir
Ey selâm, günü muhterem kılarsın

SABAHI ŞERİFLER
Sabahı şerifleriniz hayrola
Gün boyu yolunuz ışıklı ola
Kâmil insanlarla veresiz mola
Vefalı gönüller uğurlar ola
Kadir bilir dostlar, kalbi selâmlar

BUGÜN YERLER GÖKLER
Bugünde yerler gökler ışıl ışıl
Zaman fısıldar, fasıl fasıl
Şuh meclisi cezbeder, pırıl pırıl
Söz, deryaya dökülür usul usul
Akıl huzura ermiş, mışıl mışıl
Ey ahenk, nakış nakış ruhuma in!

YEŞİLİN HER TONU
Yeşilin her tonu gönlüme düşer
Sanırsın şu âlem deryada yüzer
Toprak hâkî, gök mavi, ervah güler
Şu can, güzelliği su gibi içer
Dünyaya, cennetin gölgesi düşer
İnsan, bu güzelliği nasıl teper?

MİLLETİN İÇİNE
Milletin içine nifak ekenler
Sonra gelip de zehrini dökenler
Halkın arasında etek öpenler
Bağları sarmış şeytani dikenler
İçimde, kadeh kaldırıp içenler
Bu toprakta, nara atıp geçenler
Sorarım, gören gözler kör mü oldu?
O metanetli yüzler bir bir soldu!
Ne oldu, hüsran mı düştü içime

SÖYLERİM
Söylerim, keder, tasa düşünce mi?
Düşlerim, nasıl kokar endişe?
İçimdeki korkular, tehlike mi?
Şu garibe bir çeşit terbiye mi?
Daha sessiz, sükutça dinlemeli
Kara bulutlar, gerek ki gömüle

ÇÖZEMEDİM
Çözemedim şu dünyanın halini
Bir yanda sakini, bir yanda şahini
Bir yanda sadıkı, bir yanda haini
Zıtların bir arada ahvalini
Devasıyla, sefasıyla vefadır
Cefasıyla, ezasıyla fedadır

ER KİŞİNİN HARCI
Er kişinin harcı, mütevazı olmak
Vicdanında, şöyle bir sızı olmak
Âlemin, kendisinden razı olmak
Asıl hak yolcusu niyazı olmak
Erdemli insana merhaba derim.

İNSANLIK ÖLDÜ MÜ?
İnsanlık öldü mü, diyesim geldi
Şu garip dünyaya gülesim geldi
Vefa semtini, bir göresim geldi
Eski defterleri silesim geldi
Aşka, heyecana nefesim geldi
Nefeslenmek, sevgiye, muhabbete

TARİH ÖZENE BEZENE
Tarih, özene bezene anlatır;
On altı büyük devlet kurduk, nasıl?
Arkanıza yaslan, şöyle bir kasıl!
Kasılmak nasıl? Yıkılışı gör asıl!
Fitne, fesat, nifak olunca hasıl;
Yıkılış mikrobu bulaşır her fasıl
Bölünmek öyle sinsi mikrop ki?

HAYDAR BABA’YA SELÂM
Haydar Baba'ya selâm ederim
Şehriyâr'ın ikliminde gezerim
Muhammed Hüseyin Şehriyâr'a selâm
Sendeki, o ne dokunaklı kelâm
Gönül gözüyle Tebriz'i seyrederim
Makberetü's Şuara, yüreğimde;
Dört yüz çadırın ruhani mahşeri
O mahşeri, ruhumuza bezeriz
Tebriz gülünü, Harput'a taşıyan;
Gönül dostları kalplere yazarız

ŞEHRİYAR’IN ANNESİ
Şehriyâr’ın annesi, Hanım Nene;
Şehriyâr’ın gönlüne nüfuz eder;
"Oğul, şair derler, anlamam seni!"
Muhabbeti gönlüne ilham oldu,
"Haydar Baba" onda dile geldi
Söz, bir nehir oldu taştı kabından
Şiiri, abı hayat, maruf oldu
Şehriyar ismiyle efsaneleşti

CUMA BEREKETİ
Cuma bereketi arifeden başlar
Gönüllerden kirleri siler yaşlar
Mescit yolunda yürüyen yoldaşlar
Aynı kaderi paylaşan kumaşlar
Hak yoluna gönül veren sırdaşlar
Selâm olsun bizlerle saf olanlara
Birbirine duada bulunanlar

AĞLAMAK İSTESEN
Ağlamak istesen ağlayamazsın
Akortsuz sazı bağlayamazsın
Bu acıyı, yarayı dağlayamazsın
Ferhat'ım, Ferhat’ça dağa yüklenir

CUMA GÜNÜNE
Günlerin efendisine selâm olsun
İnşirah edecek kelâm olsun
Safları sıklaştıran âlem olsun
Kalbe şifa verecek meram olsun
Doğru sözde, doğru yol devam olsun
Son nefesimiz tekbir tamam olsun
Allahuekber... Allahuekber...

YILAN İLE YALAN
Yılan ile yalan koyun koyuna
Zehrini akıtır, boylu postuna
Yalanın hışmı dokunur dostuna
Diken döşer, gelen-geçen yoluna
Ey can dikkat et, aslına huyuna
Haramı bulaşmasın huyuna...

MUŞ OVASI
Muş Ovası, Türkiye'nin kovası
Ekin, biçin dostlar, canlar doyası
Yeşilden sarıya döner boyası
Muş, erdemli insanların yuvası.

Kederi silip götürür havası
Vatan derdidir, en büyük tasası
Yüksek bir moral, ahlaktır yasası
Şiirin, edebiyatın yuvası.

Yazarın Diğer Yazıları