Bin ahı, tebessümle ağırlar
Latife sitemi, vakarla karşılar,
Nazarlar! Kâh Hüseyni makamı,
Kâh Uşşak; dem dem içirir, sızıları!
Tenkide, merhaba derdik…
Nükteye, el bağlardık!
Sohbetinde, ‘Mizah’ vardı,
Mektubunda, ‘Gönül alıcı’ sözler!
Özledik, özümüz kokan sanatı!
Nefi’nin, yoz tavrı boğan, ‘sitemkârını’
Havasın ve Avamın, yürek dili,
‘Hacivat ve Karagözü’
Gülerek, ‘yoğurt çalardık göle’
Tefekkür eder, soluklardık âlemi!
Somurtan, bir asırdayız!
Kasılan, yüzlerdeyiz!
Buz tutan kaldırımlarda, adımlarımız!
‘Mizahı’ bıraktık!
Ne zarf ne mazruf ne arzuhalimiz kaldı!
Yüzler donuk, kelimeler sönük,
İfadeler, buz tutan kalıplarda,
Yürek yakıcı sözlere, üşüyoruz!
Nesirlere, nesillere ruh veren tevazu…
Özledim, şecaatte, terazide yavuzu…
SORULMAN GÜZEL
Kırık söze, nasıl doğru saz olur
Öz ile sözü bir tutan az olur
Hicabın sevda da, adı naz olur
Taş yerinde ağır, durulman güzel
Hay dedik ektik, Hu dedik biçtik biz
Koca bir ömrü, su gibi içtik biz
Sabırla yandık, şükürle kandık biz
Sırat köprüsünde sorulman güzel
DAR GÜN DOSTU
Dar gün dostu, vatana sadakatin
Her anı, terini döker şefkatin
Vatanında huzur, sende sıhhatin
Vatan düşmanına, bitmez nefretin
Dolunayın doğuşunda hasretin
Sevgili yara benzer muhabbetin
BİR ÖMÜR
Bir ömür gibi, gün doğar, gün batar,
Kalbimiz, saat gibi, "tik-tak" atar
Yâ Hâk deriz, sular deryaya akar
İnsan dünyada, ülkü için yaşar
Göç gibi, kayan yıldızlara bakar
Hikâye eder, "bir varmış, bir yokmuş"
Hâk yolcusu, ihsanı seven çokmuş
KAZA MI?
Kaza mı, belaya davet mi çıkarmak?
İtidal bunun neresinde kaldı!
Dokuz doğurmak ne anlama gelir?
Güvenilir bir liman ararız hep!
Var mı, insanı dalgalarda uçurmak
Ölüm çığlığı karşısında durmak
O kadar insanı hayattan koparmak
OTUZ AĞUSTOS
Otuz Ağustos, vatanı sevme günü
Vatan uğruna şehitlerimizin,
Mukadder günü, Şebi Aruz düğünü
Vatan uğruna, yardan geçme günü.
Ey sabır, ey metanet, göğsümüze in!
Şehadet zırhını giydiği günü...
Tarihin bu milletin destanlaşan,
İbret sayfasını açtığı günü
Sözün, canlara sebil olduğu günü
RESİMLER DİLE GELSİN
Resimler dile gelsin, söz söylesin
O anlattıkça, yüreğim ağlasın
Saçlarımın neden ağardığını,
Yüzümün neden kırıştığını dinlesin!
Hayata dokunduğunu anlasın!
Resimler, geçmişte kalsın, dönmesin
HER MEVSİM
Her mevsim hayatımdan parça gibi
Tomur bağlamış çiçek açmış gibi
Hayata kök salmış, dal budak gibi
Kuruyan her kök kaderim, bilemezdim!
DAR GÜN DOSTU
Dar gün dostu, vatana sadakatin
Her anı, terini döker şefkatin
Vatanında huzur, sende sıhhatin
Vatan düşmanına, bitmez nefretin
Dolunayın doğuşunda hasretin
Sevgili yara benzer muhabbetin
KELÂM
Kelâm, kâmil insanla zarifleşir
Söz, sohbet meclisinde arifleşir
Muhabbete hasretimiz gelişir
Kalpler, hasbi sedayla bir olunca;
Huzur içinde gönüller yatışır
ÖYLE SÖZ SÖYLE Kİ
Öyle söz söyle ki, kalbe dokunsun
Hasbi olsun, gönüllerde okunsun
Canlar eliyle bir sofra kurulsun
Cümle canlara ikramla sunulsun
Âlemde kavga, niza unutulsun
MAL İLE
Mal ile şan ile kavga edenin,
Bir ömür dünya kaygısı güdenin
Gördük akıbeti, fani dünyanın
Kaşemi elinde kaldı yazanın!
Hayırla infak oldu, kazananın