Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şikayetname

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bir ömrün geçtiği muhitimiz, Ata Ocağımız, sevdamız, aşkımız, yüreğimiz, Ağın İlçesinin Konak Mezrasıdır. Öyle bir yurt ki, 1860 tarihinde, büyük dedemiz “Hacı Keleş Efendi…” tarafından, günümüzden 166 yıl önce inşa edilen tarihi konak… Ve 7 nesle türbedar olan mezarlığımız. Hem Hacı Keleş Konağı ve hem de Konağın Mezarlığı, “Diyarbakır Kültür Varlıkları Koruma Kurulu…” tarafından tescili yapılmış bulunmaktadır.Şikayetname

Ağın İlçemizin yetiştirdiği muhterem insan Fethi Gemuhluoğlu’nun çok nezih bir sözü var. Bu sözü bizler kendimize/ veya kendi hayatımıza düstur olarak almışız. Bu güzel ve her bakımdan anlamlı sözü sizlerle paylaşmak istiyorum; “insana dost olmak, fikre dost olmak, coğrafyaya dost olmak, tarihe dost olmak, kendi vücuduna dost olmak, komşuya dost olmak gibi kademe kademe, ama entegre bir bütün içinde bütün dostluklar sözlenmeye mecburdur.”Şikayetname

Biz böyle bir dost ikliminde yetiştik. Tabir yerinde ise, Konak terbiyesi aldık… Saygıyı, sevgiyi, dürüstlüğü, adaleti, güvenirliği ve ahlakı bir bütün içinde düşündük. Öyle öğretildik. Aman ha, ‘kul hakkına girmeyiniz’ denildi. Sözünüzde, özünüzde alnınız daim açık olsun ve dik durunuz.

Şikayetname

Konak Mezrası, 1900’lü yıllarda, bölgenin bir ilim muhitiymiş… Rahmet mekân Harput’ta metfun Osman Bedrettin Hazretlerinin (İmam Efendi) ve de ehli ilim sahiplerinin söz ve sohbet mekanları… Büyüklerimiz bizlere sürekli, ‘o manevi hazzı anlattılar’ bizlere sıklıkla da ‘bu mekanları iman ve ihya ediniz…’ Ata Ocağı bu toprakları terk etmeyiniz oldu. Kardeşlerimizle birlikte, çırpındık, didindik, bir vakıf zihniyetiyle sürekli hareket ettik.Şikayetname

Son yıllarda bizleri üzen gelişmeler oldu. Gerçekten de üzücü gelişmeler… Lütfen, Fethi Gemuhluoğlu’nun, yukarıda bir bütün olarak aldığımız sözleri iç dünyanıza taşıyınız, tefekkür ediniz… Toprağı terk etmedik. Bağımıza, bahçemize, çiftimize sahip çıkmaya çalıştık.Şikayetname

Ama gel görelim ki, sadece kazanma hırsının gözlerini kör ettiği, çevreyi ve doğayı tahrip noktasında; ‘insana, tarihe, fikre, coğrafyaya, komşuya, kültüre bilumum bütün değerlere’ akli ve vicdani hiçbir kaygısının olmadığını görmek gerçekten üzücü olduğu kadar vahim bir durum.Şikayetname

Konak Mezrasının hemen yol ayrımında faaliyet gösteren, ‘ismi veya sıfatı kime ait olursa olsun’ insana ve eşyaya karşı merhameti yoksa, ‘vah ki vah!’ deyiniz… Bu malum, “Taş Ocağı- Beton İşletmesi…” öyle bir faaliyetin içerisinde ki, “köyünüze giden yolunuzun üzerinde…” yolunuzu işgal etmiş, köyün merasını işgal etmiş, sizlere ait araziyi işgal etmiş… Köyün üzerinden eksik olmayan, ‘toz bulutu…’ O tozu sürekli yutmak durumundasınız… Ağaçların yapraklarına kadar, meyve ve sebzelerin üzerinde bir-iki santim toz kabarcığı… Dahası mı, belki de o korkunç veya vahim olanı da ‘sıklıkla patlatılan dinamitler’

Konak Mezrasında sadece ailemizin, 600 dönüm arazisi, 40-50 dönüm civarında; bağ-bahçe ve bademliği ve üç evimiz bulunuyor.Şikayetname

Evlerimize baktım, bir daha hüzünlendim… ‘sıklıkla patlatılan dinamitler’ evlerde çatlaklar oluşturmuş!

Elâzığ İl Özel İdare Genel Sekreterliğine, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğüne, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğüne dilekçe verdim. Her dilekçede, ‘tarihi mekanlarla birlikte insana, doğaya, tarihe, kültüre, coğrafyaya verilen zararlardan söz ettim’Şikayetname

İnsan, insana dost olmalı… Zarar ve ziyan vermemeli… Hak ve hukukuna girilmemeli… Vicdanlar kanatılmamalı...

Bizim en büyük eksiğimiz nedir? Empati yapmıyoruz! Kendimizi, karşımızdaki insanın yerine koymuyoruz. Israrla talep ediyorum, “bu taş ocağını lütfen kaldırınız!” Evlerimizi ayakta tutmak için masraf üzerine masraf yapıyoruz… Yeter artık demekle iktifa ediyorum.

Yazarın Diğer Yazıları