Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Gaspıralı ve eğitim

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

24 Eylül 2026 Tarihi… Eğitim yılının henüz başlarındayız. Gaspıralı
İsmail’in aramızdan ayrılışının 112. Yıldönümü.  “Dil’de, İş’te, Fikir
’de Birlik” diyen, “Eğitimci, Yayıncı, Politikacı”
Bu büyük mütefekkiri, Türk Dünyasının büyük âlimini ne kadar
tanıyoruz? Okullarımızda aramızdan 112 yıl önce ayrılan bu mütefekkir
insanı ne kadar anıyor, tanıtıyor, eserleriyle buluşuyoruz?
Gaspıralı (1851-1914) yakın tarihimizde yaşamış; Türk Dünyasının,
“bilgi ve eğitimle bir araya gelebileceğini” Ve bunun eylem planlarını
yapan büyük mütefekkirdir!
Günümüz Türkiye’sinde, ‘ideal bir eğitim özlemini’ sıklıkla
tartışırız. Bütün bu tartışmalar; bilinçli/ veya bilinçsiz bir şekilde
yapılırken; bu eksende bir büyük, “eksikliğimizi” vurgulamak isterim;
21.asır’da, “Gaspıralılar” yetiştiremedik! 19. yy.’da Türkistan’da;
“Ceditçilik hareketi” başlayacaktır.
Rus esaretine düşen Türkistanlı aydınlar, “Neden, Niçin, Nasıl”
sorularıyla düştükleri vahameti sorgulayacaklar. Bu bir,
“özeleştiridir…”
Türkistanlı aydınların üzerinde ittifak ettikleri ortak görüş nedir?
“Cehalet, taassup ve teknolojik anlamda gerilik…” Bir dönem; 8 asırdan
15 asrın sonlarına kadar; “Farabi’yi, İbn Sina’yı, Razi’yi, İbn-i
Haldun’u, İbn-i Fazıl’ı, Harizmi’yi, Ebu’l Vefa’yı, Cahiz’i,
Beyruni’yi vesaire…” yetiştirmekle kalmayıp, Batı Dünyasını da
“derinden etkileyen” Coğrafyamız; İçerisinde bulunduğumuz şu dönemde,
“kendisini sorgulamalıdır!”
“Özeleştiriye…” o kadar ihtiyacımız var ki? Artık günümüzde sadece,
“mazlum rolünü” oynamayalım. İnancımız, “ne zulmediniz ve ne de zulme
uğrayanlardan olunuz!” diyor.
Zulme karşı, o zulüm ortamını hazırlayanlara karşı da dikkatli
olduğumuz kadar da “güçlü” olmalıyız. Bu ülke, bu coğrafya artık
21.asırda da; asrın Farabilerini, İbn-i Sinalarını yetiştirmek
zorundadır, asrın Yunuslarını, Mevlanalarını kendi içinden çıkarmak
ihtiyacındadır.
O sebepledir ki inancımız, “İlmi teşvik ediyor!”
İsmail Gaspıralı, Kırım Tatar Türküdür; Eğitimcidir, Yayıncıdır, Politikacıdır…
Asrının mükemmel diyebileceğimiz, ‘Müslüman Entelektüelidir’
Harput’ta, 1883 Tarihinde çıkarılan Mamuretü’l Aziz Gazetesiyle, aynı
yıllarda; Gaspıralı İsmail Bey’in yönetiminde, “Tercüman Gazetesi”
(1883-1918) çıkaracaktır.
Gaspıralı 1881 Tarihinde kaleme aldığı bir yazısında ne demektedir;
“Geri kalmışlığımızın tek nedeni cehaletimizdir. Avrupa’da neyin icat
edildiğine veya neler olduğuna dair hiçbir fikrimiz yok. Bu
izolasyondan kurtulmak için bunları okuyabiliyor olmamız gerekirdi;
Avrupa fikirlerini yine Avrupalı kaynaklardan öğrenmeliyiz. İlk ve
ortaokullarımızın müfredatlarına bu dersleri koymalıyız ki, göz
bebeklerimiz yani öğrencilerimiz bu fikirlere ulaşabilsin.”
Öncelikle, bu ülkenin; “Ceditçilere, Ziyalılara, Aydınlara” ihtiyacı
var. Gaspıralıyla ilk akla gelen, “Kırım’dır…” Tarihin en acı
sürgününü yaşayan, “Kırım Türkleridir!” Gaspıralı’nın doğduğu ve Hakka
yürüdüğü yer, “Kırım Bahçesaray’dır!” O canımız kadar sevdiğimiz
Kırım, 2014 yılında;
“Oldu-bittiyle…” Moskova’ya bağlanacaktır! Ukrayna’dan tek taraflı
bağımsızlığını ilan eden, Kırım ve Kırım Türk’ü için ne yapabildik?
2014 yılının mart ayının “yazılı ve sözlü arşivleri” inceleyiniz!
Sivil Toplum Örgütlerinin o dönemde verdiği tepkiler neler olmuştu?
Maalesef, “özeleştiri yapmayan” bir toplum olduk.
Milli reflekslerimizi/ veya direncimizi giderek kaybetmeye başladık.
“Magazin Kültürünün” iç dünyamızı giderek işgal ettiğini gördük!
Şunu iyi bilelim, “Bu dünyada gözü kör ve basireti kapalı olanın;
Ahirette de gözü kör ve basireti kapalı olacaktır!” (İsra, 72)
Uyanalım artık, göz körlüğünü üzerimizden atalım…
Irak’ta neler oluyor diyorsanız? Yıllar öncesine gideceksiniz…
1991 tarihindeki, ABD’nin Irak’ta ki operasyonuna… “Çeki Güç’ten
günümüze kadar gelen” senaryoya! O senaryoyu/ veya çirkin tuzakları ne
kadar görebildik?
O sebepledir ki, “aydın hareketi” diyoruz. Bilgi ve marifet sahibi,
“ideal insan” diyoruz. İdeali olmayan insanın, “iddiası da yoktur!”
Zümer Suresi 9. Ayette ne buyruluyor; “(Resulüm!) De ki; Hiç
bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri
bunları hakkıyla düşünür.”
Bu köşede daha önce kaleme aldığım şu yazımı tekrar sizlerle paylaşmak
istiyorum; “REVAN’I, “ERİVAN” YAPANLAR!
1 Ekim 1827 tarihi… “İvan Paskeviç, komutasındaki Rus ordusu Erivan’a
girdi ve Ermenistan’daki bin yıllık Müslüman yönetimine son verdi!”
Tarihi çok iyi okumalıyız! Tarihte en fazla, “asimile edilen millet!”
Türk milletidir.
Tarihte 4. Murat’ın, 1635 tarihinde çıktığı “Revan Seferini” bilirsiniz.
Orada, “Revan Hanlığı” bulunuyordu. O hanlığın merkezi de Şimdiki
Ermenistan’ın Başkenti olarak bilinen, “Erivan’dır!” Ruslar,
Kafkaslarda “hâkimiyet mücadelesi” için strateji geliştirecekler.
O strateji nedir? Kafkaslarda, “Ermeni iskân siyaseti!”
İşte, o siyasetin mahsulü olarak da “Revan gibi” tarihi Türk Yurtları
bütün unsurlarıyla; “asimile” edilerek; yani, bütün tarihi mekânları
ve insanıyla; “imha edilmiştir!”
O siyasette, “demografik yapı” bütünüyle değişmiştir!
Nasıl değişmiştir; “katledilerek!” imha edilerek. “Ermeni
Soykırımından” bahsedenlerin, “yüzleri kızarmaz!” O koskoca yalan ve
iftiralarıyla da “tarihi de” ters yüz ederler!
Bu kadar nasipsiz ve vicdansızdırlar, 18. yy.’dan itibaren Osmanlının
çekildiği coğrafyalarda; “tarihi yıkımlar ve katliamlar” iki asır
boyunca devam eder.
Milyonlarca insan, “ya muhacir” olmuşlar veya “hayatlarını” kaybetmişlerdir.
Sevgili Okurlarım…  1990’lı yıllardan itibaren, Suriye’de, Irak’ta,
Kerkük’te, Kırım’da, Doğu Türkistan’da olanlar; “iki asrın devamıdır!”
Günümüzde de “tarihi suikastlar” devam ediyor.
Türk ve İslam Coğrafyasında en fazla, “demografik yapı ile”
oynuyorlar! Tarihi, Kültürü, Dili ve insanı, “yok ediyorlar!” N’olur,
biraz hassasiyet diyoruz…
Coğrafyanın geleceği de “bu hassasiyete” bağlı.
Aman ha! O tarihi ve kültürel; “gönül bağları…” kopmasın. 25 Eylül
2017 Kuzey Irak’ta yapılan Referandum; 1991’lere kadar gideceksiniz…
Hatta “Sevr’e kadar…” gideceksiniz. Hatta Ruslarla imzaladığımız,
“1878-Ayestefanos Antlaşmasına” kadar.
O antlaşmanın maddeleri… Bir film şeridi gibi; “son 35-40 yılın
gelişmeleri…” Ve sürekli bir şekilde, “aldatılmışız!” Ve sürekli bir
şekilde, “yanılmışız!”
Hadis, “(Akıllı ve olgun) mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz,
ısırılmaz.” Yazımın başlığına, “Gaspıralı ve Eğitim” dedim! Bizler,
geleceğe; 2023’lere, 2053’lere, 2071’lere nasıl yürüyeceğiz? 21. asır
bizlerden; “gaye ve ufuk sahibi; ideal bir toplum” istiyor.
Akif ne diyorlar;
“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez”
O halde, “en büyük düşmanımız…” içimizde!
O düşman, “cehalet, taassup, fitne, fesat, tefrikadır!”

Yazarın Diğer Yazıları