Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Elazığ'a

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Elâzığ'ın dört yanı TOKİ evleri

Geçmişten, şehrin kalmadı izleri

Dağlara tırmandı koca binalar

Mazide, eski Elâzığ sözleri

Ey şehrin estetiği, zarafeti,

Tarihi yerinden söken afeti,

Sanattan uzaklaşan marifeti

Kalmadı tebessüm eden gözleri

CUMA BEREKETİ

Cuma, bereketi içinde bayram

Günler içinde ne âlâ bir makam

Bu güzel güne Rabbim vermiş anlam

Hutbede, zamanı kuşatan kelâm

Saflarda, bir büyük ahenk ve nizam

Camiler, âdemin hasret kovanı

Rabbim gönlümüze vermiş güveni

Cuma Bayramınız mübarek ola

ERDİK SABAHA

Vaktin sükûtuyla erdik sabaha

Dünya çalışana kutlu bir vaha

Emek, alınteri biçilmez baha

Hergün rızık için bize seferdir

Âdem, rızık için koşan neferdir

TEMMUZ SICAĞI

Temmuz sıcağı kasıp kavururken,

Gönlümün baharını savururken,

Bir umut suda dudaklar kururken,

Selvi ağacının serin gölgesinde,

Esen rüzgârlarla nefeslenmek

HARPUT’A ÇIKTIM

Harput’a çıktım, Kayabaşı'nda,

Seyrine daldım, Elâzığ Şehrinin,

Uzayıp giden serüveninde,

O serüveninin, her bir taşında,

İşlenen nakışlar, ruhumu ısıttı

Toprağın her katmanı, medeniyet

Ufkum giderek, derinlere daldı.

Toprağı bize vatan yapan gizem,

O sırda nurlu sabaha uyanmak!

Tarihi tefekkür ederek anmak...

Vuslati bir yolculuğa çıkmak

MAKAMLAR

Makamlar, mevkiler, şanlar, şöhretler

Bir bulut gibi ya sele doldurur,

Ya toprağı doyurur geçer, gider

İzzet, ikrâm sahibi ebedi kalır

Derler, Süleyman'a mı kaldı dünya!

O saltanatı, dünya içinden aldı!

Nice devirler gördü, fani dünya!

KÂH GAZZE’YE

Kâh Doğu Türkistan, kâh Gazze'ye,

Ne kadar nazar edebildik?

Mazlumların ruhuna dokunabildik?

Heybetimizle, sarılabildik mi?

Bu bir yürek oyunu,

Kanayan vicdanlara el uzatma

BU YOLLARDAN

Bu yollardan, atlarla doludizgin

Dağ, vadi, azgın nehirler aşarak

Toza, toprağa bulanarak geçtik

Hanlar vardı, toprak yüzlü dervişler

Hasırdan, baş koyduğumuz yastıklar

O günler mi zor, bu günler mi bilmem

Tarih yazan bir neslin serüveni

HİKÂYE BU YA

Hikâye bu ya; "bir varmış, bir yokmuş"

Yoklar, şu âlemde bir zaman çokmuş

Garip dünyaya, ne emekler dökmüş!

Mum kimin erimiş, âlemden göçmüş

Dünyanın cazibesine düşenler

BİR TABUTA

Bir tabuta sığacak kadar hacmin

Nedir, insanları kahreden azmin!

Nedir, ifsada taşıyan cezbesi?

Bir şeni fıtrat üstüne mi tazmin?

MALAZGİRT’TE DURULMUŞ

Altaylardan kopan fırtına,

Malazgirt'te durulmuş

Malazgirt, Anadolu'yu vatan yürekler,

O yürekler, dört yana at koşturmuş!

Taşmış kabından, üç kıtaya sefer yolu...

Nizamı âlem yolu, nefer yolu...

Serhatten serhatte yol bulup koşmuş

DEPREM LAFZI

Deprem lafzı, boğazda düğümlenir

Bir an, "dizlerimin bağı çözülür"

Kalbim sanki dilim dilim doğranır

Hayatın mutlu kokusu önlenir

O mutlulukta kaderim gizlenir

Ey gizemli yol, kederim olma?


Depremle mahallem, kültürüm gitti

Şehrim, varlığım, komşularım gitti

Sözüm, sohbetim, muhabbetim gitti

YAZ SICAKLARI

Yaz sıcakları göğsüme çarpar

Rüzgâr sımsıcak duygularla akar

Bulut sıcaklığı, gözyaşı döker

Gözyaşları, gökkuşağı dokur

Güneş, daha mahcup, serin eda da...

ELAZIĞ-MALATYA

(Elazığ-Malatya El-MA Projesi Anısına)

Elazığ-Malatya; Fırat'ın iki incisi

İki sevgili yar gibidir, bize

Fırat sestir, hoyrat esintisinde

Kömür han, gönül köprüsüdür bize

Belek'tir, bir büyük Cihangir Gazi

Nal sesleri, vatan türküsü bize

Battal Gazi, "seferdir" Rum İline

Efsaneleşen Kahramandır, bize

Tarihim, köklerim, hazinem; sizler

Bağım, bahçem, havası paydır bize

İki şehir, İki Kutlu İlimiz

Coğrafyamın dirliği hazdır bize

Doğu'nun Batı'sı; Bahtlı Kentleri

Büyük Ufuklar, gayretimiz bize

ELÂZIĞ ŞEHRİNE

Derler, “Elâzığ bir çanak içinde”

Sevdası, Uluğ Türkistan içinde

Çanak tutar eller gülzar içinde

Türküler, gönlümü verdiğim şehir

Güzel Türkçe’m bayrak yaptığım şehir

İmdi, özünde buluştuğum şehir

ELÂZIĞ- BAKÜ

Elmas Yıldırım’dan, destanlar burcuna

Gala’dan Kale’ye selâm söyleriz

Fuzuli’den Fırat’a, “Su Kasidesi”

Hoyratlarla, mugamlarla kelâm ederiz

Büyük Hazar’dan gönül suyu taşır;

Küçük Hazar’da muhabbet ederiz

Bakü’de, Nuri Paşa’nın ruhuyla;

Elazığ’da şühedaya rahmet ederiz

Mehmet Emin Resulzade’nin yolunda;

“Yükselen Bayrağa selâm ederiz!”

ELAZIĞ’A

Elâzığ, gönlümüzün vuslat şehri

Gazi Caddesinde erdemli yüzler

Tevazu kanadıyla, haslet şehri

Gayreti, ufuk ötesini gözler

Omuzlar, ağır yükü; sıklet şehri

Kırık kalpleri ihya eden sözler

Fırat’ın can damarı, hoyrat şehri

Gurbette feryat, gönül seni ister

Sanırsın vatanımın serhat şehri

Her karışının derdi ile sızlar

Gönül Coğrafyamın derdiyle sızlar

Canlar der ki, Elazığ; Ferhat Şehri

Sevdasını gözyaşlarına gizler

ELAZIĞ´I GEZİYORUM

Elazığ´ı geziyorum

Bir ömür verdiğim şehri…

Gazi Caddesinde uzar da uzar,

Fikir çilesini taşır yolumuz…

Kaldırımlar şahittir, sırrımıza

Ey kutlu vefa, Ey kutlu hamallık

Bağrına bastığın gün kadar sıcak

Tebessüm eder yüzünde güller açar...

"İstanbul´un dağı, taşı altındır" derler ya;

Elazığ´ın dağı, taşı sevda kokar...

Sevdaya açılan çınardır, Elazığ...

Elazığ´ı geziyorum...

Kışı bahar eden gül endamını...

Bir tatlı rüzgârdır, "Hoyrat Esintisi..."

Harput´ta, Ulucami´de; kıyamdayım

Bin yıllık tarihi tefekkürde...

Merhaba diyorum,

Alperen ruhlu gazi dervişlere...

Ahi Evran ruhlu asil yüzlere...

Elazığ´ı geziyorum...

Esen rüzgârlarda, "mertlik havası"

Yürekli adımlarda, "memleket davası"

Düşlerim, kâh Fırat oluyor...

Kâh ışık olup akıyor, deryalara...

Elazığ´ı geziyorum...

Alnı açık, başı dik, leke düşmemiş;

Sevda dolu bir şehri geziyorum...


ELÂZIĞ'A

Seni sevmeyen, yol ver; varsın gitsin

Kendi suyuna, hevesine ersin

Toprağın kokusu içimde tütsün!

Ey Bedri, şehrinle daha gür, hürsün!


Ey Şehir! Seni karşılıksız sevdim

Makam, rütbe isteyenleri yerdim

Acın, feryadın yüreğime işler;

Yoluna ahde vefa postu serdim


Suyun, hamurun herkese aş olmaz

Sevdanla yanmayanda ateş olmaz

“Elâzığ merttir, yiğit, gözü perk”

Seni hayal etmeyende düş olmaz!


Elâzığ derim, koşarım yoluna

Sevdanla, bakmam sağına soluna

Havasında, toprağında büyüdüm

Yoluna baş koymayana yanarım


Elâ gözlerin sevdiğim yar

Nice pazarı savdığım yar

Dağ üstüne düşünce nazar

Yerle bir etmiş seni de yar

Yazarın Diğer Yazıları