*“Yahudi ve hristiyanları dostlar edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar.”(Maide Suresi/51). Ayette geçen veli kelimesi; dost, yoldaş, sırdaş, müttefik, vasi, koruyucu anlamlarına gelir. Müslümanların diğer din mensupları ile olan ilişkilerinde kesin olarak yasak olan husus; kafirin küfrünü, müşrikin şirkini, münafığın nifakını, dinsizin dinsizliğini sevmek ve hoş görmektir. Zira küfre muhabbet küfürdür.
-Farklı din mensupları ile olan insani ilişkilerde; düşmanlık edenlere destek olma durumu, yaşantıda ve ahlakta onlar gibi olma tehlikesi yoksa insani ilişkilerde bir mahzur yoktur. Mümtehine Suresi’nin 8 inci ayeti, insani ilişkilerin hangi şartlarla yasaklanmadığını şöyle ifade etmektedir: “Allah, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlarla iyi ilişkiler içinde olmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Allah adaletli olanları elbette sever.” Ayrıca dininizi alay ve eğlenceye alanlarla yapılacak dostluk da yasaklanmıştır. (Maide Suresi/57)
*İnanmış bir kimse, inancını yaşama uğrunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmaz. “İnsanlar ne der” düşüncesinden önce, Allah’ın ne dediğine ve rızasına öncelik verir. (Maide Suresi/54)
*İyiliği tavsiye etmek ve kötülükten vazgeçirmek (emri bil ma’ruf, nehyi anil münker) her müslümanın boynunun borcudur. Bu görevi terk etmek, Allah’ın rahmetinden uzak kalmaya-lanete sebep olduğu gibi, günah ve kötülüğü yapanlarla kalplerin benzeşmesine, duaların kabul olmamasına da sebep olur. (Maide Suresi/78,79)
*“İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi iğrenç şeylerden ibarettir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.” (Maide Suresi/90,91)
*Atalar yolunu körü körüne sorgulamadan taklit etmek, aklı başında olan ve doğruyu arayan bir kimsenin tavrı değildir. Hakikat eski olanın değil, hakikate sadık olanındır. “Onlara; Allah’ın indirdiğine ve peygambere gelin, denildiğinde, ‘Atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter’ derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda gitmeyen kimseler olsa da mı?” (Maide Suresi/104)
*Siz doğru yolda olduktan sonra, sapıtanların doğru yoldan çıkması size zarar vermez. Bu konuyla ilgili Maide Suresi’nin 105 inci ayeti, sorumluluğun şahsi olduğunu belirtmektedir. Fakat bu ayetten, toplumda işlenen kötülüklere karşı duyarsız kalınması anlamı çıkarılamaz.
*İnancına şirk bulaştırmasına rağmen bu dünya hayatında birçokları bunu kabul etmedikleri gibi, ahirette de bunu kabul etmeyecek ve şirkten uzak bir hayat sürdüklerini yemin ederek iddia edeceklerdir. “Rabbimiz! Vallâhi, biz müşrik kimseler değildik!” demelerinden başka (o gün bir) mazeretleri (cevabları) olmayacak!” (En’am Suresi/23)
*Bir oyun ve oyalanma içindeyiz, gerçek zannediyoruz. Dünya hayatına göre sanal alem nasılsa, ahiret hayatına göre de dünya hayatı fazlasıyla öyledir… Bir oyunda kavga eden çocukların durumu ile dünya hayatını gözünde büyütüp birbirine düşen, kıran, inciten, haksızlık edenlerin durumu da aynıdır.
“Dünya hayâtı bir oyun ve bir eğlenceden başka birşey değildir! Ve elbette âhiret yurdu, (Allah’a karşı gelmekten) sakınanlar için daha hayırlıdır. Hiç akıl erdirmez misiniz?” (En’am Suresi/32)
*İşlerin yolunda olması bazen iyi olmayabilir… “Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, (indirmiş olduğumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.” (En’am Suresi/44)
*Küfür ve hakaret ile davet yapılmaz, din anlatılmaz. Başkalarının taptıklarına, inançlarına sövmeyin. Böyle yaparsanız insanları tahrik eder, incitir ve kendi inancınızı da küfür ve hakarete açık hale getirirsiniz. “Onların Allah'tan başka taptıklarına sövmeyin! Yoksa (onlar da)haddi aşarak bilgisizce Allah'a söverler!” (En’am Suresi/108)
*Çoğunluk her zaman haklı değildir. Eğer hakka dayanıyorsa haklıdır. Hakkı ve doğruyu belirleyen de el-Hak olan Allah’tır, doğru ve hakikati gönderdiği Kur’anla belirlemiştir. Kur’ana ve ilkelerine yaklaşan, hakka ve doğruya yaklaşmış olur. Kur’andan ve ilkelerinden uzaklaşan ise haktan sapmış olur.
-“Eğer yeryüzünde bulunan (insan)ların çoğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. (Onlar) ancak zanna tâbi' olurlar ve onlar sâdece yalan söylerler.” (En’am Suresi/116)
*“Günahın açığını da gizlisini de bırakın…”(En’am Suresi/120)
*Allah’a iftira atmayı, kader inancının arkasına saklanarak yapanlar her devirde olmuştur. “(Allah'a) şirk koşanlar: ‘Eğer Allah dileseydi ne (biz) şirk koşardık, ne de atalarımız! Hem hiçbir şeyi (kendi kendimize) haram kılmazdık!’ diyecekler. Onlardan öncekiler (de) azâbımızı tadıncaya kadar (peygamberlerini) böyle yalanlamıştı.” (En’am Suresi/148)
*“Yetim malına, (onlar) erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah'a verdiğiniz sözü (O’nun emirlerine uymayı) yerine getirin…”(En’am Suresi/152)
Hayatta olanları uyarmak için gönderilen Kur’andan hayatımıza yönelik ilke ve düzenlemelerinden bir kısmını, Kur’andaki Maide ve En’am Surelerindeki ayetlerden anladıklarımızı ve ayetlerin işaret ettiği hakikatleri ifade etmeye çalıştık. Allah-u Teala hepimize Kur’anı anlamayı, yaşamayı ve hesap gününde de Kur’an ahlakına sahip Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselam ile bereber olmayı nasib etsin. Ramazan ayının hayır ve bereketinden istifade etmek dileğiyle Allah’a emanet olunuz…