Adnan Üstün

Kur'andan Hayata-1

Adnan Üstün

Kur’anın Peygamber Efendimize vahyedilmeye başladığı, ebedi hayatımız adına kazancın bol olduğu mübarek bir aya kavuşmuş bulunuyoruz. Allah-u Teala hepimize Ramazan ayının feyiz ve bereketinden istifade etmeyi, tuttuğumuz oruçlarla da orucun farz kılınmasının amacı olan “takva”yı kuşanmayı, haram ve günahlardan sakınmayı nasib etsin. Orucun farz oluşundan bahseden Bakara Suresi’nin 183. Ayeti şöyledir: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de farz kılındı. Umulur ki böylece (günah ve fenalıklardan) sakınırsınız.” 

Ramazan ayında oruç tutmanın, sağlığı yerinde ve yolcu-seferi olmayanlara farz oluşundan bahseden aynı surenin 184 üncü ayetinden sonra gelen 185 inci ayeti; bu ayda gerçekleşen, insanlığın gidişatını değiştiren ve sahipsiz olmadığını gösteren Kur’anın indirilmesinden bahsetmektedir. Ayet; “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır…” ifadeleriyle, insanı yaratan Allah’ın insanı rehbersiz bırakmadığını, yola koyanın, insanı yolcu yapanın doğru yolu da gösterdiğini beyan etmektedir.  

Öyle ya; eğer yüce yaratıcı bize neyin doğru neyin yanlış olduğunu bildirmeseydi, doğrunun ve yanlışın ölçüsü ne olurdu? İnsanlar, atalarından gelen hayat tarzını, örfünü, adetini, kültürünü, kendi zevk ve beğenilerini tek doğru kabul eder, neredeyse insan sayısınca doğru ve yanlış iddiası olurdu. Yani hayat çekilmez ve yaşanmaz olur, kimse kural tanımazdı. Çünkü her nefis ve benlik adeta ilahlık iddiasında bulunur ve hayatın merkezine kendisini koyardı. İşte bu olmasın diye Rabbimiz peygamberler ve mesaj göndermiştir. 

Bir Ramazan ayında indirilmeye başlayan Kur’anın gönderilmesi de;  aynı zamanda Allah’ın insanlığa olan şefkat ve merhametinin göstergesidir. Yolcuyu yaratmış, yolu göstermiş, hedefi belirlemiş, insanın eline, her zaman ve zeminde değişmez ölçüyü vermiştir… 

Bu ölçü ve prensiplerden, Allah’ın koyduğu değişmez ilkelerden, inanç boyutunu-vicdani boyutu aşan, Kur’anın indiriliş amacı olan hayata ve ahlaka hitab edenlerden bir kısmını, Kur’andaki otuz cüz-otuz bölümü esas alarak, bu ilkeleri ifade ve işaret eden ayetleri belirterek paylaşmaya çalışacağız: 

*Kulluk, ibadet ve dua sadece Allah’a yapılır, hesap gününün tek sahibi Allah’tır ve o gün için sadece O’ndan yardım istenir. (Fatiha Suresi/5) 

*Mü’minler gayba inanır, namazı hakkıyla kılar ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı bencilce tüketmez, paylaşırlar. (Bakara Suresi/3) 

*Mü’minler, münafıklar gibi fesat ve bozgunculuk yapmaz; daima ıslahtan, düzeltmekten ve yapıcı olmaktan yanadırlar. (Bakara Suresi/11-12) 

* İnanan bir kimsenin içi ve dışı birdir. İki yüzlü ve münafıklar gibi değildir. (Bakara Suresi/14) 

*Allah’ın dinine teslim olan bir Müslüman, Kur’anın Allah’ın sözü olduğundan şüphe etmez. (Bakara Suresi/23) 

*Müslüman, inanır ve inancına uygun-yakışır eylemler/ameller yapar. İnandığını, hayatıyla en başta kendisine karşı ispatlar. (Bakara Suresi/25) 

*Müslüman, Allah’a verdiği sözü (kelime-i şehadet ve tevhidi) bozmaz, yaratan ve varlık arasındaki irtibat ile akrabalık bağlarını da koparmazlar. (Bakara Suresi/27) 

*Müslümanlar; Allah’ın nimetlerine karşılık, önceki ve şimdiki toplumlar gibi nankörlük etmez, vefayı unutmaz. Allah’tan başkasından korkmazlar. (Bakara Suresi/40) 

*Allah’ın ayetlerini, dinini ve dini değerleri dünyalık menfaat karşılığında satmazlar. Dinin üzerinden geçinmez, menfaat devşirmezler. (Bakara Suresi/41) 

*Mü’min kimseler; iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, iman ile küfrü karıştırıp pazarlamazlar. Batıl ve yanlış olana hak elbisesi giydirip temizmiş gibi sunmaya çalışmazlar. İnancı da, çizgisi de, duruşu da nettir. Hakikati ve doğruyu dünya menfaati için gizlemezler. Kimliksiz, kişiliksiz ve her devrin adamı değildir. (Bakara Suresi/42) 

*İnsanlara iyiliği anlatıp kendilerine ve yakınlarına hakkı hatırlatmayı unutmazlar. (Bakara Suresi/44) 

*Müslümanlar; hiçbirşeyin karşılıksız kalmayacağına inanarak, Allah’a ve hesap gününe kavuşacaklarını düşünerek hayatlarını yaşar ve kimseden kimseye fayda olmayan bir günden korkarlar. (Bakara Suresi/46,48) 

*Sahte ilahlar edinmezler. Hiçbir varlığı, mabud-tapılacak varlık yerine koymaz, Allah’tan başkasının önünde kıyam, rüku ve secde etmezler. (Bakara Suresi/51) 

*Allah’ın ayetlerini; yorum adı altında tahrif etmeye, bağlamından ve amacından koparmaya çalışmazlar. (Bakara Suresi/75) 

*Hakikati gizlemek, tahrif etmek ve menfaat elde etmek için, ayetleri keyiflerine göre yorumlamazlar. (Bakara Suresi/79) 

*Mü’minler, işine gelse de gelmese de, yapsa da yapmasa da Kur’anın tamamına inanırlar. İşine geleni kabul edip, işine gelmeyeni reddederek küfre girmezler. (Bakara Suresi/85) 

*Yahudiler gibi hayata karşı çok hırslı değildirler. Planlı, programlı ve düzenli bir hayatları vardır, ancak hiçbir emel ve arzu onlara ahiret hayatını unutturamaz. (Bakara Suresi/96) 

*Sihir, büyü ve benzeri işlerden, insanların arasını bozmaktan, aileleri parçalamktan uzak dururlar. (Bakara Suresi/102) 

*İçi boş, gösterişçi ve şekli bir dindarlıktan uzak durur, mananın esas olduğunu bilerek şekil şartlarını yerine getirirler. (Bakara Suresi/115) 

*Mabedleri-mescidleri ve eklentilerini temiz tutar, imar ve inşa ederler. (Bakara Suresi/125,127) 

*Mü’min kimseler; yönünü ve yüzünü “hanif” olarak Allah’a döner. İnsanların rızasını değil, Hakk’ın rızasını esas tutarlar. “El, alem ne der?” değil, “Alemlerin Rabbi ne der?” duygusuyla, “Hakkın hatırı yücedir, hiçbir hatıra feda edilmez” düşüncesiyle hareket ederler. (Bakara Suresi/135) 

*Müslüman bir kimse; Allah’ın gönderdiği bütün vahiylere -onların asıllarına-  ve peygamberlere inanır, peygamber olmaları yönünden aralarında ayırım yapmaz. Peygamberleri, ölmüş ve gitmiş birer tarihi şahsiyet olarak değil, örnek alınacak ve uyulacak birer önder olarak kabul ederler. 

Kur’anın ilk yirmi sayfası olan, birinci cüzden bazı ilkeleri ifade etmeye çalıştık. Allah-u Teala hepimize Kur’anı anlamayı, yaşamayı ve hesap gününde de Kur’an ahlakına sahip Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselam ile bereber olmayı nasib etsin. Ramazan ayının hayır ve bereketinden istifade etmek dileğiyle Allah’a emanet olunuz… 

Yazarın Diğer Yazıları